4721 sayılı Kanun m. 2
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
31 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu01.04.2026
Yetim aylığında boşanılan eşle fiilî birlikteliğin araştırılması
Davacı, eski eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen yetim aylığının yeniden bağlanmasını istemiş; mahkeme davayı kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, boşanma iradesinin samimiyetinin değil fiilen birlikte yaşanıp yaşanmadığının araştırılması gerektiğini açıklamıştır. Aynı adres kayıtlarıyla tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeden, komşular ve ihbarcı araştırılıp dinlenmeden karar verilmesini yetersiz inceleme sayarak direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2025/20, K. 2026/206, T. 01.04.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi12.03.2026
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması ve düşük bedelli taşınmaz satışı
Vekil aracılığıyla satılan taşınmazın bedeli ile satış tarihindeki bilirkişi değerinin belirgin biçimde farklı olduğu tapu iptali ve tescil davasında tartışıldı. 1. Hukuk Dairesi, vekilin sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığını, alıcının da kötüye kullanmayı bilebilecek durumda olduğunu değerlendirerek tescil talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.
Yargıtay 1. HD, E. 2025/2729, K. 2026/2063, T. 12.03.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu05.11.2025
Tüketici kredisinde takas-mahsup talimatıyla emekli maaşına banka blokesi
Malulen emekli olan davacı, kullandığı tüketici kredileri nedeniyle davalı bankanın emekli maaşına koyduğu blokenin kaldırılmasını ve kesilen tutarların iadesini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi blokenin kaldırılmasına, alacak talebinin reddine karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Dairece temyiz itirazları reddedilmiş olan davacının direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz başvurusunu reddetmiştir. Davalının temyizi yönünden, kredi sözleşmeleri ve ek taahhütnamelerle verilen virman-takas-mahsup muvafakatinin haksız şart sayılamayacağını, somut olayda cebri icra işlemi değil borcun ifa biçimine ilişkin bir yetki bulunduğunu, blokenin kaldırılmasının istenmesinin TMK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve bu yönde 21.03.2025 tarihli, 2022/2 Esas, 2025/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bulunduğunu belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: emekli maaşının haczedilemezliği ve bundan feragatin geçersizliğine ilişkin hükümlerin emredici olduğu, takas-mahsup yetkisi veren sözleşme hükümlerinin 2004 sayılı Kanun'un 83/a ve 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesine aykırı olduğu görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2023/593, K. 2025/686, T. 05.11.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu01.10.2025
Yağ yakan araçta ayıpsız misli ile değişim talebi ve orantısızlık savunması
Davacı tüketici, satın aldığı sıfır km aracın motorundaki yağ eksiltme ayıbı nedeniyle öncelikle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini istemiş; yerel mahkeme, aracın model yılı, km'si ve hasar kaydı ile ayıbın motor değişimiyle giderilebileceğini gözeterek misli ile değişimin orantısız olacağı gerekçesiyle motorun ücretsiz yenisiyle değiştirilmesine karar vermiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ayıbın varlığı hâlinde tüketicinin seçimlik haklarından istediğini tercih edebileceğini, yargılama sırasında artan km'nin tüketici aleyhine yorumlanamayacağını, motor değişimiyle giderilse de aracın değer kaybına uğrayacağını ve talebin orantısız ya da hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmadığını kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur. Karşı görüş: aracın 180.000 km kadar kullanıldığı, misli ile değişim isteminin hakkın kötüye kullanımı olduğu ve direnmenin yerinde olduğu ileri sürülmüştür.
Yargıtay HGK, E. 2025/259, K. 2025/594, T. 01.10.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu05.02.2025
Bakiye süre ücretini tekrarlayan sözleşme hükmünün cezai şart sayılmaması
Belirli süreli olarak imzalanan iş sözleşmesi süresinden önce feshedilen davacı, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun başka bir davada kesinleşmesinden sonra sözleşmenin 4. maddesine dayanarak cezai şart alacağı istemiş, İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş ve Özel Dairenin davanın reddi gerektiği yönündeki bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, cezai şart ifadesi içermeyen ve kalan ay sayısı ile son aylık brüt ücretin çarpımı tutarında tazminat öngören hükmün 6098 sayılı Kanun'un 438. maddesindeki bakiye süre ücreti tutarında tazminatın tekrarı niteliğinde olduğunu, cezai şart olmadığını kabul etmiştir. Sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kesinleştiğinden 438. maddenin de uygulanamayacağını belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2024/429, K. 2025/3, T. 05.02.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.11.2024
Ödeme emrine asıl alacağın maddi hatayla eksik yazılması ve itirazın iptali davası
Davacı, takip talebinde 600.000,00 TL olan asıl alacağın yetkili icra müdürlüğünce ödeme emrine 600,00 TL olarak yazıldığı takipte itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi usulüne uygun ödeme emrine karşı itiraz bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrini takip talebine uygun düzenleme görevinin İİK 60 uyarınca icra müdürlüğünde olduğunu, hatanın icra memurundan kaynaklanan açık maddi hata sayılacağını, davalının tutar farkını hiç ileri sürmeyerek HMK 29'daki dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını kabul etmiştir. Tahkikat aşamasına gelmiş davanın usulden reddinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, işin esasının incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: iki üye bozmaya katılmakla birlikte, birinde davacıya süre verilerek ödeme emrinin şikâyet yoluyla düzelttirilmesi, diğerinde yalnız 600,00 TL üzerinden geçerli takip yönünden esasa girilmesi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2023/1139, K. 2024/581, T. 27.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi10.06.2024
İrtifak hakkı bedelinin sonraki yıllarda endeks uygulanarak belirlenmesi
Davacı, asıl ve birleşen davalarda irtifak hakkı bedellerinin ve bu bedellere kesin teminat farkı eklenemeyeceğinin tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi davaları kısmen kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay, asıl davada rayiç bedelin %2’si üzerinden hesaplanan irtifak bedelinden eski kiracılık nedeniyle %10 indirim yapılmasını ve kesin teminat istenemeyeceğinin belirlenmesini uygun bularak bu kısmı onamıştır. Birleşen davalarda ise asıl davada belirlenen bedele Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin, 2019 yılından itibaren tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranının uygulanması gerektiğinden bu davalara ilişkin hükmü bozmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2023/2510, K. 2024/1874, T. 10.06.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi08.05.2024
Kira uyarlamasında dava tarihindeki brüt bedelin yeterli emsal incelemesiyle belirlenmesi
Davacı, koşulların değiştiğini ve işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek aylık kira bedelinin 10.000,00 TL olarak uyarlanmasını istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyduktan sonra kirayı dava tarihinden itibaren net aylık 8.500,00 TL olarak uyarlamıştır. Bilirkişi raporunda taşınmazın aylık kira bedeli dava tarihi yerine 2019 yılı itibariyle belirlenmiştir. Yargıtay, uyarlama koşullarının oluştuğunu kabul etmekle birlikte tüm emsalleri değerlendiren, dava tarihindeki boş ve brüt kira bedelini belirleyen denetlenebilir rapor alınması ve eski kiracılık indirimi yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2023/3006, K. 2024/1601, T. 08.05.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi15.02.2024
Anlaşmalı boşanma beyanının katılma alacağına etkisi
Davacı, eski eşinin evlilik sırasında ziynet eşyalarını kullanarak aldığı araç nedeniyle değer artış payı ve katılma alacağı istemiş; ilk derece mahkemesi anlaşmalı boşanma duruşmasındaki karşılıklı hak ve alacak kalmadığı beyanına dayanarak davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu sonucu korumuştur. Yargıtay, temyiz edilen kararda hukuka aykırılık görmeyerek kararı onamıştır.
Yargıtay 2. HD, E. 2022/11410, K. 2024/949, T. 15.02.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu31.01.2024
Emekli maaş hesabından kredi taksiti kesilmesine verilen muvafakatin geçerliliği
Davacı, kredi kullandığı davalı bankanın emekli maaş hesabına bloke koyarak kesinti yaptığını ileri sürerek blokenin kaldırılmasını ve kesintilerin durdurulmasını istemiş, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi haczi yasak haklara ilişkin önceden yapılan anlaşmaların geçersiz olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının üç kredide de ilk taksitten itibaren maaş hesabından virman yoluyla ödemeyi tercih ettiğini, hesapta tasarrufuna engel bir bloke bulunmadığını, bu nedenle muvafakat hükümlerinin haksız şart sayılamayacağını belirtmiştir. İİK ve 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki haczedilemezlik kurallarının cebri icraya ilişkin olduğunu, somut olayda cebri icra değil borcun ifa biçimine ilişkin bir yetki bulunduğunu, düzenli kesintilere itiraz etmeyen davacının sonradan kesintilerin iptalini ve iadesini istemesinin TMK'nın 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması olduğunu kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki devir ve temlik yasağı emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğundan bankanın aldığı muvafakat geçersizdir.
Yargıtay HGK, E. 2023/52, K. 2024/29, T. 31.01.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.02.2023
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde muvazaanın emsal kararlarla kabulü ve eksik inceleme
Davacı işçi, Türkiye Taşkömürü Kurumu ile alt işveren şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş; İlk Derece Mahkemesi, emsal kararlar ve başka dosyada alınan bilirkişi raporuna dayanarak muvazaayı kabul etmiş ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının İş Kanunu'nun 2. maddesi, Alt İşverenlik Yönetmeliği ve Kurum Ana Statüsü birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, yapılan araştırmanın yetersiz olduğunu kabul etmiştir. Verilen işin kapsamı ile asıl iş mi yardımcı iş mi olduğu, davacının sözleşme ve şartnamelerdeki iş kapsamında çalışıp çalışmadığı ve çalıştığı sahada Kurumun aynı işi yapan işçisi bulunup bulunmadığı gerekirse tanık ve keşifle araştırılmalıdır. Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2022/547, K. 2023/56, T. 08.02.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu09.11.2022
Dava açıldıktan sonra onarıma izin veren tüketicinin seçimlik hakkını tüketmesi
Davacı tüketici, satın aldığı aracın sinyal kolundaki arıza nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimini, ıslahla da olmazsa sözleşmeden dönülerek bedelin iadesini istemiş; ilk derece mahkemesi aracın gizli ayıplı olduğu gerekçesiyle değişime karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik haklarda tüketicinin serbestliğinin asıl olduğunu, ancak somut olayın özelliklerine göre bu tercihin TMK'nın 2/2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılabileceğini belirtmiştir. Davacının davayı açtıktan yirmi iki gün sonra yetkili servise başvurarak arızayı onartmasıyla, servis formundaki ihtirazi kayda rağmen seçimlik hakkını tükettiğini kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: Dava hakları saklı tutularak yapılan onarım seçimlik hakkın değiştirildiği anlamına gelmez, direnme kararı onanmalıydı.
Yargıtay HGK, E. 2021/246, K. 2022/1480, T. 09.11.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu29.03.2022
Harici satışla alınan bağımsız bölümü görmeden satın alan kayıt malikinin iyi niyeti
Davacı, yüklenici şirketten harici sözleşmeyle satın alıp bedelini ödediği ve teslim alarak kullandığı bağımsız bölümün tapu devri yapılmadan üçüncü kişiye satılması üzerine tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemiş; Tüketici Mahkemesi davayı kabul etmiş, kapatılan 14. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ön sorunlarda, TK'nın 21/1. maddesine aykırı tebligat nedeniyle temyizin süresinde olduğunu ve tüketici mahkemesi kurulduktan sonra görevi sona eren genel mahkemenin verdiği uyma kararının usulî kazanılmış hak doğurmadığını kabul etmiştir. Esasta, taşınmazı görmeden satın aldığını kabul eden kayıt malikinin tutumunun hayatın olağan akışına uymadığını, üzerine düşen özeni göstermediğini ve TMK'nın 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişi olarak 1023. maddenin korumasından yararlanamayacağını belirtmiştir. Direnme kararı, gerekçesinden bazı bentler çıkarılarak düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2018/402, K. 2022/391, T. 29.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.01.2022
Objektif neden olmadan yapılan belirli süreli sözleşmede işverenin belirsiz süre savunması
Davacı işçi, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek bakiye süre ücreti ve cezai şart istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi sözleşmenin 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre belirsiz süreli olduğu gerekçesiyle bakiye süre ücreti talebini reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına bu yönden direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olmadığını ve kesinlik sınırını aştığını belirledikten sonra, davacının yaptığı işin süreklilik taşıdığı için objektif koşulların bulunmadığını kabul etmiştir. Ancak işçiyi koruyan bu kuralın ancak işçi tarafından ileri sürülebileceğini, işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunmasının TMK'nın 2/2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve mahkemenin objektif nedeni re'sen araştıramayacağını belirterek sözleşmeyi belirli süreli saymıştır. Direnme kararı bozulmuş, bozmanın uyulan kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2021/778, K. 2022/65, T. 27.01.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi13.10.2021
Onarım yönünde seçimlik hakkını kullanan tüketicinin aracın misliyle değişimini istemesi
Davacı, satın aldığı aracın motorundan gelen ses giderilemediği için aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini ve tazminat istemiş; İlk Derece Mahkemesi araç garanti kapsamında onarıldıktan sonra ayıp ve arıza kalmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise değişim hakkının koşullarının oluştuğunu kabul ederek aracın sıfır km misliyle değiştirilmesine karar vermiştir. Yargıtay, tüketicinin 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik haklarını TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralı içinde kullanması gerektiğini belirtmiştir. Davacının müşteri istek formlarına göre seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığı, bilirkişi raporuna göre arızanın giderildiği ve değiştirilen parçaların değer kaybına yol açmadığı gözetildiğinde ayıpsız misliyle değişim talebinin hakkaniyete ve hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağını kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2020/12311, K. 2021/10023, T. 13.10.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.06.2021
Objektif neden olmadan yapılan belirli süreli iş sözleşmesinde bakiye süre ücreti
Bir yıl süreli sözleşmeyle çalışan davacı işçi, sözleşmenin süresinden önce feshedildiğini ileri sürerek bakiye süre ücretini istemiş; İş Mahkemesi davayı kabul etmiş ve sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif şartların bulunmadığı gerekçesiyle verilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, somut olayda 4857 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki objektif koşulların bulunmadığını, ancak işçiyi koruyan bu normun yalnız işçi tarafından ileri sürülebileceğini, işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve mahkemenin objektif nedenleri re'sen değerlendiremeyeceğini kabul etmiştir. Direnme değişik gerekçeyle uygun bulunmuş, esasa ve miktara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya 9. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2017/2903, K. 2021/837, T. 24.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.03.2021
Muvazaalı alt işverenlik tespitinin işe iade kararından işçilik alacağı davasına etkisi
Sigara fabrikasında alt işveren işçisi olarak forklift operatörlüğü yapan davacı, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek fark işçilik alacakları ile ayrımcılık tazminatını istemiş; İş Mahkemesi alt işverene verilen işin yardımcı iş olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ham ve yarı mamul malzemelerin forkliftlerle taşınması, istiflenmesi ve depolanmasının asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bölünemez bir parçası olduğunu, alt işverenlerin bağımsız bir organizasyona sahip olmadığını ve sözleşmenin işçi teminine yönelik olduğunu kabul etmiştir. Aynı vakalara dayanan işe iade davasında muvazaaya ilişkin kesinleşen tespitin eldeki alacak davasında kuvvetli delil oluşturduğunu, davacının başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılarak emsal işçi ücretlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek direnme kararını genişletilmiş gerekçeyle bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2016/1900, K. 2021/324, T. 23.03.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi25.02.2020
Onarımla giderilebilen gizli ayıpta ayıpsız misliyle değişim yerine bedel indirimi
Davacı tüketici, sıfır olarak satın aldığı otomobilde gizli ayıp bulunduğunu ileri sürerek aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, olmazsa bedel iadesini istemiş; Tüketici Mahkemesi 2.311,16 TL değer kaybı üzerinden bedel indirimine hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırarak aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar vermiştir. Yargıtay, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik hakların objektif iyiniyet kuralları içinde kullanılması gerektiğini, aynı maddenin üçüncü fıkrası ile TBK'nın 227/3. maddesinin hakkaniyet ilkesine dayanarak hâkime takdir yetkisi verdiğini belirtmiştir. Bilirkişi raporunda ayıbın onarımla giderilebileceği ve 2.311,16 TL değer kaybına yol açacağı bildirildiğinden, TMK'nın 2. ve TBK'nın 227/3. maddeleri uyarınca bedel indirimine hükmeden ilk derece kararının doğru olduğunu kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 13. HD, E. 2018/929, K. 2020/2698, T. 25.02.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.02.2020
Miktarı bankanın takdirine bırakılan ticari kredi erken kapama ücretinin denetimi
Davacı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredileri erken kapatırken bankanın tahsil ettiği 20.080,20 TL erken kapama ücretinin fahiş olduğunu ileri sürerek şimdilik 9.000,00 TL'nin iadesini istemiş; mahkeme sözleşmenin 15.6. maddesinin bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Dairenin bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bankanın erken kapama talebini kabul yükümlülüğü bulunmasa da bu hakkını kullanırken ve ücreti belirlerken 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına uymak zorunda olduğunu, sözleşmede öngörülebilir bir oran belirlenmediğini belirtmiştir. Diğer bankaların aynı özellikteki kredilerde uyguladığı erken kapama ücreti oranları ve tarafların menfaatleri gözetilerek alınan ücretin bankacılık uygulamalarına ve bu maddeye uygunluğunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/410, K. 2020/189, T. 20.02.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.12.2019
Ticari kredinin erken kapatılmasında erken kapama ücretinin dürüstlük kuralıyla sınırı
Davacı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredileri erken kapatırken davalı bankanın tahsil ettiği 1.558.378,24 Euro erken kapama ücretinin fahiş olduğunu ileri sürerek istirdadını istemiş; yerel mahkeme %2 oranını hakkaniyete uygun bularak davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşmenin 34.9. maddesinin belirli bir oran öngörmeyip erken kapama tarihindeki faiz oranlarına dayanan bir hesap yöntemi içerdiğini, bu nedenle davacı açısından öngörülemez ve belirsiz olduğunu, bankanın bu hesapla davacının kredilerinden elde etmeyi düşündüğü tüm faizi elde ettiğini saptamıştır. Bankanın erken kapama ücretini serbestçe belirleyebileceğini, ancak bunun sınırının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğunu belirterek diğer bankaların aynı özellikteki kredilerde uyguladığı oranlar ve tarafların menfaatleri gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki ve ilave gerekçelerle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2019/567, K. 2019/1346, T. 12.12.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi27.05.2019
Organizasyon değişikliğine dayalı fesihte eksik araştırma
Yönetici asistanı olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin organizasyon değişikliği gerekçesiyle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiş; ilk derece mahkemesi feshin son çare ilkesine uygun olmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, işletmesel kararın yerindelik denetimine tabi olmadığını, ancak işverenin istihdam fazlası doğduğunu, kararı tutarlı uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlaması gerektiğini belirtmiştir. Direktörlük pozisyonunun gerçekten kapatılıp kapatılmadığı, fesihten 6 ay önce ve 6 ay sonraki işe giriş ve çıkış listeleri getirtilerek bu pozisyondakilerin çıkarılıp çıkarılmadığı ve davacının çalışabileceği pozisyonlara işçi alınıp alınmadığı gerekirse yerinde inceleme yapılarak belirlenmeden eksik araştırmayla hüküm kurulmasını hatalı bulmuştur. Bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararları bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2019/166, K. 2019/12182, T. 27.05.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi02.04.2019
Sıfır araçta lokal boya kalınlığı ayıbında sözleşmeden dönme yerine bedel indirimi
Davacı, sıfır olarak satın aldığı aracın ön kaputunda üç kat boya bulunduğunu ileri sürerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemiş, mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak 39.250,00 TL'nin iadesine ve aracın davalıya iadesine karar vermiştir. Yargıtay, tüketicinin 6502 sayılı Kanun'un 11/1. maddesindeki seçimlik haklarını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesi gerektiğini, 11/3. madde ve TBK'nın 227/3. maddesinin hakkaniyet ilkesine dayanarak takdir hakkını hâkime bıraktığını kabul etmiştir. Bilirkişi raporuna göre ayıbın araçta 2.800,00 TL değer kaybına yol açacağı gözetildiğinde, sözleşmeden dönmenin TMK'nın 2. ve TBK'nın 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete aykırı olacağı ve bedel indirimi uygulanması gerektiği belirtilerek hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Yargıtay 13. HD, E. 2016/20595, K. 2019/4373, T. 02.04.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.03.2019
Fiilen birlikte yaşarken ölüm aylığı almak için boşanma hakkın kötüye kullanılmasıdır
Davalı kadın, eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı sürdürdüğü hâlde hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı ve sağlık yardımı almış; Kurum sağlık giderlerini icra yoluyla istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, sağlık hizmeti giderlerinin bir kısmı için 5510 sayılı Kanun’un Geçici 45. maddesindeki tahsil etmeme kuralı bulunsa da, aylık hakkını elde etmek amacıyla yapılan boşanma sonrası eski eşle yaşamaya devam etmenin Türk Medeni Kanunu (TMK) 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu kabul etti. Bu nedenle Geçici 45. madde korumasından yararlanılamaz ve sağlık giderleri iade edilmelidir; direnme kararı bozuldu. Karşı görüş, kişinin genel sağlık sigortalısı olarak kapsama girdiği ve sağlık giderlerinin tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle direnmenin onanmasını savundu.
Yargıtay HGK, E. 2015/2743, K. 2019/275, T. 12.03.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu07.02.2019
Sigortasız çalışma şikâyeti sonrası feshin kötü niyetli olup olmadığının araştırılması
Bahçe ve villada bekçi olarak sigortasız çalıştırıldığını, işvereni Kuruma şikâyet etmesi üzerine kötü niyetle işten çıkarıldığını ileri süren davacı, kötü niyet tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını istemiş; İş Mahkemesi kötü niyet tazminatını kabul etmiş, somut delil bulunmadığı gerekçesiyle bu yönden bozan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, iş güvencesi dışındaki işçinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı isteyebileceğini, işvereni şikâyet ettiği için işten çıkarılmanın kötü niyetli fesih sayılacağını, ancak fesih ile kötü niyet arasında uygun nedensellik bulunması gerektiğini ve TMK'nın 3. maddesi gereğince kötü niyeti işçinin ispat etmesi gerektiğini kabul etmiştir. Şikâyet üzerine düzenlenen sigorta müfettişi raporu ve ekleri ile tebliğ tarihleri getirtilmeden eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2015/2548, K. 2019/92, T. 07.02.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul
Devamı (7 karar)
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/11362, K. 2018/6297, T. 04.06.2018 — Hizmet binasında uyarlama ve husumet yönünden bozma
- Yargıtay 6. HD, E. 2014/13828, K. 2015/2161, T. 04.03.2015 — Belirlenebilir artış şartında hak nesafetle tespit yapılamaması
- Yargıtay 6. HD, E. 2014/7121, K. 2014/8734, T. 01.07.2014 — Tespit usulüyle raporla uyarlama isteminin karşılanması
- Yargıtay 6. HD, E. 2013/13871, K. 2014/5361, T. 28.04.2014 — Kısa süreli sözleşmede tacirin geçmişe dönük uyarlama istemi
- Yargıtay 3. HD, E. 2013/60, K. 2013/1701, T. 06.02.2013 — Ciro kirası sözleşmesinde tespit yöntemiyle uyarlama yapılamaması
- Yargıtay HGK, E. 2012/592, K. 2013/65, T. 16.01.2013 — Teslim tarihi kararlaştırılmayan eserde makul sürede ifa
- Yargıtay HGK, E. 2008/501, K. 2008/507, T. 16.07.2008 — Kötü niyetli marka tescilinin hükümsüzlüğü