2004 sayılı Kanun m. 364
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
10 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi10.03.2026
Tebliğ tarihi yazılmayan satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü ve ihalenin feshi
Borçlu, satış ilanının usulsüz tebliğ edildiğini ve tebliğ mazbatasında tebliğ tarihinin yer almadığını ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi şikâyetin reddi ile ihale bedelinin %1'i oranında para cezasına karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi para cezası yönünden kararı kaldırıp şikâyetin reddi ile ihale bedelinin %5'i oranında para cezasına hükmetmiştir. Yargıtay, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca tebliğ mazbatasının tebliğin ne zaman yapıldığını içermesi gerektiğini, tebliğ memurunca tarih yazılmadığından tebligatın usulsüz olduğunu ve İİK'nın 127. maddesi gereğince satış ilanının borçluya tebliğ edilmemesinin veya usulsüz tebliğinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunarak karar bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2026/89, K. 2026/1659, T. 10.03.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi24.11.2025
İstinaf kararında borçlunun şikâyetlerinin bir kısmı hakkında hüküm kurulmaması
Borçlu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte tebligatların usulsüz olduğu, takip talebi ve ödeme emrinde yabancı para tutarlarının Türk lirası karşılığının gösterilmediği ve meskeniyet şikâyetleriyle icra mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi takibin iptaline karar vermiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak takibin 20.000,00 USD alacağı yönünden kısmen iptaline karar vermiş, ancak borçlunun diğer şikâyetleri hakkında karar vermemiştir. Yargıtay, 6100 sayılı Kanun'un 297/2 ve 359/2. maddeleri uyarınca hüküm sonucunda taleplerin her biri hakkında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde karar verilmesi gerektiğini belirterek, borçlunun diğer şikâyetleri incelenmeden karar verilmesini bozma nedeni saymıştır. Alacaklının temyiz itirazları reddedilmiş, borçlunun temyizi kısmen kabul edilerek karar bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2025/6350, K. 2025/7529, T. 24.11.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi03.07.2025
Hesap kat ihtarına itiraz tarihinin tebliğ tarihi sayılması
Şikâyetçi borçlu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte usulüne uygun tebliğ edilmiş hesap kat ihtarı bulunmadığını ileri sürerek icra emrinin ve takibin iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi şikâyeti reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırarak borçlu yönünden takibin iptaline karar vermiştir. Yargıtay, borçlu cezaevinde tutukluyken yapılan kat ihtarı tebligatının usulüne uygun olmadığını kabul etmekle birlikte, borçlu vekilinin 02.02.2017 tarihli noter ihtarnamesiyle 8 gün içinde hesap kat ihtarnamesine itiraz ettiğini saptamıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca itiraz tarihinin tebliğ tarihi sayılması gerektiğinden, alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi gerekirken takibin iptaline karar verilmesini isabetsiz bulmuş ve kararı oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: Üye bozma gerekçesine katılmış, ancak "istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken" ibaresinin bozma kararına yazılmaması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 12. HD, E. 2025/2743, K. 2025/5172, T. 03.07.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi22.02.2024
Tüzel kişiye ödeme emrinin tebligat adresi sözleşmesindeki üçüncü kişiye tebliği
Borçlu şirket, ilamsız icra takibinde ödeme emrinin sanal ofis adresinde şirket çalışanı olmayan kişiye tebliğ edildiğini ileri sürerek usulsüz tebligat şikâyetinde bulunmuş; İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise alacaklının istinaf başvurusunu kabul ederek şikâyeti reddetmiştir. Yargıtay, tüzel kişilere tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesine göre yapılacağını belirtmiş; tebliği alan kişinin borçlu şirket çalışanı olmayıp tebligat adresi sözleşmesiyle yetkili kılınan üçüncü kişinin çalışanı olduğunu saptamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin, bu sözleşmenin yasal mevzuat karşısında sonuç doğurmayacağını değerlendirmeden tüzel kişilere tebligat hükümleri çerçevesinde inceleme yapmadan karar verdiğini belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2023/4395, K. 2024/1706, T. 22.02.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi16.05.2023
Aidat alacağı için örnek 13 ödeme emrine dayalı tahliye kararının onanması
Alacaklı, alt kiracı borçlunun işletme kira sözleşmesine göre ödemesi gereken aidat bedellerini ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük sürede ödemediğini ileri sürerek tahliye istemiş; borçlu, süresi içinde ödeme yaptığını ve tebligatın usulsüz olduğunu savunmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi, borçlunun süresinde itiraz etmediği ve 30 günlük sürede ödeme yaptığını İİK 269/c anlamında ispatlayamadığı, aidat alacağının yan gelirlerden olduğu gerekçesiyle tahliyeye karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek ayrıca gerekçe açıklamadan Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Yargıtay 12. HD, E. 2023/3246, K. 2023/3416, T. 16.05.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi05.07.2022
