2004 sayılı Kanun m. 67
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
14 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.04.2026
İtirazın iptali davasında direnme kararına karşı temyizde miktar yönünden kesinlik sınırı
Davacı, rücuen tahsil amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırarak davayı reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, temyiz edilebilirliğin kararın verildiği tarihteki kesinlik sınırına göre belirleneceğini, buradaki kararın direnme kararını da kapsadığını ve sınırın belirlenmesinde faiz, icra tazminatı ve yargılama gideri gibi kalemlerin değil yalnız asıl alacağın dikkate alınacağını kabul etmiştir. Takip ve davaya konu 184.667,01 TL, direnme kararı tarihinde geçerli 378.290,00 TL temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2025/555, K. 2026/252, T. 15.04.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi29.01.2026
Genel kredi sözleşmesinden doğan alacakta itirazın iptali kararının onanması
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağı için asıl borçlu şirket ve kefil aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi, hesap kat ihtarının kefile 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca 04.10.2017 tarihinde tebliğ edildiğini ve kefilin 06.10.2017 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek kefil yönünden nakdi alacak hükmünü kaldırıp yeniden hüküm kurmuştur. Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararında hukuk kurallarına aykırılık ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1 ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.
Yargıtay 11. HD, E. 2025/3575, K. 2026/600, T. 29.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.11.2024
Ödeme emrine asıl alacağın maddi hatayla eksik yazılması ve itirazın iptali davası
Davacı, takip talebinde 600.000,00 TL olan asıl alacağın yetkili icra müdürlüğünce ödeme emrine 600,00 TL olarak yazıldığı takipte itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi usulüne uygun ödeme emrine karşı itiraz bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrini takip talebine uygun düzenleme görevinin İİK 60 uyarınca icra müdürlüğünde olduğunu, hatanın icra memurundan kaynaklanan açık maddi hata sayılacağını, davalının tutar farkını hiç ileri sürmeyerek HMK 29'daki dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını kabul etmiştir. Tahkikat aşamasına gelmiş davanın usulden reddinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, işin esasının incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: iki üye bozmaya katılmakla birlikte, birinde davacıya süre verilerek ödeme emrinin şikâyet yoluyla düzelttirilmesi, diğerinde yalnız 600,00 TL üzerinden geçerli takip yönünden esasa girilmesi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2023/1139, K. 2024/581, T. 27.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.10.2024
İcra inkâr tazminatına ilişkin direnme kararında temyiz kesinlik sınırı
Davacı, fuel oil tankı imalatına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak için başlattığı takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı istemini reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ön sorun olarak, kesinlik sınırının belirlenmesinde yalnız asıl alacağın esas alınacağını ve karar tarihindeki sınırın direnme kararını da kapsadığını belirterek, 106.173,66 TL asıl alacağın direnme kararının verildiği 25.05.2023 tarihindeki 238.730,00 TL temyiz sınırının altında kaldığını kabul etmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir. Karşı görüş: parasal sınır artışının bozma üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanamayacağı, ön sorun bulunmadığı ve esasın incelenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Yargıtay HGK, E. 2023/964, K. 2024/532, T. 23.10.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.11.2023
İtirazın iptali davasında takip tarihinde muaccel olmayan ödünç borcu
Davacı, davalıya verdiği paranın bakiyesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesinin ret kararı istinafta kaldırılarak dava kısmen kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki ilişkinin ödünç sözleşmesi olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından TTK'nın cari hesap hükümlerinin uygulanamayacağını ve itirazın iptali davasında alacağın takip tarihinde muaccel olmasının aranacağını belirtmiştir. Belgelerdeki "1-1,5 yıl sonra", "imkânlar dâhilinde taksitlerle" gibi belirsiz ifadelerle kesin bir vade öngörülmediğini, takipten önce ihtar da bulunmadığını, bu nedenle borcun takip tarihinde muaccel olmadığını ve ret kararının hukuka uygun olduğunu kabul ederek direnme kararını bozmuştur. Karşı oy: iki üye, 29.04.2017 tarihli belgeye göre borcun 29.10.2018'de muaccel olduğu görüşüyle direnmenin uygun bulunması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2022/1269, K. 2023/1106, T. 15.11.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi03.05.2023
Arabuluculuk toplantısına davetin Tebligat Kanunu'na tabi olmaması ve dava şartı
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olan davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi arabuluculuk sürecindeki tebligatların davalıya ulaşmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve Yönetmeliğin 24. maddesine göre taraflara ulaşıp toplantıya davet etmenin ve bunu belgelendirmenin arabulucunun sorumluluğunda olduğunu, toplantıya davetin 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığını kabul etmiştir. Arabulucu, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ve telefon bilgilerini kullanarak davet işlemlerini yaptığını ve neden ulaşamadığını 08.11.2019 tarihli son tutanakta belirttiğinden dava şartının yerine getirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 11. HD, E. 2021/8659, K. 2023/2668, T. 03.05.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu29.03.2023
Faturaya dayalı alacağın bilirkişiyle hesaplanmasının likitliği ve icra inkâr tazminatı
Davacı, sözleşme kapsamında sattığı ürünlerin faturalarından kalan 151.011,50 TL alacak için başlattığı takibe davalının itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; bölge adliye mahkemesi itirazı 150.849,70 TL yönünden iptal etmiş, alacağın bilirkişi incelemesiyle saptandığı ve likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebini reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, alacağın faturalara dayalı ve hesaplanabilir olduğunu, davalının borç tutarını bildiğini ve itiraz dilekçesinde tutarı belli borcun bir kısmına itiraz ettiğini, alacağın ticari kayıt ve belgelere göre hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılmasının likit olma niteliğini değiştirmeyeceğini kabul etmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının koşulları oluştuğundan direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle oy çokluğuyla bozulmuştur. Karşı oy: alacağın cari hesaptan kaynaklandığı, hesap mutabakatı bulunmadığı ve bilirkişi raporuyla belirlendiğinden likit olmadığı, direnme kararının onanması gerektiği görüşü bildirilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2022/1019, K. 2023/267, T. 29.03.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi18.10.2022
İşveren imzası bulunmayan ibra sözleşmesine dayalı işçilik alacağında itirazın iptali
Davacı işçi, iş sözleşmesinin feshinden sonra düzenlenen ibra sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın bakiyesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; ilk derece mahkemesi ibra sözleşmesinde davalının imzası bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, taraflar arasında 21.10.2013-25.07.2014 tarihleri arasında iş ilişkisi bulunduğunu, ibra sözleşmesi işveren imzası bulunmadığı için geçersiz sayılsa dahi davacının takip dayanağı belgeyle iş ilişkisinden kaynaklanan ücret ve tazminat alacaklarını istediğini ve bu alacakların ücret ile ihbar tazminatı olduğunun sabit bulunduğunu kabul etmiştir. Bu alacakların hesaplandığı 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporu değerlendirilmeden davanın reddi hatalı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/9580, K. 2022/12697, T. 18.10.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu03.03.2022
İcra inkâr tazminatına ilişkin direnme kararının temyizinde kesinlik sınırı
Davacı Kurum, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı hâlde ölüm aylığı aldığını ileri sürdüğü davalı hakkında başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi itirazın iptaline karar vermiş, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebini reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, temyiz sınırının direnme kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre belirleneceğini ve kesinlik sınırında yalnız alacağın aslının dikkate alınacağını kabul etmiştir. Uyuşmazlık konusu icra inkâr tazminatının hesabında esas alınan 52.354,02 TL asıl alacak, 10.12.2019 tarihinde geçerli temyiz sınırının altında kaldığından davacı Kurum vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2020/468, K. 2022/254, T. 03.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu16.09.2021
Kredi alacağına dayalı itirazın iptalinde bankacılık uzmanı bilirkişi gerekliliği
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak için yaptığı takibe borçlu ve kefillerin itirazlarının iptalini istemiş; asliye hukuk mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bilirkişi raporlarının uzman olmayan kişilerce düzenlendiği ve banka kayıtlarının incelenmediği gerekçesiyle verilen Özel Daire bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK 266 uyarınca çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulacağını, hukukçu bilirkişilerin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını kabul etmiştir. Mahkemenin, HMK 273 uyarınca görev alanını açıkça belirleyerek bankacılık konusunda uzman bilirkişiye banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırması gerektiğini belirtmiştir. Direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/1311, K. 2021/1016, T. 16.09.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.11.2020
Eser bedeli için itirazın iptalinde kesin hesap ve icra inkâr tazminatı için likitlik
Yüklenici davacı, iş bedeli alacağına ilişkin ilamsız takiplere davalı iş sahibinin itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; Asliye Ticaret Mahkemesi asıl davada karar verilmesine yer olmadığına ve icra inkâr tazminatına, birleşen davada kısmen kabule hükmetmiş, keşifle kesin hesap çıkarılmasını ve icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını belirten 15. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, asıl davadaki alacağın taraflarca imzalanan devir protokolü ile davalının itiraz etmeden ticari defterlerine işlediği faturalara dayandığını, davalı tarafından belirlenebilir ve likit olduğunu, bu nedenle itirazın yerinde olmadığını ve 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir. Birleşen davadaki iki faturanın davalının ticari defterlerinde yer almadığını, alacağın gerekirse keşifle bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini ve likit olmadığını saptamıştır. Direnme kararı asıl dava yönünden onanmış, birleşen dava yönünden bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/495, K. 2020/904, T. 17.11.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.09.2019
İtirazın iptali davasında incelemenin takibe konu faturalarla sınırlı olması
Davacı, satıp teslim ettiği mallara ilişkin 16 faturaya dayalı takibe itirazın iptalini istemiş; yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin takibe konu olmayan faturalar ve tüm ilişki değerlendirilerek karar verildiği gerekçeli bozmasına karşı açık hesap ilişkisinin incelenmesi gerektiği gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, itirazın iptali davasının takibe alacağın miktarı ve kaynağı bakımından sıkı sıkıya bağlı olduğunu, iddia, savunma ve delillerin yalnız takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ödeme defi nedeniyle ispat yükünün davalıda bulunduğunu belirtmiştir. Ödeme belgelerinin takip konusu faturalara ilişkin olup olmadığının 818 sayılı Kanun'un 85 ve 86. maddelerine göre belirlenmesinin tüm ilişkinin değerlendirilmesi anlamına gelmeyeceği kabul edilerek direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuştur. Karşı oy: ödeme belgelerinin hangi faturaya ilişkin olduğu ispatlanamadığından açık hesap ilişkisinin başından itibaren değerlendirilmesi gerektiği ve direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu görüşüdür.
Yargıtay HGK, E. 2017/824, K. 2019/885, T. 17.09.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi16.04.2019
Hakem heyeti sınırındaki alacakta itirazın iptali davasına tüketici mahkemesinin bakması
Elektrik dağıtım şirketi, mesken aboneliğinden doğan 594,74 TL asıl alacak için başlattığı takibe itiraz üzerine itirazın iptalini istemiş, tüketici mahkemesi uyuşmazlığın tüketici hakem heyetinin görevinde olduğu gerekçesiyle davayı görev yönünden reddetmiştir. Yargıtay, Başsavcılığın kanun yararına bozma istemini yerinde görmüştür. Daireye göre tüketici hakem heyetleri mahkeme niteliği taşımadığından itirazın iptali davasına bakmak onların görevinde değildir; 7063 sayılı Kanun'la değişik 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca taraflar zorunlu başvuru sınırındaki uyuşmazlıklarda da icra takibi yapabilir ve itiraz hâlinde İİK 67. madde uyarınca tüketici mahkemesinde itirazın iptali davası açabilir. Esasa girilmeden davanın görev yönünden reddi hatalı bulunmuş ve karar sonucu etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2017/9990, K. 2019/3427, T. 16.04.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu14.07.2010
İcra inkâr tazminatında alacağın likit olması
Banka, yatırım müşterisine kullanım için verdiği bilgisayarların iade edilmediği gerekçesiyle takip başlatmış; uyuşmazlıkta cihazların yıpranma payı ve bedeli bilirkişi incelemesi gerektirmiştir. Hukuk Genel Kurulu, takipteki alacak miktarının borçlu tarafından tek başına belirlenemediği ve teknik değerleme gerektirdiği için likit olmadığını kabul etmiştir. Likit olmayan alacak nedeniyle borçluya icra inkâr tazminatı yükletilemeyeceğinden direnme kararı onanmıştır. Karşı oy, yıpranma payının borçluya değil alacaklıya yüklenmesi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2010/376, K. 2010/397, T. 14.07.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul