---
mahkeme: "Yargıtay"
daire: "16. Ceza Dairesi"
esas: "2018/1820"
karar: "2018/2593"
tarih: 2018-09-13
bedestenId: "444429000"
alan: ceza
konu: "Silahlı terör örgütü üyeliğinde 3713/7-1 delaletinin ve TCK 53 uygulamasının düzeltilmesi"
ozet: >-
  Bölge adliye mahkemesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, yerel mahkemenin bylock verilerinin niteliğine ilişkin gerekçesine iştirak etmemekle birlikte bunu sonuca etkili görmemiş; sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinden örgüt üyesi olduğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmadığını ve hükme esas alınan delillerin hukuka uygun elde edildiğini belirtmiştir. Silahlı terör örgütü üyesi sanık hakkında delalet maddesi olarak 3713 sayılı Kanun'un 7/1. maddesinin gösterilmesi ve TCK'nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi iptal kararı gözetilmeden uygulanması kanuna aykırı bulunmuş, bu hususlar yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanmıştır.
maddeler: [5237/314, 3713/7, 5237/53]
etiketler: [ceza yargılaması, silahlı terör örgütü, bylock, delalet maddesi, hak yoksunlukları]
sonuc: "düzelterek onama"
metinHash: sha256:47360d49b793fb570d06b957495821963bdc24a5963c4f9a2c9cf78e5b5327d8
kaynakNotu: "Metin HuggingFace hamzabagirsakci/turkish-court-decisions (CC0-1.0) derleme nüshasından alındı (derlemenin raw_sha256 değeri c7bd319fdef34c05636d9b39bcf25abb1b976e7f65150a994e8e402ffae4206e); satır sonları paragraf ayracına çevrildi, içerik değiştirilmedi. Resmî sayfayla birebir karşılaştırma yapılmadı."
dogrulama: 2026-10-05
yayin: 2026-09-22
---
16. Ceza Dairesi 2018/1820 E. , 2018/2593 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ceza Dairesi

Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma

Hüküm : 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yerel mahkemenin, bylock delilinin hukuka uygunluğu ile ilgili olarak esas itibariyle ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında açıklanan gerekçeleri de benimsemiş olması karşısında, gerekçede ayrıca Yargıtay uygulamalarına yanlış anlam yüklenerek; “Pek çok Yargıtay kararında "istihbarat kaynaklarından gelen veri ve bilgiler" yargılama sırasında delil olarak kabul edilmiştir. Yine Yargıtay kararlarında (Örneğin; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.11.2013 tarih 2013/8995-14476 E.K. Sy. Kararı gibi) terör örgütleriyle ilgili yapılanmanın ve grubun terör örgütü içinde olup olmadığı hususunun Emniyet Genel Müdürlüğünden sorulması gerektiği belirtilmiş olup, bu konuda verilen cevabın da Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından toplanan "istihbarat kaynaklı veri ve bilgilerin" değerlendirilmesi sonucu açıklanan bir hukuki kanaat olmasına rağmen bu bilgiler mahkemelerce delil olarak kabul edilmektedir.

Bu kapsamda "bylock" programına dair veriler CMK'nın 135. maddesi vasfında "iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması" ya da soruşturma sonrası ya da yargılama aşamasında uygulanan ve görüşme dökümleri (HTS raporu) alınmasına dair "iletişimin tespiti tedbiri" mahiyetinde olmadığı gibi CMK'nın 134. maddesinde düzenlenen "sanığa ait bilgisayar vs. dijital materyaller üzerinde inceleme yapılması" mahiyetinde de değildir. Zira üzerinde inceleme yapılan ve bilgi elde edilen bilgisayar vs. dijital materyeller (örneğin ana sörvır. gibi) sanığa ait değildir. Bylock programına dair veri ve bilgiler suç tarihinden sonra MİT veya EGM tarafından bu programın kullanılmasına dair çözümlenen ve analiz edilerek toplanan teknik veri ve bilgiler olup, suç işlenmezden önceki safhayı kapsayan "suçu önleme amaçlı iletişimin dinlemesi ve kayda alınması tedbiri" mahiyetinde de değildir.” denilmek suretiyle hukuki dayanaktan yoksun gerekçeye iştirak edilmemiş ise de, bu kabul sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya içerisinde bulunan ve sanıktan ele geçen pasaport, sürücü belgesi, kimlik kartı ve çeşitli kartlar ile para hakkında bir hüküm kurulmadığının anlaşılması karşısında, dava zamanaşımı süresince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Her ne kadar bylock “Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın dosyaya gelmediği görülmüş ise de; mevcut deliller ile tüm dosya kapsamından sanığın, süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinden örgüt üyesi olduğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmaması karşısında, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;

1-Silahlı terör örgütü üyesi olduğu kabul edilen sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken delalet maddesi olarak 3713 sayılı Kanunun 7/1. maddesinin gösterilmeyeceğinin gözetilmemesi,

2-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, temel cezanın tayin edildiği hüküm fıkrasından “3713 sayılı TMK’nun 7/1 maddesi yollamasıyla” ibaresinin çıkarılması, TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarının bütünüyle çıkarılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK'nın 53. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına" ibaresi eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
