2709 sayılı Kanun m. 36
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
4 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu21.01.2026
Görevsizlik kararından sonra görevli iş mahkemesine kayıttan önce arabuluculuğa başvuru
Davacı işveren, gece bekçisi olarak çalışan davalı işçinin fabrikadaki malları satarak zarara yol açtığını ileri sürerek tazminat istemiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmış, bu mahkemenin görevsizlik kararından sonra arabulucuya başvurmuş ve süreç dosya iş mahkemesine gelmeden sonuçlanmış; İş Mahkemesi dava açıldıktan sonra dava şartının tamamlanamayacağı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra ancak dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk dava şartı eksikliği tamamlanmışsa görevli mahkemede dava şartının tam olduğunu ve tekrar arabulucuya başvurulmadan esasa geçilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Aksi yöndeki kabulün mahkemeye erişim hakkı ile bağdaşmayacağını ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2025/255, K. 2026/11, T. 21.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu16.01.2020
Psikolojik taciz davasında deliller toplanmadan ret ve hukuki dinlenilme hakkı
Davacı işçi, işyerinde psikolojik tacize (mobbing) uğradığını ileri sürerek manevi tazminat istemiş; mahkeme iddiaların somutlaştırılmadığı ve işe iade davası açılmasının çelişki oluşturduğu gerekçesiyle delil toplamadan davayı reddetmiş, 9. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, uzun sürece yayılan psikolojik tacizde her davranışın yer, zaman ve fail olarak tek tek belirtilmesinin mümkün olmadığını, somutlaştırmanın dava dilekçesindeki vakıalar ve sunulan delillerle birlikte değerlendirilmesi, belirsizlik varsa HMK 31. madde uyarınca süre verilmesi, taraf tanıklarının dinlenmesi ve bilirkişi talebinin değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Deliller toplanmadan karar verilmesinin HMK 27. maddedeki hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği, işe iade davası açılmasının hak arama özgürlüğü kapsamında olup çelişki oluşturmadığı belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2019/571, K. 2020/23, T. 16.01.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.12.2014
MERNİS adresine doğrudan tebligat ve öğrenme tarihinin belirlenmesi
Borçlu, kambiyo senedi takibindeki ödeme emrinin MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek öğrenme tarihinin esas alınmasını ve takibin iptalini istemiş; mahkeme şikâyeti ve süre aşımı nedeniyle diğer itirazları reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bilinen son adrese önce olağan tebligat çıkarılmadan doğrudan adres kayıt sistemindeki adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılmasını usule aykırı bulan bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme hükmünü bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2013/1372, K. 2014/1065, T. 17.12.2014Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.03.2012
Atandığından haberdar olunmayan zorunlu müdafie tefhim edilen hükmün sanığa tebliği
Nitelikli yağma suçundan iki sanığın hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü, sanıkların katılmadığı ve baroca görevlendirilen müdafilerin hazır bulunduğu oturumda müdafilere tefhim edilmiş, müdafilerin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıkların kendilerine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmadığını ve hükmün kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek düzelterek onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması istemiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi karşısında, zorunlu müdafie yapılan tefhim ve tebliğin vekâletnameli müdafie yapılan gibi hukuksal sonuç doğurmasının ön koşulunun sanığın atamadan haberdar edilmesi olduğunu, haberdar edilmeyen sanık yönünden hükmün sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının gereği olduğunu kabul etmiştir. Genel Kurul, somut olayda hükmün sanıklara tebliğ edilmediğini, sanıklardan birinin infaz sürecinde verdiği 14.06.2010 tarihli dilekçenin temyiz niteliğinde olduğunu, diğerinin ise hükümden haberdar olup olmadığının bilinemediğini belirtmiştir. Genel Kurul itirazı kabul ederek düzelterek onama kararını iki sanık yönünden kaldırmış ve temyiz incelemesi yapılabilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine oybirliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay CGK, E. 2011/235, K. 2012/110, T. 20.03.2012Ceza ve Ceza Muhakemesi