3402 sayılı Kanun m. 12
Bu hükme atıf yapan kararlar. Madde metni için Mevzuat Bilgi Sistemi; olay tarihindeki sürümüyle okuyun.
10 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi02.10.2023
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali davasında hak düşürücü süre
Davacılar, ortak mirasbırakandan kaldığını ileri sürdükleri taşınmazın miras payları oranında adlarına tescilini istemiş; ilk derece mahkemesi kadastrodan önceki nedene dayalı davanın on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirterek reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı korumuştur. Yargıtay, kadastro tespiti kesinleştikten sonra on yıllık süre içinde dava açılmadığını belirterek temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.
Yargıtay 1. HD, E. 2022/4682, K. 2023/5011, T. 02.10.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi08.06.2015
Kıyı kenar çizgisindeki taşınmazın tapusunun iptali davasında iptal kararının etkisi
Hazine, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümünün tapusunun iptali ve kıyı olarak terkini için dava açmış; mahkeme kadastrodan sonra on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, ret kararına dayanak olan 5841 sayılı Kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve derdest davada yeni hukuki durumun uygulanması gerektiğini belirterek hükmü bozmuş; yeniden yargılamada kıyı kenar çizgisinin ve yargılama giderlerine ilişkin düzenlemenin değerlendirilmesini istemiştir.
Yargıtay 8. HD, E. 2015/1380, K. 2015/12673, T. 08.06.2015Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.06.2011
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazlarda hak düşürücü süre
Hukuk Genel Kurulu (HGK), Hazine’nin orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına dayanarak açtığı tapu iptali davasında, uygulanacak 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla değiştiğini dikkate aldı. Önceki bozmanın taşınmazın niteliğine dayalı esas değerlendirmesi hükümden çıkarıldı; yeni yasal metin uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı yeniden incelenmek üzere direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2011/231, K. 2011/425, T. 15.06.2011Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.01.2009
Orman kadastrosu sınırındaki taşınmazda yolsuz tapunun iptali ve hak düşürücü süre
Orman Yönetimi, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürdüğü taşınmazın tapusunun iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul etmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Yargıtay, öncesi kamu malı orman olan taşınmaz için arazi kadastrosunda kişiler adına oluşturulan tapunun taşınmazın orman niteliğini değiştirmeyeceğini, bu tapuları edinenlerin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesindeki iyi niyetle iktisap koşullarından yararlanamayacağını ve yolsuz tescil niteliğindeki bu tapuların 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğini kabul etmiştir. Hüküm oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/15375, K. 2009/519, T. 20.01.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.06.2008
Kesinleşmiş orman sınırında kalan 2/B alanında ikinci kadastro ile oluşan tapunun iptali
Hazine, kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürdüğü ve 1984 yılındaki genel arazi kadastrosunda gerçek kişi adına tespit edilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Yargıtay, taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalıp Hazine adına orman niteliğiyle tescil edildiğini, 1984 yılındaki arazi kadastrosunun 766 sayılı Kanun'un 46. ve 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince ikinci kadastro olarak hükümsüz sayılacağını, aslı orman olan taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının malikine mülkiyet kazandırmayacağını kabul etmiştir. Taraflar arasında daha önce görülen davanın dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağını, orman niteliğindeki yerleri edinenlerin tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağını ve Hazinenin 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan dava açabileceğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/4257, K. 2008/9287, T. 27.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi03.04.2008
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazda belediye tapusunun iptali ve Hazine adına tescil
Davacı belediye, taşınmazın beyanlar hanesine konulan orman şerhinin silinmesini; Hazine ise kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın belediye adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme belediyenin davasını reddetmiş, Hazinenin davasını kabul etmiştir. Yargıtay, davası bulunmayan ve aleyhine açılan dava reddedilen Orman Yönetiminin kararı temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesini reddetmiştir. Belediyenin temyizi yönünden ise uzman orman bilirkişi raporuyla saptanan olgular karşısında kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeki taşınmaz için arazi kadastrosu ya da Orman Yönetimi ile Hazinenin taraf olmadığı mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtlarının hukuki değeri bulunmadığı, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı kanunların uygulanacağına dair yasa hükmü bulunmadığı ve Hazinenin bu davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek belediyenin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek yerel mahkeme hükmünü onamıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/1564, K. 2008/5261, T. 03.04.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi11.03.2008
Harman yerinin Hazine adına tesciline karşı dava ve on yıllık hak düşürücü süre
Davacı köy tüzel kişiliği, kadastro tespitinde orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın köyün harman yeri olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile özel siciline yazılmasını istemiştir. Yerel mahkeme, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca sınırlandırılarak özel siciline yazılması gereken mera, yaylak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağından 12. maddedeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığını kabul etmiştir. Taraf delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 14. HD, E. 2008/1911, K. 2008/3034, T. 11.03.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.06.2005
Orman olarak kesinleşen kadastro kaydının iptali ve dava süresi
Arazi kadastrosunda orman olarak kesinleşip Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümünün vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak iptali ve tescili istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu tespitin orman kadastrosunu da kesinleştirdiğini; kesinleşmiş orman kaydının iptalini yalnız tapu sahiplerinin 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki süre içinde isteyebileceğini, vergi kaydı ve zilyetliğin yeterli olmadığını kabul etmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün temyizi taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmiş, Hazine lehine direnme kararı bozulmuştur; karşı oy, arazi kadastrosuna ilişkin on yıllık sürede açılan davanın görülebileceğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2005/327, K. 2005/377, T. 08.06.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu02.04.2004
Vakıf şerhi davalarında on yıllık kadastro süresi
Vakıf şerhinin tapuya yazılması veya sicilden silinmesi istemli davalarda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Vakfa ait taviz bedeli, taşınmaz yükü niteliğindedir; vakıf şerhinin sonradan kayda yazılması taşınmaz malikini bu yükümlülükten kurtarmaz. Karşı oyda, vakıf mallarının kamusal niteliği nedeniyle on yıllık sürenin uygulanmaması gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay İBGK, E. 2003/1, K. 2004/1, T. 02.04.2004Özel Hukuk ve Medeni Usul