tazminat
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
22 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu01.04.2026
Yurt dışı görev sonrası işe başlatma taahhüdüne aykırılıkta tazminat
Davacı, yurt dışındaki görevi sona erdikten sonra yeniden işe alınacağına ilişkin taahhüde uyulmaması nedeniyle tazminat istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, görev süresi işverenin bilgisi ve teklifiyle uzatılan ve görevin bitiminde makul sürede başvuran davacının uygun tazminata hak kazandığını kabul etmiştir. Yeni iş ilişkisi kurulmuş gibi ücret hesabı yapılamayacağını, iş bulma olasılığı ve emeklilik geliri de değerlendirilerek ilişki kurulmamasından doğan zararın belirlenmesi gerektiğini açıklayarak direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2025/387, K. 2026/214, T. 01.04.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Ceza Dairesi25.03.2026
Koruma tedbiri tazminatında gözaltı tarihinden faiz işletilmesi
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında mahkeme faizi tutuklama tarihinden başlatmıştır. Yargıtay, davacının gözaltı tarihinden faiz istediğini belirterek maddi tazminata ilişkin başlangıcı bu tarihe çekmiş ve hükmü düzelterek onamıştır. Davalının temyizi ise hükmedilen tutarın kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle reddedilmiştir.
Yargıtay 12. CD, E. 2025/6060, K. 2026/2877, T. 25.03.2026Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi20.01.2026
Bildirimsiz elektrik kesintisi nedeniyle tazminat talebi
Uyuşmazlık, davacı vekilinin bildirimsiz elektrik kesintisi nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, kesintilerin Yönetmelikte belirlenen eşik değerleri aşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, davalı tarafından yapılan kesintilerin süre ve sayısının eşik değerleri aşmadığını belirterek, temyiz itirazlarını reddetmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Yargıtay 3. HD, E. 2025/1421, K. 2026/246, T. 20.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi14.01.2026
Karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu ölüm nedeniyle tazminat talebi ve karar düzeltme
Davacılar, müşterek çocuklarının karbonmonoksit gazından zehirlenerek vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Yerel mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak şofben üreticisi ve sigorta şirketinin kusurlu olduğuna kanaat getirip tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, karar düzeltme istemini inceleyerek, mahkeme kararının isabetli olduğu ve bozma ilamının tazminatın hesaplanmasına ilişkin bulunduğu gerekçesiyle karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermiştir. Sonuç olarak, karar düzeltme talepleri reddedilmiştir.
Yargıtay 3. HD, E. 2025/4036, K. 2026/96, T. 14.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu12.02.2025
Direnme: CMK 141/1-a tazminat isteminde hükmün kesinleşmesi beklenmez
Davacı, 15.02.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 21.02.2017 tarihinde tutuklandığını ve 230 gün tutuklu kaldıktan sonra 03.10.2017 tarihinde tahliye edildiğini belirterek tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, asıl davada henüz hüküm verilmediği ve derdest davalarda koruma tedbirlerine dayalı başvuru yapılamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bu karara direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, CMK'nın 141. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayanan istemin asıl davanın sonucunu etkilemediğini ve o davanın sonucuna bağlı olmadığını, bu nedenle hükmün kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olmadığını; gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahkûmiyet hâlinde mahsup edilebilmesinin de bu sonucu değiştirmediğini kabul etmiştir. Talebin anılan bent kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçeyle ret kararı verilmesi isabetsiz bulunarak direnme hükmü bozulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2024/286, K. 2025/72, T. 12.02.2025Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi10.01.2024
İşe iade davası sonrası alacak talepleri
Uyuşmazlık, işe iade davası sonrası işe başlatılmayan davacının alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak kıdem tazminatı alacağına uygulanan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2023/15728, K. 2024/125, T. 10.01.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.03.2022
İlk karardan farklı hüküm içeren direnme kararının usulden bozulması
Borçlular, kambiyo senetlerine özgü takipte bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek borca itiraz etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi itirazı kabul edip alacaklı aleyhine tazminata hükmetmiş, Özel Daire itirazın reddi gerektiği gerekçesiyle bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise direnirken bu kez borçlular lehine tazminata yer olmadığına karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, bozma kararının tamamına direnildiği hâlde ilk kararda verilen tazminat hükmüne yer verilmemesinin kısmi direnme sayılamayacağını, direnme kararının ilk karardan farklı olamayacağını ve bu nedenle usulüne uygun bir direnme kararı bulunmadığını kabul etmiştir. Direnme kararı usulden bozulmuş, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer görülmemiştir. Karşı oy: kararın kısmi direnme niteliğinde olduğu, ön sorun bulunmadığı ve temyiz incelemesinin yapılması gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2021/861, K. 2022/385, T. 24.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi03.03.2022
Faiz istenmeden faize hükmedilmesi ve tüketicinin harçtan muafiyeti
Asıl davada daire alıcısı, sözleşmeye aykırı ve eksik, ayıplı işler nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiş; birleşen davada satıcılar, sözleşme dışı işlerin bedeli ile manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme, tüketici mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozmaya uyarak her iki davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, tarafların diğer temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak asıl davada davacının faiz talebi bulunmadığı hâlde faize hükmedilmesini ve birleşen davanın davalısı tüketicilerin 6502 sayılı Kanun'un 73/2. maddesine göre harçtan muaf olduğu gözetilmeden harçtan sorumlu tutulmasını usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Bu yanlışlıklar yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 3. HD, E. 2022/845, K. 2022/1812, T. 03.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi03.11.2021
Muris muvazaasıyla devredilen ve üçüncü kişiye satılan taşınmaz için bedel talebi
Mirasçı, babaannesinin vekil aracılığıyla torununa devrettiği ve sonradan üçüncü kişiye satılan taşınmazın bedelinden miras payına düşen tutarı istemiştir. Önceki bozma kararları, taşınmazı sonradan devralan kişiye karşı bedel talebinin incelenmesini; vekil olarak devreden kişi yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini öngörmüştür. Bu bozmalara uyularak tazminata hükmedilen ve diğer davalı yönünden ret kararı verilen son hükümde usul veya bozma gereklerine aykırılık görmeyen Yargıtay, tarafların temyiz itirazlarını reddedip hükmü onadı.
Yargıtay 1. HD, E. 2021/2380, K. 2021/6383, T. 03.11.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Ceza Dairesi25.10.2021
Koruma tedbiri tazminatında asıl hükmün kesinleşmesi koşulu
Davacı, hakkındaki gözaltı kararının gerekçesiz uzatıldığını ve aramanın ölçüsüz yapıldığını ileri sürerek 5.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkeme, CMK'nın 142/1. maddesi uyarınca tazminat istenebilmesi için karar veya hükümlerin kesinleşmesi gerektiği ve dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve o davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden hükmün kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olmadığını, ancak talebin CMK'nın 141/1-i bendi kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığını belirtmiştir. Gerekçeli karar başlığındaki dava türü ve dava tarihi hataları da sayılarak hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 12. CD, E. 2019/4521, K. 2021/7208, T. 25.10.2021Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi15.06.2021
Satış veya takip durdurulmadığında istihkak davacısı aleyhine tazminata hükmedilememesi
Üçüncü kişi, haczedilen malların kendisine ait olduğunu ileri sürerek istihkak davası açmış; mahkeme, Dairenin önceki bozma ilamına uyarak davayı reddetmiş ve davacı aleyhine asıl alacağın %15'i oranında tazminata hükmetmiştir. Daire, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılamayacağını belirterek davalı alacaklının tüm, davacının tazminat dışındaki temyiz itirazlarını reddetmiştir. İİK'nın 97/13. maddesi uyarınca tazminat için takibin talikine karar verilmiş olması gerektiğini, mahkemenin malların yediemin sıfatıyla davacıya teslimine ilişkin tedbir kararının satışın veya takibin durdurulması niteliğinde olmadığını kabul etmiştir. Bu yanlışlık yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden tazminata ilişkin cümle hükümden çıkarılarak hüküm düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 8. HD, E. 2021/1063, K. 2021/5107, T. 15.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Danıştay · 6. Daire23.02.2021
İmar planında yeşil alana ayrılan taşınmaz için kamulaştırmasız el atma tazminatı
Taşınmazın uygulama imar planında yeşil alan olarak ayrıldığı ancak kamulaştırılmadığı gerekçesiyle maliki, taşınmaz değerine karşılık tazminat istemiştir. Mahkeme, bilirkişi incelemesiyle belirlenen 43.559,24 TL'nin 40.025 TL'sine dava tarihinden, kalanına ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına ve bedelin tapu tescilinde kamulaştırma bedeli sayılmasına karar vermiştir. Daire, kararı hukuka ve usule uygun bularak belediyenin temyiz istemini reddetmiştir. Karşı oy, parselasyonla kamu ortaklık payı oluşturulması ve davacıya kullanılabilir başka bir parsel tahsis edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini savunmuştur.
Danıştay 6. D, E. 2019/19544, K. 2021/2429, T. 23.02.2021İdare ve Vergi - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi07.05.2019
Uçak kirasında itirazın iptali hükmünün oyçokluğuyla onanması
Asıl dava itirazın iptali, karşı dava tazminat istemine ilişkindir ve mahkeme asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, delillerin takdirinde isabetsizlik görmeyerek temyiz itirazlarının reddine karar verdi. Hükmün 07.05.2019 tarihinde oyçokluğuyla onanmasına ve karar düzeltme yolunun açık olduğuna karar verildi. Karşı oy: Bilirkişi raporundaki 185.000,00 Amerikan Doları malzeme bedeli ile fesih tarihine kadar kira bedeline hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karşı davanın reddi kararının bozulması gerektiği belirtildi.
Yargıtay 3. HD, E. 2017/9391, K. 2019/4175, T. 07.05.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi25.04.2018
Muris muvazaası iddiasında eksik araştırma ve tazminatın hesabı
Mirasbırakanın taşınmaz payını davalıya devrinin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tazminat ve tenkis davasında ilk derece mahkemesi kısmen kabul kararı vermiştir. Daire, mirasbırakanın gerçek iradesinin; devir nedeni, tarafların ekonomik gücü ve ilişkileri ile satış bedeli ve taşınmazın gerçek değeri gibi olgular birlikte araştırılarak belirlenmesi, ayrıca davacının başka taşınmaz edinip edinmediğinin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Muvazaa saptanırsa tazminatın dava tarihindeki taşınmaz değeri ve bu tarihten işleyecek faiz üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinden hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 1. HD, E. 2018/1703, K. 2018/9465, T. 25.04.2018Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu22.11.2017
Hâkimin hukuki sorumluluğunda kasıt ve duruşmalı temyiz
Davacı, hâkimin icra hukuk yargılamasındaki kayıt ve karar hataları nedeniyle Hazine aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiş; ilk derece sıfatıyla inceleyen daire davayı reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu (HGK) çoğunluğu, dosya kapsamındaki hataların kasıtlı davranış veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 46'daki sorumluluk koşullarını göstermediğini ve temyiz incelemesinin duruşmasız yapılabileceğini kabul ederek kararı onamıştır. Karşı oy, uyuşmazlığın parasal sınırı aştığını ve duruşma talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) 438 gereğince karşılanması gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/2835, K. 2017/1399, T. 22.11.2017Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi28.02.2017
Ayıplı kiralananda kira iadesinin hesabı ve verilen giderim süresinin etkisi
Davacı, kiralananda sonradan ortaya çıkan ayıplar nedeniyle peşin kira bedelinin iadesi, yoksun kalınan kâr ve manevi tazminat istemiştir. Mahkeme, kira bedelinden indirim ve kira iadesi ile kâr kaybına hükmetmiş, manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay, iade hesabında önceki malikle ilk kiracı arasındaki sözleşmelerin esas alınması gerektiğini ve yabancı para bedellerinin artışı gözetilmeden denkleştirici adalet hesabı yapılmasını doğru bulmadığını belirtmiştir. Ayrıca ihtarda ayıpların giderilmesi için verilen 90 günlük sürenin bitiminden sonrası için indirim ve tazminat hesaplanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2017/300, K. 2017/2114, T. 28.02.2017Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu06.05.2014
Haksız tutuklama tazminatında azami başvuru süresi
Ceza Genel Kurulu, beraat kararının öğrenilmesinden itibaren üç aylık başvuru süresine ek olarak, 466 sayılı Kanun'a dayalı haksız tutuklama tazminatının kesinleşen beraatten itibaren en geç on yıl içinde istenebileceğini kabul etmiştir. Başvurunun bu süreden sonra yapılması nedeniyle tazminat kararı bozulmuş ve dava reddedilmiştir. Karşı oyda, kanunda öngörülmeyen azami sürenin içtihatla getirilemeyeceği savunulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2014/141, K. 2014/229, T. 06.05.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu09.10.2013
Haksız haciz tazminatında ceza zamanaşımının sona ermesi