Ticaret sicil adresine doğrudan 35. madde tebliğinin usulsüzlüğü ve istinaf süresi
Borçlu şikâyetçi ihalenin feshini istemiş, ilk derece mahkemesi istemi reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi davalı borçlu şirketin istinaf başvurusunu süre yönünden usulden reddetmiştir. Yargıtay, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği'nin 57. maddesi gereğince ticaret sicil adresine önce normal usulle tebligat çıkarılıp bila tebliğ dönmesi gerektiğini, gerekçeli kararın ise öncesinde iade tebligat olmaksızın doğrudan 35. maddeye göre tebliğ edildiğini saptamıştır. Tebliğ usulsüz olduğundan istinaf dilekçesinin yasal sürede olduğu kabul edilerek inceleme yapılması için Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, davacı borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 12. HD, E. 2022/4824, K. 2022/8209, T. 05.07.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi24.05.2022
Alacaklı ile borçlu şirketin adresi aynıyken yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü
Borçlu şirket, alacaklı ile kendi adresinin aynı olduğunu ileri sürerek ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğünün tespitini ve tebliğ tarihinin 26.08.2019 olarak düzeltilmesini istemiş; icra mahkemesi şikâyeti reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, ödeme emrinin ilk tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine ticaret sicil adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiğini ve şeklen usulüne uygun olduğunu, ancak adresin alacaklı ve borçlunun ortak adresi olması nedeniyle hasma tebliğ yasağını düzenleyen 39. maddeye aykırılık bulunduğundan tebligatın usulsüz olduğunu kabul etmiştir. Şikâyetin kabulüyle tebliğ tarihinin 32. madde uyarınca öğrenme tarihine göre düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış ve icra mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2021/12828, K. 2022/6219, T. 24.05.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi28.06.2021
Haczin kesinleşen kararla kaldırılması üzerine istihkak davasının konusuz kalması
Alacaklı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini istemiş; icra mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi organik bağ bulunduğu gerekçesiyle kararı kaldırarak davayı kabul etmiştir. Daire, İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca süresinde satış talep edilmeyen hacizli mal üzerindeki haczin başka bir icra hukuk mahkemesinin 02.06.2021 tarihinde kesinleşen kararıyla kaldırıldığını saptamıştır. Bu nedenle istihkak davasının konusuz kaldığını, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilip yargılama giderlerinin HMK'nın 331. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir edilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuş, davalı borçlunun temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Yargıtay 8. HD, E. 2020/3322, K. 2021/5545, T. 28.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi15.06.2020
Bilinen adrese usulüne uygun tebligat çıkarılmadan mernis adresine tebligat yapılması
Borçlu, genel haciz yoluyla takipte bilinen adrese çıkarılan ödeme emrinin adres yetersizliğiyle iade edilmesi üzerine mernis adresine TK'nın 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin düzeltilmesini istemiş; icra mahkemesi şikâyeti reddetmiş, bölge adliye mahkemesi gerekçe değiştirerek istinaf talebini esastan reddetmiştir. Yargıtay, Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligatın öncelikle bilinen en son adrese yapılması gerektiğini, takip talebinde bildirilen adres açıkça yazılmadan çıkarılan ve adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilemeyen tebligatla bu kuralın yerine getirilmiş sayılamayacağını kabul etmiştir. Alacaklı, borçlunun takibi daha önce öğrendiğini yazılı delille ispatlayamadığından Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun bildirdiği öğrenme tarihine göre düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2019/10278, K. 2020/4652, T. 15.06.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi17.03.2020
Ödeme emri tebliğ edilemeyince haricen öğrenilen takibe itirazın geçerliliği
Kira alacağı ve tahliye için başlatılan ilamsız takipte ödeme emri bila tebliğ iade edilmiş, borçlu takibi haricen öğrenerek itiraz etmiş, sonradan ödeme emri tebliğ edilmiştir. İcra mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tahliyeye karar verip itirazın kaldırılması istemini hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, İİK 269. madde gereğince ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan itirazın hukuki sonuç doğurmamasının hiç tebligat çıkarılmaması ya da tebliğ edilememesi hali için geçerli olduğunu, somut olayda sonradan tebligat yapıldığından itirazın geçerli ve alacaklının itirazın kaldırılmasında hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir. İtirazın kaldırılması ve tahliye şartlarının incelenmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2020/1200, K. 2020/2827, T. 17.03.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul