6831 sayılı Kanun
Bu kanuna atıf yapan kararlar, madde madde. Metin için Mevzuat Bilgi Sistemi; maddeyi olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
Maddeler
11 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 19. Ceza Dairesi20.12.2018
Orman alanında işgal ve faydalanmada yalnız iletişim tespitine dayanılarak mahkûmiyet
Asliye ceza mahkemesi, bozma üzerine yaptığı yargılamada sanıkları 6831 sayılı Kanun'a aykırılık oluşturan işgal ve faydalanma eylemlerinden mahkûm etmiştir. Yargıtay, iletişimin tespiti içeriklerinin yalnız CMK 135. maddedeki katalog suçlar için delil olabileceğini, işgal ve faydalanma eylemlerinin katalog suç olmadığını belirterek suç tarihinde şirketi temsile yetkili olmayan sanık hakkında hukuka uygun başka delil gösterilmeden yalnız bu içeriklere dayanılarak mahkûmiyet kurulmasını hatalı bulmuştur. Suç tutanaklarının sahada ölçüm yapılmadan düzenlendiğini, aşımların ruhsat alanı içinde kalıp kalmadığını ve şirketçe yapılıp yapılmadığını belirleyen bilirkişi raporu bulunmadığını, şüpheden arınmış delil olmadan mahkûmiyete karar verildiğini de belirtmiştir. Kabule göre de orman kadastrosu tespiti olmadan 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesi uyarınca artırım yapılması, TCK 62/1 indiriminde eksik ceza tayini ve TCK 53'ün uygulanmaması nedenleriyle hükümler bozulmuştur.
Yargıtay 19. CD, E. 2018/4514, K. 2018/13608, T. 20.12.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu21.01.2014
Tapulu araziden ağaç kesme fiiline idari yaptırım uygulanması
Sanık hakkında ormandan ağaç kesme suçundan açılan davada, ağaçların tapulu araziden kesildiği ve eylemin kabahat oluşturduğu belirlenerek beraat ve idari para cezası verilmiştir. Ceza Genel Kurulu, kovuşturma sırasında fiilin suç değil kabahat olduğunun anlaşılması hâlinde mahkemenin beraatle birlikte idari yaptırım kararı verebileceğini kabul etmiş, Başsavcılık itirazını kabul ederek dairenin bozma kararını kaldırmış ve hükmü esas incelemesi için daireye göndermiştir. Karşı oy, aynı fiil nedeniyle hem beraat hem idari yaptırım verilemeyeceğini savunmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2012/1516, K. 2014/21, T. 21.01.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.06.2011
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazlarda hak düşürücü süre
Hukuk Genel Kurulu (HGK), Hazine’nin orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına dayanarak açtığı tapu iptali davasında, uygulanacak 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla değiştiğini dikkate aldı. Önceki bozmanın taşınmazın niteliğine dayalı esas değerlendirmesi hükümden çıkarıldı; yeni yasal metin uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı yeniden incelenmek üzere direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2011/231, K. 2011/425, T. 15.06.2011Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.06.2008
Kesinleşmiş orman sınırında kalan 2/B alanında ikinci kadastro ile oluşan tapunun iptali
Hazine, kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürdüğü ve 1984 yılındaki genel arazi kadastrosunda gerçek kişi adına tespit edilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Yargıtay, taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalıp Hazine adına orman niteliğiyle tescil edildiğini, 1984 yılındaki arazi kadastrosunun 766 sayılı Kanun'un 46. ve 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince ikinci kadastro olarak hükümsüz sayılacağını, aslı orman olan taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının malikine mülkiyet kazandırmayacağını kabul etmiştir. Taraflar arasında daha önce görülen davanın dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağını, orman niteliğindeki yerleri edinenlerin tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağını ve Hazinenin 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan dava açabileceğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/4257, K. 2008/9287, T. 27.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi03.04.2008
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazda belediye tapusunun iptali ve Hazine adına tescil
Davacı belediye, taşınmazın beyanlar hanesine konulan orman şerhinin silinmesini; Hazine ise kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın belediye adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme belediyenin davasını reddetmiş, Hazinenin davasını kabul etmiştir. Yargıtay, davası bulunmayan ve aleyhine açılan dava reddedilen Orman Yönetiminin kararı temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesini reddetmiştir. Belediyenin temyizi yönünden ise uzman orman bilirkişi raporuyla saptanan olgular karşısında kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeki taşınmaz için arazi kadastrosu ya da Orman Yönetimi ile Hazinenin taraf olmadığı mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtlarının hukuki değeri bulunmadığı, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı kanunların uygulanacağına dair yasa hükmü bulunmadığı ve Hazinenin bu davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek belediyenin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek yerel mahkeme hükmünü onamıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/1564, K. 2008/5261, T. 03.04.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.03.2008
Kadastro dışı bırakılan Devlet ormanında zilyetlikle kazanma ve tescil
Davacılar, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca adlarına tescilini istemiş; yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Özel Daire, taşınmazın genel arazi kadastrosunda Devlet ormanı belirtmesiyle kadastro dışı bırakıldığını, orman bitki örtüsünün kaldırılmasının orman niteliğini gidermediğini, ormanlar üzerindeki zilyetliğe değer verilemeyeceğini ve 1992 orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılmanın bu niteliği değiştirmediğini belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Yerel mahkeme önceki kararında direnmiş, direnme kararını davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire bozma kararındaki nedenleri benimseyerek bozmaya uyulması gerektiğini kabul etmiş ve direnme kararını oyçokluğuyla bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2008/214, K. 2008/241, T. 12.03.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu28.11.2007
Orman dışına çıkarılan taşınmazda kadastro mahkemesinin görevi
Davacı, orman sınırı dışına çıkarılmış taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adına tescilini istemişti; ancak taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmemiş, yalnızca orman parseli olarak tapuya aktarılmıştı. Hukuk Genel Kurulu, kadastro mahkemesinin görevinin taşınmaz için tespit tutanağı düzenlenmesiyle başlayacağını belirterek uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerektiği sonucuna vardı ve direnme kararını görev yönünden bozdu.
Yargıtay HGK, E. 2007/909, K. 2007/891, T. 28.11.2007Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.12.2006
Kesinleşmiş orman kadastrosu içinde makiye ayırmanın yok hükmünde olması ve zilyetlik
Davacılar, 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmazın 1957 yılında makiye ayrıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini ve beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesini istemiş; yerel mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm esas yönünden davacılarca, avukatlık ücreti ve beyanlar hanesine davacılar yararına şerh konulması yönünden Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde yasaya aykırı kurulan ve yasal dayanağı bulunmayan komisyonlarca yapılan makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğunu, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesi uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiğini ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 ve 18. maddeleri karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağını belirterek tescil isteminin reddini isabetli bulmuştur. Daire, 2924 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre kullananın beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için taşınmazın orman köyü sınırları içinde olması gerektiğini, beldenin mahallesindeki taşınmazda şerhin değiştirilmesinin yasaya aykırı olduğunu ve davalı Hazine yararına nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu yanlışlıklar yeniden yargılama gerektirmediğinden şerhe ilişkin paragraf hükümden çıkarılmış, avukatlık ücreti düzeltilmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2006/14641, K. 2006/17945, T. 20.12.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.06.2005
Orman olarak kesinleşen kadastro kaydının iptali ve dava süresi
Arazi kadastrosunda orman olarak kesinleşip Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümünün vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak iptali ve tescili istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu tespitin orman kadastrosunu da kesinleştirdiğini; kesinleşmiş orman kaydının iptalini yalnız tapu sahiplerinin 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki süre içinde isteyebileceğini, vergi kaydı ve zilyetliğin yeterli olmadığını kabul etmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün temyizi taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmiş, Hazine lehine direnme kararı bozulmuştur; karşı oy, arazi kadastrosuna ilişkin on yıllık sürede açılan davanın görülebileceğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2005/327, K. 2005/377, T. 08.06.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.11.2000
Funda ve makilik arazinin orman sayılması
Orman sınırları içindeki taşınmazın funda ve makiyle kaplı bölümünde eğimin yaklaşık yüzde 15 olması, alanın toprak muhafaza karakteri taşıdığını gösterir. Bu nedenle yer, 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (j) bendi uyarınca orman sayılır; davayı kabul eden direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2000/1663, K. 2000/1694, T. 15.11.2000Özel Hukuk ve Medeni Usul