Haksız haciz nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme talepleri kısmen kabul etmiş; davalı, ceza zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür. Hukuk Genel Kurulu, suç niteliğindeki eylem için beş yıllık zamanaşımının haciz tarihinden başladığını ve 13 Mayıs 2007’de dolduğunu, ceza yargılamasında şahsi hak istenmemesinin süreyi kesmediğini kabul ederek direnme hükmünü bozmuştur. Karşı oy, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın sonuçlandığı 2009’dan önce sürenin dolmadığını savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2013/36, K. 2013/1457, T. 09.10.2013Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Ceza Dairesi03.01.2013
Uzun tutuklulukta infaz indiriminden yararlanamama nedeniyle tazminat
Davacı, çocukken başlayan tutukluluğunun yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle cezaevinde geçirmesi gerekenden fazla sürdüğünü ve erken tahliyeye yarayan infaz hükümlerinden hükümlü statüsüne geçemediği için yararlanamadığını ileri sürerek tazminat istemiştir. Mahkeme, tutuklu kaldığı sürenin hükmolunan cezayı aşmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Daire, 466 sayılı Kanun ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 141'deki koşul gerçekleşmese de uzun tutukluluğun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 5/3'teki makul sürede yargılanma ve özgürlük hakkını ihlal edebileceğini; Anayasa ve Sözleşme çerçevesinde tazminat değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ret kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. CD, E. 2012/24083, K. 2013/1, T. 03.01.2013Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi17.06.2010
Kısmen kabul edilen tazminat isteminde temyiz incelemesi
Kısa kaynak metin, 3.928,51 Türk lirası tazminat isteminin kısmen kabul edildiğini bildiriyor; uyuşmazlığın maddi dayanağını açıklamıyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyadaki delil değerlendirmesinde ve kararın dayanaklarında hukuka aykırılık görmeyerek tarafların temyiz itirazlarını reddetti ve hükmü onadı.
Yargıtay 3. HD, E. 2010/8610, K. 2010/10844, T. 17.06.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu23.03.2010
Haksız tutuklama tazminatında üç aylık dava açma süresinin başlangıcı
Beraat ettiği ceza davasında tutuklu kalan davacı, 466 sayılı Yasa uyarınca manevi tazminat istemiş; yerel mahkeme davayı üç aylık sürede açılmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Özel Daire, 21.04.1975 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sürenin kesinleşme şerhli beraat kararının sanığa tebliğinden başlayacağını, karar davacıya tebliğ edilmediğinden davanın süresinde olduğunu belirterek bozmuş; yerel mahkeme, memur olan davacının beraat kararını belediyeye sunduğunu ve dokuz yıl boyunca kesinleşmeyi bilmediğinin kabul edilemeyeceğini belirterek direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, 5320 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca 1 Haziran 2005 öncesi işlemlere 466 sayılı Yasanın uygulanacağını, üç aylık sürenin beraat eden kişinin kesinleşmeyi öğrendiği tarihten başladığını ve Borçlar Yasası veya başka bir yasadaki sürelerin kıyasen de uygulanamayacağını kabul etmiştir. Genel Kurula göre kesinleşen hükmün davacıya tebliğ edildiğine ilişkin belge yoktur, davacının belediyeye sunduğu kararda hükmün henüz kesinleşmediği şerhi bulunmaktadır ve kesinleşmenin öğrenildiğini gösteren bir belirleme dosyada yer almadığından direnme hükmü oyçokluğuyla bozulmuştur. Karşı oy: Azınlık, memur olan davacının dokuz yıl içinde beraat kararının kesinleştiğini bilmediğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme hükmünün onanması görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2009/256, K. 2010/57, T. 23.03.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.09.2005
Haksız tutuklama tazminatında faiz ve vekâlet ücreti
Haksız tutuklama nedeniyle hükmedilen maddi ve manevi tazminata, talep edilmişse zarara yol açan işlem tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmelidir. Davacı lehine vekâlet ücreti de dilekçe yazma tutarıyla sınırlanamaz; hüküm tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca hesaplanmalıdır. Bu iki konuda direnme kararı bozulmuştur; vekâlet ücreti yönünden iki üye karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay CGK, E. 2005/88, K. 2005/98, T. 20.09.2005Ceza ve Ceza Muhakemesi