---
mahkeme: "Yargıtay"
daire: "8. Ceza Dairesi"
esas: "2018/4843"
karar: "2018/5178"
tarih: 2018-05-10
bedestenId: "424629700"
alan: ceza
konu: "6136 sayılı Kanun'a aykırılıkta bozmaya uyularak kurulan mahkûmiyetin onanması"
ozet: >-
  6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm sanıklar ve müdafilerince temyiz edilmiştir. Yargıtay, suçun işlenmesine doğrudan katılan sanıklar hakkında TCK 37. madde yerine 39. maddeyle hüküm kurulmasını karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapmamış, delillerin karar yerinde gösterilip değerlendirildiğini belirterek ayrıca ayrıntılı gerekçe açıklamadan temyiz itirazlarını reddetmiş ve hükümleri onamıştır. Karşı oy: cezaevi idaresince CMK 135. maddeye aykırı tespit edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğu, sanıkların mahkûmiyetine yeter kesin kanıt bulunmadığı ve hükmün bozulması gerektiği görüşündedir.
maddeler: [5237/37, 5237/39]
etiketler: [ceza yargılaması, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, bozmaya uyma, hukuka aykırı delil]
sonuc: "onama"
metinHash: sha256:59a8cdac994ca46b17bd1f789a6f208b50d4db952eb107c1a7d6b311a27189a2
kaynakNotu: "Metin HuggingFace hamzabagirsakci/turkish-court-decisions (CC0-1.0) derleme nüshasından alındı (derlemenin raw_sha256 değeri 8a39492640eafb157c6cebda39429c957f740bc433dcb00183749f98cccab072); satır sonları paragraf ayracına çevrildi, içerik değiştirilmedi. Resmî sayfayla birebir karşılaştırma yapılmadı."
dogrulama: 2026-10-05
yayin: 2026-09-22
---
8. Ceza Dairesi 2018/4843 E. , 2018/5178 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık

HÜKÜM : Hükümlülük

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Suçun işlenmesine doğrudan katılan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 37. maddesi yerine 39. maddesiyle hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık ...'in suçu işlemediğine, müdafinin şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi ve beraat hükmü ile ilgili olarak direnme kararı verilmesi gerektiğine, sanık ...'ın eksik incelemeye, suçu işlemediğine, teşebbüs hükümlerinin uygulanmamasına, müdafinin delil yetersizliğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 10.05.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda mahkumiyetlerine ilişkin hükmün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

08.06.2017 tarihli karşı düşüncede:

"Kızılırmak İlçe Jandarma Komutanlığının ihbarı üzerine Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Jandarma haber elemanı ...’nun vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda 22.01.2007 tarihinde ... Köyü girişindeki kontrol noktasında, sürücülüğünü sanıklardan ...’nun yaptığı içerisinde diğer sanıklar ..., ... ve ...’in bulunduğu ... plaka sayılı araçta adli emanete kayıtlı, 6136 sayılı Yasa kapsamında bulunan ve zor alımına karar verilen silahların ele geçirildiği olay da;

Dosyada mevcut bilgi ve beyanlara göre olay günü sanıklardan ...’ın ... İlçesinde bir işi olduğunu söyleyerek sanıklardan ...’nun kendisine eşlik etmesini, ...’un da sanık ... ...’ı ve ...’ın da ...’i arayarak birlikte Ankara İlinden Kızılırmak İlçesine hareket ettikleri anlaşılmıştır.

Soruşturma kapsamında CMK.nun 135. madde kapsamında iletişimin tespiti yapılmış, ancak iletişimin tespitine ilişkin kayıtların kaybolması nedeniyle bu konuda herhangi bir tespit ve değerlendirme imkanı olmamıştır.

Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde sanık savunmaları, tanık beyanları ve sanıklar ... ile ... arasında yapılan görüşmelere ait yasal olmayan cezaevi kayıtları ile olay tutanakları esas alınmıştır

1- CMK.nun 217/2. maddesi “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delillerle ispat edilebilir.” hükmünü amirdir.

CMK.nun 289/1-i maddesi de “Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması” şeklinde düzenlenmiş olup bu tür delilde CMK.nun 289. maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık oluşturmaktadır.

Bu nedenle, CMK.nun 135. maddesine aykırı biçimde cezaevi idaresince tespit olunan görüşme kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu tartışmasız olması karşısında hükme esas alınması hukuka kesin aykırılık oluşturması nedeniyle öncelikle hükmün bu sebeple bozulmasına karar verilmelidir.

2- Olaya ilişkin ihbar tutanağı, olay ve yakalama tutanağı içeriğine göre Jandarma haber elemanı ...’nun, sanıklardan ...’ın Ankara ilinden temin edeceği silahların satışı için Kızılırmak İlçesine getireceği bilgisi yer almaktadır.

Tutanaklarda, sanık ... dışında diğer sanıkların isimlerinden ve fiilerinden söz edilmemektedir.

Tanık olarak beyanına başvurulan Jandarma haber elemanı ihbarcı ...’da, olay öncesi sanık ... ile temasa geçtiğini, yalnızca bu sanığı tanıdığını, diğer sanıkları daha önce hiç görmediğini ve kendileri ile silah pazarlığı yapmadığını, diğer sanıkların sanık ... ile birlikte hareket ettiklerine dair bilgisi olmadığını beyan etmiştir.

Tanıklar ..., ... ve ... de, sanıklardan ...’ın silah ticareti yaptığı bilgisinin edinilmesi üzerine adı geçen sanıkla haber elemanı vasıtasıyla irtibata geçtiklerini beyan etmiş olup diğer sanıklardan hiç söz etmemişlerdir.

Tüm sanıkların suçlamaları reddettiği, sanıklardan ... 23.01.2007 tarihli Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesi ile aynı tarihli sorgu ifadelerinde Kızılırmak İlçesindeki bir borcu ödemek için sanık Maksutla birlikte gelmesini talep ettiği ve diğer sanıklarında sonradan gruba dahil olduklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Sanık ...’ın, 08.03.2007 günlü ilk oturumda ve 05.04.2007 günlü ikinci oturumda savunmada bulunmak üzere süre talebinde bulunduğu, 03.05.2007 günlü üçüncü oturumda savunmalarında ise, Cumhuriyet Savcılığı ve sorgu beyanlarının dışında, diğer sanıkları da olaya dahil edecek şekilde savunmada bulunduğu ve savunmasının bir bölümünde “... ’un dışarı çıkıp bana ve aileme sahip çıkmasını ilettim, fakat tahliye olmasına rağmen bana ve aileme sahip çıkmadı, ilgilenmedi. Ben yatıyorsam o da yatsın, doğrusu bugün anlattığım şekildedir...” şeklinde savunmada bulunduğu görülmüştür.

Mahkemece de delillerin değerlendirilmesinde dosyada mevcut somut deliller ile haber elemanı ... ve Jandarma görevlilerinin beyanları değil, aşamalarda değişiklik gösteren çelişkili ve ilk iki oturumda savunma yapmayarak gelişmeleri izleyen ve buna göre beyanda bulunan ve hiçbir somut delille desteklenmeyen suç atmadan öteye gitmeyen sanık ...’ın savunmalarına gerekçesi gösterilmeden üstünlük tanınarak hüküm kurulmuştur.

Ayrıca Ceza Genel Kurulu’nun 14.07.2009 tarih ve 2009/8-72 esas, 2009/198 karar, 04.11.2014 tarih ve 2013/1-283 esas, 2014/489 sayılı kararı ile bir çok kararında “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan ‘in dubio pro reo’ yani ‘kuşkudan sanık yararlanır’ kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanılmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu da budur.” denilmek suretiyle tam aydınlatılamamış ve gerçekleşme şekli şüpheli olayların sanık aleyhine yorumlanması mümkün olmadığı ifade edilmiştir." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

08.06.2017 tarihli karşı düşüncede de belirtildiği üzere sanıklar ... ve ...'ın silah ticareti suçunu işlediklerine dair sanık ...'ın aşamalarda değişen çelişkili, tutarsız ve öfkeye dayalı beyanı dışında mahkumiyetlerine yeter derecede her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmelidir.

Bu itibarla, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.10.05.2018
