2709 sayılı Kanun
Bu kanuna atıf yapan kararlar, madde madde. Metin için Mevzuat Bilgi Sistemi; maddeyi olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
Maddeler
24 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu21.01.2026
Görevsizlik kararından sonra görevli iş mahkemesine kayıttan önce arabuluculuğa başvuru
Davacı işveren, gece bekçisi olarak çalışan davalı işçinin fabrikadaki malları satarak zarara yol açtığını ileri sürerek tazminat istemiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmış, bu mahkemenin görevsizlik kararından sonra arabulucuya başvurmuş ve süreç dosya iş mahkemesine gelmeden sonuçlanmış; İş Mahkemesi dava açıldıktan sonra dava şartının tamamlanamayacağı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra ancak dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk dava şartı eksikliği tamamlanmışsa görevli mahkemede dava şartının tam olduğunu ve tekrar arabulucuya başvurulmadan esasa geçilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Aksi yöndeki kabulün mahkemeye erişim hakkı ile bağdaşmayacağını ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2025/255, K. 2026/11, T. 21.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi19.11.2025
Kuveyt'te çalışan işçinin alacaklarına İşgücü Değişimi Anlaşmasıyla uygulanacak hukuk
Davacı işçi, işe iade kararı kesinleştiği hâlde işe başlatılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer işçilik alacaklarını istemiş; davalı uyuşmazlığa Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Türk iş mevzuatını uygulayarak davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, Anayasa'nın 90/son ve 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükümleri uyarınca uluslararası anlaşmanın uygulanma önceliği bulunduğunu, Türkiye ile Kuveyt arasındaki İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın 8. maddesi gereğince iş sözleşmesine Kuveyt hukukunun uygulanacağını; işe iade davası Türk hukukuna göre kesinleştiğinden işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti bakımından Türk hukukunun, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından ise Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2025/5602, K. 2025/8923, T. 19.11.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi25.11.2024
Kira tespitinde karar ve ilam harcına esas aylık kira farkı
Bölge adliye mahkemelerinin kira tespit davalarında karar ve ilam harcının aylık veya yıllık kira farkından alınmasına ilişkin kesin kararları arasında uyuşmazlık doğmuştur. Yargıtay, aylık kira bedelinin tespiti davalarında harcın hükmedilen aylık bedel ile önceki aylık bedel arasındaki fark üzerinden alınması gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar vermiştir.
Yargıtay 3. HD, E. 2024/969, K. 2024/3820, T. 25.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 5. Ceza Dairesi11.10.2023
Katalog dışı suçta tesadüfen elde edilen iletişim tespitinin delil olamaması
Yüklenici şirket ortakları ve çalışanı olan sanıklar, ihale konusu kalorifer yakıtını standart dışı teslim ederek edimin ifasına fesat karıştırmakla yargılanmış; mahkeme iki sanığın mahkûmiyetine, diğerlerinin beraatine karar vermiştir. Yargıtay, iletişimin denetlenmesi kararlarının kaçakçılık suçuna ilişkin olduğunu, edimin ifasına fesat karıştırma suçu 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesindeki katalog suçlardan olmadığından tesadüfen elde edilen tespit tutanaklarının 138. madde gereğince bu suç yönünden delil olamayacağını kabul etmiştir. Müdafiin mazeret dilekçesi reddedilerek savunma hakkının kısıtlanmasını, numune ve yakıt niteliği konusunda bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmasını, şoför olarak çalışan sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında yardım etme sayılması gerekirken fail olarak cezalandırılmasını ve 4735 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereği yasaklama kararı verilmemesini de hukuka aykırı bularak hükümleri bozmuştur. Karşı oy: Doğrudan temin usulüyle yapılan işlerde edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmayacağı gerekçesiyle bozulması gerektiği görüşüyle bozmaya değişik gerekçeyle katılınmıştır.
Yargıtay 5. CD, E. 2020/6840, K. 2023/9774, T. 11.10.2023Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi13.09.2023
Anayasa Mahkemesinin sendika hakkı ihlali kararı üzerine işe iade kararının onanması
Davacı işçi, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat istemiş; Mahkeme, yavaşlatma eylemine tüm işçiler katıldığı hâlde yalnız otuz işçinin sözleşmesinin sonlandırıldığını ve işverenin eşit işlem borcuna aykırı davrandığını belirterek işe iadeye karar vermiş, sendikal tazminat talebini reddetmiştir. Bu karar kapatılan 22. Hukuk Dairesince bozularak dava reddedilmiş, Anayasa Mahkemesi ise 23.03.2023 tarihli kararla davacının Anayasa'nın 51. maddesindeki sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda kapatılan 22. Hukuk Dairesinin kararını ortadan kaldırmış, Mahkeme kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2023/13727, K. 2023/11864, T. 13.09.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.01.2022
Hüküm fıkrasını tümüyle değiştiren tavzih ve usulüne uygun olmayan direnme kararı
Davacı, işe iade davasında Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen ret kararına karşı sonradan kişi güvenlik belgesi düzenlendiği gerekçesiyle yargılamanın iadesini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi talebi dava şartları yokluğundan reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, direnme kısa kararında ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine hüküm kurulduğunu, gerekçeli karar yazıldıktan sonra HMK 304/1'e dayanılarak hükmün tavzih yoluyla yargılamanın iadesi talebinin reddine dönüştürüldüğünü saptamıştır. Hüküm fıkrasını tamamen değiştirecek şekilde tavzih yapılamayacağını, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğunu ve bu nedenle usulüne uygun bir direnme kararından söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme kararı usulden bozulmuş, esasa yönelik temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
Yargıtay HGK, E. 2021/738, K. 2022/37, T. 20.01.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu16.01.2020
Psikolojik taciz davasında deliller toplanmadan ret ve hukuki dinlenilme hakkı
Davacı işçi, işyerinde psikolojik tacize (mobbing) uğradığını ileri sürerek manevi tazminat istemiş; mahkeme iddiaların somutlaştırılmadığı ve işe iade davası açılmasının çelişki oluşturduğu gerekçesiyle delil toplamadan davayı reddetmiş, 9. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, uzun sürece yayılan psikolojik tacizde her davranışın yer, zaman ve fail olarak tek tek belirtilmesinin mümkün olmadığını, somutlaştırmanın dava dilekçesindeki vakıalar ve sunulan delillerle birlikte değerlendirilmesi, belirsizlik varsa HMK 31. madde uyarınca süre verilmesi, taraf tanıklarının dinlenmesi ve bilirkişi talebinin değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Deliller toplanmadan karar verilmesinin HMK 27. maddedeki hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği, işe iade davası açılmasının hak arama özgürlüğü kapsamında olup çelişki oluşturmadığı belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2019/571, K. 2020/23, T. 16.01.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu14.05.2019
Kamulaştırma bedelinin tespiti davasında malik idare lehine vekâlet ücreti ödemez
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmaz malikinin davanın açılmasına sebep olmadığı gerekçesiyle idare lehine vekâlet ücretini kaldırmış; idare bu karara direnilmesini temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu davanın amacının taşınmazın gerçek değerini saptamak olduğunu ve malikin davalı sıfatının kanundan doğduğunu belirtti. Kamulaştırma Kanunu’nun 29. maddesi gereği yargılama giderlerini idare karşıladığından, vekâlet ücretinin malike yükletilmesi gerçek bedel ilkesine aykırı olur; idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini uygun bulan direnme kararı onandı.
Yargıtay HGK, E. 2019/241, K. 2019/560, T. 14.05.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu02.05.2019
Dava şartı yokluğundan ret kararının gerekçesinde esasa ilişkin değerlendirme yapılması
Davacı, köy tüzel kişiliğine borç verdiği 9.400 Euro için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; yerel mahkeme takip talebinin İİK'nın 58. maddesindeki zorunlu unsurları taşımadığı gerekçesiyle davayı ön şart yokluğundan reddetmiş, gerekçesinde borcun miktarının da açık olmadığını belirtmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, usulî ret sebepleri varsa davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, hem usulden hem esastan ret sebeplerine dayanılarak davanın reddedilemeyeceğini belirtmiştir. Gerekçedeki ifadenin delilleri değerlendiren ve işin esasına temas eden kabuller içerdiğini, yeni uyuşmazlıklar doğurabileceğinden hukuka uygun bir gerekçeden söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/697, K. 2019/514, T. 02.05.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu13.10.2015
Yanıltıcı kanun yolu bildiriminin temyiz süresine etkisi
İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki suçtan mahkûmiyet kararı müdafiin yüzüne karşı açıklanmış, ancak kanun yolu bildiriminde temyiz süresi tebliğden itibaren iki hafta olarak gösterilmiştir. Ceza Genel Kurulu, bu bildirimle icra ceza kararlarına özgü karma kanun yolu sistemi karşısında başvurucunun yanıltıldığını ve bildirime uygun yapılan temyizin süresinde sayılması gerektiğini kabul etmiştir. Başsavcılık itirazı reddedilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2015/120, K. 2015/313, T. 13.10.2015Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi08.06.2015
Kıyı kenar çizgisindeki taşınmazın tapusunun iptali davasında iptal kararının etkisi
Hazine, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümünün tapusunun iptali ve kıyı olarak terkini için dava açmış; mahkeme kadastrodan sonra on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, ret kararına dayanak olan 5841 sayılı Kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve derdest davada yeni hukuki durumun uygulanması gerektiğini belirterek hükmü bozmuş; yeniden yargılamada kıyı kenar çizgisinin ve yargılama giderlerine ilişkin düzenlemenin değerlendirilmesini istemiştir.
Yargıtay 8. HD, E. 2015/1380, K. 2015/12673, T. 08.06.2015Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu28.04.2015
Gizli soruşturmacı delili ve zincirleme uyuşturucu suçu
Sanıklar, alıcı rolündeki kolluk görevlilerine farklı tarihlerde uyuşturucu hap satmaktan zincirleme suç hükümleriyle mahkûm edilmiş, daire hükümleri onamıştır. Ceza Genel Kurulu, örgüt faaliyeti bulunmadığından gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceğini ancak suça teşvik etmeyen alıcı kolluk görevlilerinin genel soruşturma yetkisiyle delil toplayabileceğini; ilk alımla satış için uyuşturucu bulundurma suçunun delillendiği ve sonraki alımların yeni uyuşturucu teminine dayandığının kanıtlanmadığı olayda zincirleme suç artırımının uygulanamayacağını kabul ederek Başsavcılık itirazını kabul etmiş, onamayı kaldırıp hükümleri bozmuştur. Karşı oy: İtirazın reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2014/848, K. 2015/136, T. 28.04.2015Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.12.2014
MERNİS adresine doğrudan tebligat ve öğrenme tarihinin belirlenmesi
Borçlu, kambiyo senedi takibindeki ödeme emrinin MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek öğrenme tarihinin esas alınmasını ve takibin iptalini istemiş; mahkeme şikâyeti ve süre aşımı nedeniyle diğer itirazları reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bilinen son adrese önce olağan tebligat çıkarılmadan doğrudan adres kayıt sistemindeki adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılmasını usule aykırı bulan bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme hükmünü bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2013/1372, K. 2014/1065, T. 17.12.2014Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu11.07.2014
Toplantı ve gösteri yürüyüşü suçlarında erteleme düzenlemesinin kapsamı
Sanık, Uludere olayını protesto eden toplantıda dağılma ihtarına uymama ve silahla katılma suçlarından mahkûm edilmiş; daire bu suçların 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi kapsamında kovuşturmasının ertelenmesi gerektiği için hükmü bozmuş, Başsavcılık bu uygulamaya itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düşünce ve kanaat açıklama yöntemlerinden olduğunu, yürüyüş sırasında ayrıca işlenen şiddet ve silah suçlarının bu yöntemin niteliğini değiştirmediğini kabul ederek itirazı reddetmiştir. Karşı oy: Molotof, taş ve havai fişekle kolluğa saldırı içeren eylemlerin düşünce açıklama sayılamayacağı ve ertelemenin uygulanamayacağı savunulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2013/386, K. 2014/353, T. 11.07.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 12. Ceza Dairesi03.01.2013
Uzun tutuklulukta infaz indiriminden yararlanamama nedeniyle tazminat
Davacı, çocukken başlayan tutukluluğunun yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle cezaevinde geçirmesi gerekenden fazla sürdüğünü ve erken tahliyeye yarayan infaz hükümlerinden hükümlü statüsüne geçemediği için yararlanamadığını ileri sürerek tazminat istemiştir. Mahkeme, tutuklu kaldığı sürenin hükmolunan cezayı aşmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Daire, 466 sayılı Kanun ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 141'deki koşul gerçekleşmese de uzun tutukluluğun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 5/3'teki makul sürede yargılanma ve özgürlük hakkını ihlal edebileceğini; Anayasa ve Sözleşme çerçevesinde tazminat değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ret kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. CD, E. 2012/24083, K. 2013/1, T. 03.01.2013Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.03.2012
Atandığından haberdar olunmayan zorunlu müdafie tefhim edilen hükmün sanığa tebliği
Nitelikli yağma suçundan iki sanığın hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü, sanıkların katılmadığı ve baroca görevlendirilen müdafilerin hazır bulunduğu oturumda müdafilere tefhim edilmiş, müdafilerin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıkların kendilerine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmadığını ve hükmün kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek düzelterek onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması istemiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi karşısında, zorunlu müdafie yapılan tefhim ve tebliğin vekâletnameli müdafie yapılan gibi hukuksal sonuç doğurmasının ön koşulunun sanığın atamadan haberdar edilmesi olduğunu, haberdar edilmeyen sanık yönünden hükmün sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının gereği olduğunu kabul etmiştir. Genel Kurul, somut olayda hükmün sanıklara tebliğ edilmediğini, sanıklardan birinin infaz sürecinde verdiği 14.06.2010 tarihli dilekçenin temyiz niteliğinde olduğunu, diğerinin ise hükümden haberdar olup olmadığının bilinemediğini belirtmiştir. Genel Kurul itirazı kabul ederek düzelterek onama kararını iki sanık yönünden kaldırmış ve temyiz incelemesi yapılabilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine oybirliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay CGK, E. 2011/235, K. 2012/110, T. 20.03.2012Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu29.02.2012
Direnme kararında her bozma nedenine gerekçe gösterilmesi
Hukuk Genel Kurulu (HGK), yerel mahkemenin bazı bozma nedenlerine karşı gerekçe kurduğu halde günlük yüzde 5 alacağından indirim yapılması gerektiğine ilişkin bozma nedenine yanıt vermediğini saptadı. Direnme kararının bu yönüyle denetlenebilir gerekçe taşımaması nedeniyle karar usulden bozuldu; işin esasına ilişkin temyiz itirazları şimdilik incelenmedi.
Yargıtay HGK, E. 2011/754, K. 2012/102, T. 29.02.2012Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu05.07.2011
Kanun yolu bildirimi eksik hükümde temyiz süresi
Ceza Genel Kurulu, hükümde temyiz süresinin başlangıcının ve kanun yolu bilgilerinin tereddütsüz gösterilmemesi nedeniyle sanık müdafiinin süreyi kusuru olmadan kaçırdığını kabul etti. Başvurunun eski hâle getirme talebini de içerdiği gözetilerek temyiz isteminin reddi kararı kaldırıldı; sanığın temyizi incelenmek üzere dosya Daireye gönderildi ve infazın durdurulmasına karar verildi. İki üye karşı oy kullandı.
Yargıtay CGK, E. 2011/148, K. 2011/155, T. 05.07.2011Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.12.2010
İmar planında okul alanına ayrılıp uzun yıllar kamulaştırılmayan taşınmazda el atma
Davacı, paydaşı olduğu taşınmazın 1978'den beri imar planlarında okul alanı olarak ayrıldığını, kamulaştırılmadığını ve inşaat yapamadığını ileri sürerek kamulaştırmasız el koyma karşılığının davalı il özel idaresinden tahsilini ve payın davalı adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme fiilen el atılmamış olsa da mülkiyet hakkı engellendiği gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiş; Özel Daire, idarece fiilen el atılmadıkça taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılmasının dava hakkı vermeyeceği gerekçesiyle oyçokluğuyla bozmuş, yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, uzun yıllar imar programına alınmayan ve kamulaştırma ya da takas yoluna gidilmeyen taşınmazda idarenin pasif kalarak malikin tasarruf hakkını belirsiz süre kullanılamaz hâle getirdiğini, bunun kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli olduğunu ve malikin mülkiyetin bedele çevrilmesini isteyebileceğini kabul etmiştir. Direnme uygun bulunmuş, davalının işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya oyçokluğuyla 5. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2010/662, K. 2010/651, T. 15.12.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu30.11.2010
Yanlış kanun yolu bildirimi kararın kesinleşmesini önleyebilir
Ceza Genel Kurulu, hükümde temyiz yolu açık olmasına rağmen kesin olduğu yönünde yanlış bildirim yapılmasının sanığı yanılttığını ve kararın henüz kesinleşmediğini belirtti. Bu nedenle kanun yararına bozma başvurusunun esası incelenmeden ilgili dairenin bozma kararı kaldırıldı; doğru kanun yolu bildirimiyle tebligat yapılıp sanığa olağan temyiz olanağı tanınmalıydı.
Yargıtay CGK, E. 2010/237, K. 2010/242, T. 30.11.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu06.10.2010
Genel kredi alacağı için icra takibinde bankanın Harçlar Kanunu 123 istisnası
Alacaklı banka, kredi borcunun tahsili için başlattığı icra takibinde kendisinden harç alınmasına ilişkin icra memuru işleminin iptalini ve alınan başvurma harcı ile peşin harcın iadesini istemiştir. Yerel mahkeme, 5766 sayılı Kanunla değişik 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinin son fıkrası uyarınca bankanın takip harcından muaf olduğu gerekçesiyle şikâyeti kabul etmiş; Özel Daire önce onamış, Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine takibin bu istisnanın koşullarında başlatılmadığı gerekçesiyle bozmuş, yerel mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, istisnanın bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini, teminatları ve geri ödenmesine ilişkin işlemlerle sınırlı olduğunu; bankaların genel kredi sözleşmeleriyle müşterilerine kullandırdıkları kredilerin ödenmemesi nedeniyle açtıkları dava ve icra takiplerinde ödenmesi gereken yargı harçlarının bu kapsama girmediğini kabul etmiştir. Genel Kurula göre icra memurunun harcın tahsiline ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık yoktur; direnme kararı değişik gerekçeyle oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2010/443, K. 2010/471, T. 06.10.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu30.01.2007
Yanlış kanun yolu bildirimi nedeniyle temyiz süresinin kaçırılması
Yerel mahkeme, hükümde temyiz yolunu itiraz olarak göstermiş; başvuru mercii, süresi ve şeklini de açıklamamıştı. Hükümlü, bu bildirim üzerine yedi günlük süre geçtikten sonra itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, eksik ve yanıltıcı bildirimin eski hâle getirme nedeni oluşturduğunu kabul ederek Başsavcılığın itirazını değişik gerekçeyle kabul etti ve temyiz başvurusunun esasını incelemesi için dosyayı Özel Daireye gönderdi; karşıoy süre geçtikten sonra temyiz yapılamayacağını savundu.
Yargıtay CGK, E. 2007/9, K. 2007/18, T. 30.01.2007Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu07.11.2006
Uyarlama kararında kanun yolu gösterilmemesi ve temyiz başvurusu
Kesinleşmiş mahkûmiyetin lehe kanun uyarlaması için verilen ek kararına karşı hükümlü başvurmuş, başvuru temyiz isteminin reddi kararına yöneltilmediği hâlde Özel Daire bu ret kararını onamıştır. Ceza Genel Kurulu, temyiz incelemesi için süresinde ve açık bir başvuru bulunması gerektiğini; ret kararına karşı inceleme isteyen özel dilekçe verilmediğinden uyarlama kararının incelenemeyeceğini belirtmiştir. İtiraz kabul edilerek onama kararı kaldırılmış ve dosya incelenmeksizin mahalline gönderilmiştir; kanun yolu bildiriminin eksikliği eski hâle getirme olanağı doğurabilirse de bu dosyada böyle bir başvuru yapılmamıştır.
Yargıtay CGK, E. 2006/213, K. 2006/229, T. 07.11.2006Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu29.11.2005
Hukuka aykırı konut aramasında elde edilen deliller
Şüphelinin eşi tarafından verilen rıza, hâkim kararı olmadan konutta arama yapılmasını hukuka uygun hâle getirmez; gecikmede sakınca bulunduğu da gösterilmemiştir. Hukuka aykırı arama ile elde edilen deliller mahkûmiyete dayanak yapılamayacağından Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, önceki onama kararı kaldırılarak yerel mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Karşı oyda, delillerin hukuka aykırılığı nedeniyle suçun sabit olmadığı ve itirazın reddi gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2005/144, K. 2005/150, T. 29.11.2005Ceza ve Ceza Muhakemesi