4721 sayılı Kanun m. 1023
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
4 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.09.2025
Harici satışla alınan bağımsız bölümde kötüniyetli üçüncü kişiye karşı tapu iptali
Davacı, yükleniciden harici satış sözleşmesiyle aldığı bağımsız bölümün yüklenicice teminat amacıyla diğer davalıya tapuda devredildiğini, bu devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, Özel Dairenin davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle verdiği bozma kararına karşı davalının taşınmazın davacıya satıldığını bildiği gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kötüniyeti ispat yükünün davacıda olduğunu, ancak yüklenici temsilcisinin beyanı, toplantı tutanağı ve tanık beyanlarına göre davalının taşınmazın başkasına satıldığını bildiğini, konutu görmeden yalnız tapuda işlem yaparak almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve TMK 1023. madde korumasından yararlanamayacağını kabul etmiştir. Direnme kararı oy çokluğuyla onanmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2024/1, K. 2025/565, T. 24.09.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu29.03.2022
Harici satışla alınan bağımsız bölümü görmeden satın alan kayıt malikinin iyi niyeti
Davacı, yüklenici şirketten harici sözleşmeyle satın alıp bedelini ödediği ve teslim alarak kullandığı bağımsız bölümün tapu devri yapılmadan üçüncü kişiye satılması üzerine tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemiş; Tüketici Mahkemesi davayı kabul etmiş, kapatılan 14. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ön sorunlarda, TK'nın 21/1. maddesine aykırı tebligat nedeniyle temyizin süresinde olduğunu ve tüketici mahkemesi kurulduktan sonra görevi sona eren genel mahkemenin verdiği uyma kararının usulî kazanılmış hak doğurmadığını kabul etmiştir. Esasta, taşınmazı görmeden satın aldığını kabul eden kayıt malikinin tutumunun hayatın olağan akışına uymadığını, üzerine düşen özeni göstermediğini ve TMK'nın 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişi olarak 1023. maddenin korumasından yararlanamayacağını belirtmiştir. Direnme kararı, gerekçesinden bazı bentler çıkarılarak düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2018/402, K. 2022/391, T. 29.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu21.03.2019
Muris muvazaası ve sonraki alıcının iyiniyetinin araştırılması
Uyuşmazlık, murisin oğluna satış göstererek yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olup olmadığı ve sonraki alıcının iyiniyetli sayılıp sayılamayacağıdır. Kurul çoğunluğu, murisin ihtiyacının bulunmaması, bedel ile gerçek değer arasındaki belirgin fark ve alıcının ödeme gücünün kanıtlanmaması nedeniyle ilk devrin bağış niteliğinde ve muvazaalı olduğu sonucuna varmıştır. Sonraki alıcının iyiniyeti yalnız komşuluk ilişkisine dayanılarak reddedilemeyeceğinden kullanım, devir tarihindeki değer ve tadilat delilleri araştırılmalı; bu eksiklikle direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/1225, K. 2019/326, T. 21.03.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul