6102 sayılı Kanun
Bu kanuna atıf yapan kararlar, madde madde. Metin için Mevzuat Bilgi Sistemi; maddeyi olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
Maddeler
14 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi20.10.2025
Ticaret siciline tescil ve ilan talebi
Davacı, davalı şirket ortağının ortaklıktan çıkmasına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ve ilanını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. HD, E. 2025/1341, K. 2025/6370, T. 20.10.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.09.2025
Bonoda şirket yetkilisinin imzasının şirket kaşesi üzerinde olmaması ve borca itiraz
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu şirket, bonoda kendi kaşesi üzerinde imza bulunmadığını, imzanın dava dışı şirket kaşesi üzerine atıldığını ileri sürerek takibin iptalini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi borca itirazı kabul ederek takibin durdurulmasına karar vermiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, düzenleme tarihinde her iki şirketin de yetkilisi olan temsilcinin senedi metni kapsayacak şekilde imzaladığını, sorumluluk için imzanın şirketin unvanı ya da kaşesi üzerinde bulunmasının zorunlu olmadığını ve borçlu şirketin senedi düzenleyen olarak sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2024/791, K. 2025/539, T. 17.09.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Danıştay · Vergi Dava Daireleri Kurulu19.03.2025
Tüzel kişiliği sona eren şirketin taraf olduğu davanın sürdürülmesi
Uyuşmazlık, kurumlar vergisi tarhiyatı ve cezasına ilişkin dava sürerken davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinin yargılamaya etkisine ilişkindir. Bölge İdare Mahkemesi, vergi ve cezanın kaldırılmasına yönelik önceki kararındaki gerekçeyle ısrar etmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, şirketin ısrar kararından önce tüzel kişiliğini kaybettiğini ve şirket ihya edilip yargılama yeniden başlatılıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini belirterek ısrar kararını bozmuştur. Karşı oy: Tüzel kişiliği sona eren şirket adına davanın ve temyizin incelenemeyeceği savunulmuştur.
Danıştay VDDK, E. 2024/1138, K. 2025/207, T. 19.03.2025İdare ve Vergi - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi22.05.2024
Eczacının tacir sayılması ve bonodaki yetki sözleşmesinin geçerliliği
Bonoya dayalı kambiyo takibinde borçlu yetkiye, imzaya ve borca itiraz etmiş, İlk Derece Mahkemesi borçlunun tacir kaydı bulunmadığı gerekçesiyle yetki itirazını kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi alacaklının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, HMK'nın 17. maddesine göre yetki sözleşmesini ancak tacirlerin veya kamu tüzel kişilerinin yapabileceğini, eczanelerin ticari işletme olduğunu ve eczaneyi işleten eczacının TTK'nın 12/1. maddesi uyarınca tacir sayıldığını kabul etmiştir. Keşideci eczacı ve lehtar tacir olduğundan bonodaki yetki sözleşmesinin geçerli ve takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış, yetki itirazının reddi ile sair itirazların incelenmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2024/170, K. 2024/5198, T. 22.05.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.11.2023
İtirazın iptali davasında takip tarihinde muaccel olmayan ödünç borcu
Davacı, davalıya verdiği paranın bakiyesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesinin ret kararı istinafta kaldırılarak dava kısmen kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki ilişkinin ödünç sözleşmesi olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından TTK'nın cari hesap hükümlerinin uygulanamayacağını ve itirazın iptali davasında alacağın takip tarihinde muaccel olmasının aranacağını belirtmiştir. Belgelerdeki "1-1,5 yıl sonra", "imkânlar dâhilinde taksitlerle" gibi belirsiz ifadelerle kesin bir vade öngörülmediğini, takipten önce ihtar da bulunmadığını, bu nedenle borcun takip tarihinde muaccel olmadığını ve ret kararının hukuka uygun olduğunu kabul ederek direnme kararını bozmuştur. Karşı oy: iki üye, 29.04.2017 tarihli belgeye göre borcun 29.10.2018'de muaccel olduğu görüşüyle direnmenin uygun bulunması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2022/1269, K. 2023/1106, T. 15.11.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi20.06.2023
Ticaret şirketi yetkilisinin ticareti usulüne aykırı terk suçundan beraati
Müşteki, borçlu limited şirketin sicildeki adresinde bulunmadığını ve ticareti terk ederek mal beyanında bulunmadığını ileri sürerek şirketi temsile yetkili sanık hakkında İİK 337/a uyarınca şikâyette bulunmuştur. İcra ceza mahkemesinin ilk mahkûmiyet hükmü Yargıtay 19. Ceza Dairesince bozulmuş, bozmadan sonra sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmiştir. Daire, Ceza Genel Kurulu içtihadına da dayanarak İİK 44'teki mal beyanı yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik olduğunu ve ticaret şirketlerini kapsamadığını, 6728 sayılı Kanun'la TTK 545'e eklenen fıkra uyarınca tasfiye olunan şirketlerde İİK 44 ve 337/a hükümlerinin uygulanmadığını belirterek beraat kararını isabetli bulmuştur. Müşteki vekilinin temyiz sebepleri reddedilerek hüküm onanmıştır.
Yargıtay 12. HD, E. 2022/9119, K. 2023/4342, T. 20.06.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Danıştay · 3. Daire12.04.2023
Eski limited şirket ortağının şirketin kamu borçlarından sorumluluğu
Limited şirkette ortak olduğu döneme ilişkin katma değer vergisi (KDV) borçları için, pay devrinden sonra şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağı nedeniyle eski ortağa ödeme emri düzenlenmiştir. Vergi Dava Dairesi, asıl borçlu şirkete ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini belirterek emri iptal eden kararı korumuştur. Daire ise, eski ortağın şirketten ayrıldıktan sonra gerçekleşen defter ve belge ibraz etmeme fiiline erişimi veya müdahale imkânı bulunmadığını; bu sonraki fiil nedeniyle doğan vergi ve cezalardan sorumlu tutulmasının ölçüsüz olacağını açıklayıp kararı bu gerekçeyle onamış, idarenin temyiz istemini reddetmiştir.
Danıştay 3. D, E. 2022/1964, K. 2023/1375, T. 12.04.2023İdare ve Vergi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.03.2023
Matbu TL ibaresi bulunan döviz bonosunun kambiyo vasfı
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte bonoda TL ibaresi çizilmeden Amerikan Doları ibaresi eklendiğini ve iki para birimi bulunduğunu ileri sürerek takibin iptalini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi senedin belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği gerekçesiyle takibi iptal etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bonoda rakamla ve yazıyla belirtilen bedelin aynı olduğunu, para biriminin açıkça Amerikan Doları olarak yazıldığını ve tahrifat iddiası bulunmadığını belirterek senedin 2.250.000 Amerikan Doları olarak düzenlendiğini ve kambiyo vasfını taşıdığını kabul etmiştir. Matbu senetteki TL ve Türk Lirası yazılarının hukuki sonuç doğurmadığını, aksinin kabulünün aşırı şekilcilik olacağını belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2021/862, K. 2023/174, T. 08.03.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi14.03.2022
Tescilli markanın benzerinin kullanılmasında marka tecavüzü ve ayrıca haksız rekabet
Davacılar, davalının "BUSTESİN" ibareli ilaç ürünlerinin tescilli "UBISTESIN" markalarına tecavüz ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55. maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, men ve önlenmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi marka hakkına tecavüzün tespitine karar verip haksız rekabet talebini reddetmiş; bölge adliye mahkemesi davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet olduğunu kabul ederek davanın tamamen kabulüne hükmetmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, mülga 6762 sayılı TTK'nın 57. maddesinde yer alan marka kavramına 6102 sayılı TTK'nın 55. maddesinde bilinçli olarak yer verilmediğini ve markaların kendi özel yasasıyla korunduğunu belirterek, tescilli markanın benzerinin tescil kapsamındaki ilaçta kullanılmasının ayrıca haksız rekabet sayılmasının yerinde olmadığını kabul etmiştir. Davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi kararı bu yönden davalı yararına bozulmuştur.
Yargıtay 11. HD, E. 2019/5189, K. 2022/1852, T. 14.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.02.2021
Bononun teminat senedi olduğunun ek protokolle kanıtlanması ve takibin durdurulması
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe dayanak bononun yüklenici sözleşmesi ve ek protokol kapsamında teminat senedi olarak verildiğini ileri sürerek borca itiraz etmiş; icra mahkemesi takibin iptaline karar vermiş ve Özel Daire bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, senet metninden anlaşılamayan teminat iddiasının İİK 169/a kapsamında sözleşmede senedin tarih ve miktarına açık atıfla kanıtlanabileceğini, ek protokolün 5-a maddesinde vadesiz bononun 90.000 TL bedeline açıkça atıf bulunduğunu ve düzenleme tarihlerinin aynı olduğunu, bu nedenle bononun teminat amacıyla verildiğinin kanıtlandığını ve itirazın borca itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek direnmeyi yerinde bulmuştur. Ancak İİK 169/a uyarınca itirazın kabulüyle takibin iptali değil durdurulması gerektiğinden, hüküm fıkrasındaki "iptaline" ibaresi "durdurulmasına" olarak değiştirilip karar düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2017/350, K. 2021/152, T. 23.02.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi22.12.2020
Tasfiye edilen sermaye şirketinin mal beyanı vermemesi nedeniyle cezalandırılması
İcra ve İflas Kanunu'ndaki mal beyanı yükümlülüğüne uymama suçundan şirket yetkilisi mahkûm edilmişti. Yargıtay, İİK 337/a'daki suçun mal beyanı vermeme gibi seçimlik hareketlerle oluştuğunu, ancak Türk Ticaret Kanunu (TTK) 545/2 uyarınca kanuna göre tasfiye edilen şirketlerde İİK 44 ve 337/a hükümlerinin uygulanmayacağını belirtti. Sermaye şirketlerinin tasfiyesinde aktif ve pasifler tasfiye sürecinde envanter ve bilanço ile belirlenip alacaklılara ödeme yapıldığından, tasfiye sonrası mal beyanı yükümlülüğü bulunmaz. Şirketler bakımından bu yükümlülük olmadığı hâlde mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı olduğundan hüküm bozuldu.
Yargıtay 12. HD, E. 2020/8057, K. 2020/11132, T. 22.12.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi15.12.2020
Depozito alacağına uygulanacak faiz türünün hükümde düzeltilmesi
Bozma ilamına uyan mahkeme, kira bedeli iadesi talebini reddetmiş ve 9.520 TL kesin teminatın ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Yargıtay, davacı şirketin avans faizi talep ettiğini ve kabul edilen alacağa ihtarın tebliğinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiğini belirlemiştir. Hükümdeki yasal faiz ibaresini avans faizi olarak düzelterek kararı onamıştır.
Yargıtay 3. HD, E. 2020/9935, K. 2020/7847, T. 15.12.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.12.2019
Ticari kredinin erken kapatılmasında erken kapama ücretinin dürüstlük kuralıyla sınırı
Davacı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredileri erken kapatırken davalı bankanın tahsil ettiği 1.558.378,24 Euro erken kapama ücretinin fahiş olduğunu ileri sürerek istirdadını istemiş; yerel mahkeme %2 oranını hakkaniyete uygun bularak davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşmenin 34.9. maddesinin belirli bir oran öngörmeyip erken kapama tarihindeki faiz oranlarına dayanan bir hesap yöntemi içerdiğini, bu nedenle davacı açısından öngörülemez ve belirsiz olduğunu, bankanın bu hesapla davacının kredilerinden elde etmeyi düşündüğü tüm faizi elde ettiğini saptamıştır. Bankanın erken kapama ücretini serbestçe belirleyebileceğini, ancak bunun sınırının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğunu belirterek diğer bankaların aynı özellikteki kredilerde uyguladığı oranlar ve tarafların menfaatleri gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki ve ilave gerekçelerle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2019/567, K. 2019/1346, T. 12.12.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.02.2013
İş sözleşmesi sonrası rekabet yasağında görevli mahkeme
İşveren, işten ayrılan işçinin rekabet yasağı taahhüdünü ihlal ettiği iddiasıyla cezai şart istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, taahhüdün iş sözleşmesi sona erdikten sonraki döneme ilişkin olduğunu ve uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'ndaki rekabet yasağı hükümlerine dayandığını değerlendirmiştir. Bu tür uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu uyarınca mutlak ticari dava olduğu ve ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu kabul eden direnme kararını onamıştır. Azınlık görüş, uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2012/854, K. 2013/292, T. 27.02.2013Özel Hukuk ve Medeni Usul