şikâyet
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
16 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Ceza Genel Kurulu07.01.2026
HAGB kararını kaldıran itiraz mercii kararının kanun yararına bozmaya konu olabilmesi
Elektronik haberleşme araçlarıyla cinsel taciz suçundan sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesince suçun şikâyete tabi olduğu gerekçesiyle kaldırılmış; Adalet Bakanlığının talebiyle yapılan kanun yararına bozma istemi Yargıtay 9. Ceza Dairesince reddedilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerinde soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olmadığını, merci kararının maddi anlamda kesin hüküm olmayıp 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karar niteliğinde olduğunu ve 309. maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına bozulabileceğini kabul etmiştir. Bu gerekçeyle itirazı kabul etmiş, Özel Daire kararını kaldırmış ve dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar vermiştir. Karşı oy: Bir üye, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldıran merci kararının kanun yararına bozma yoluna konu edilemeyeceği görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2023/159, K. 2026/9, T. 07.01.2026Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu25.06.2025
Takibin kesinleştiği gün aynı dilekçeyle verilen aylık haczi muvafakatinin geçersizliği
Borçlu, ödeme emrini tebliğ aldığı gün aynı dilekçeyle sürelerden feragat edip SGK'dan aldığı aylığın haczine muvafakat ettiğinden, takip kesinleşmeden verilen muvafakatin geçersiz olduğunu ileri sürerek şikâyette bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise muvafakatin takibin kesinleşmesinden sonra verildiği gerekçesiyle şikâyeti reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 5838 sayılı Kanun'la değişik 5510 sayılı Kanun'un 93/1. maddesinin İİK 83/a karşısında özel hüküm olduğunu ve muvafakatin takibin kesinleşmesinden sonra verilmesi gerektiğini, borcun kabulü ile hacze muvafakatin aynı dilekçede ve takibin kesinleşmesiyle aynı anda yapılmasının bu koşulu karşılamadığını kabul etmiştir. Direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2024/784, K. 2025/393, T. 25.06.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi08.04.2025
Takibe yönelik şikâyet kararının istinafı sürerken yapılan ihalenin feshi
Borçlu, taşınmaz ihalesinin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, ilk derece mahkemesi istemi reddederek borçlu aleyhine para cezasına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, İİK'nın 363/4. maddesi uyarınca takibe yönelik itiraz ve şikâyetler hakkındaki icra mahkemesi kararlarına karşı ihale tarihi itibarıyla kanun yoluna başvurulmuşsa ihale yapılamayacağını ve bunun re'sen gözetileceğini belirtmiştir. Borçlunun ödeme emrinin ve takibin iptali istemli şikâyetinin reddine dair karara karşı istinaf başvurusu karara bağlanmadan ihale yapıldığından şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2025/1768, K. 2025/2894, T. 08.04.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.11.2024
Emekli maaşı haczine yönelik önceki şikâyet kararının kesin hüküm oluşturması
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte verdiği taahhüde rağmen hacizlerin kaldırılmadığını ileri sürerek emekli maaşı haczinin kaldırılmasını istemiş; İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi önceki icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle şikâyeti reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, icra mahkemesi kararlarının aynı takip dosyasında aynı taraflar arasında ve aynı konuda kesinleşmiş olmak koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için kesin hüküm teşkil edeceğini, her iki şikâyetin konusunun aynı 08.01.2020 tarihli haciz işlemi olduğunu ve her ikisinde de 22.01.2014 tarihli muvafakatin geçersizliğinin ileri sürüldüğünü kabul etmiştir. Tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan şikâyetin HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddine dair direnme kararını yerinde bularak oy çokluğuyla onamıştır.
Yargıtay HGK, E. 2024/283, K. 2024/564, T. 20.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi01.10.2024
Süresinde borca itiraz iddiasıyla takibin durdurulması talebinin reddine karşı şikâyet
Borçlu, borca itirazının süresinde olduğu gerekçesiyle takibin durdurulması talebini reddeden 02.03.2022 tarihli icra müdürlüğü işleminin iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi başvuruyu usulsüz tebligat şikâyeti sayarak süreden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, İİK 16/1 uyarınca yedi günlük şikâyet süresinin işlemin öğrenildiği günden başladığını, borçlunun başvurusunun memur işlemine yönelik şikâyet olduğunu ve 09.03.2022 tarihinde yasal süre içinde yapıldığını kabul etmiştir. İşin esasının incelenmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2024/2766, K. 2024/7990, T. 01.10.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.09.2023
Önce rehne başvurma zorunluluğu karşısında ipotek takibinin mükerrerlik nedeniyle iptali
Borçlu, alacaklı bankanın aynı alacak için genel haciz yoluyla ilâmsız takipten sonra başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilâmlı takibin mükerrer olduğunu ileri sürerek iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kabul etmiş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca rehin alacaklısının ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorunda olduğunu, bu nedenle mükerrerlik iddiasının ancak bu takip dışındaki takipler yönünden ileri sürülebileceğini kabul etmiştir. Kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmadığından 45 inci maddenin üçüncü fıkrası ile 167 nci maddenin birinci fıkrasının uygulanma kabiliyeti bulunmadığını ve alacaklının tercih hakkı olmadığını belirterek direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2021/997, K. 2023/801, T. 13.09.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi25.05.2021
İhtiyati haczin icrai haciz olarak ve fazla miktar üzerinden infazı
Borçlu, 20.000 TL için verilen ihtiyati haciz kararına dayanılarak başlatılan kambiyo takibinde, takip kesinleşmeden borcun tamamı üzerinden haciz konulmasının usulsüz olduğunu ileri sürmüş; icra mahkemesi bozmaya uyarak ihtiyati haczin infazına ilişkin haciz işlemlerinin 20.000 TL yönünden geçerli olmasına karar vermiştir. Daire, İİK 260 uyarınca ihtiyati haczin kararda belirtilen alacak miktarına göre infaz edileceğini, İİK 264 uyarınca ancak takibin kesinleşmesiyle icrai hacze dönüşeceğini belirtmiştir. Takip kesinleşmediği hâlde tapuya 450.000 TL üzerinden icrai haciz şerhi konulduğunu, müzekkerelerin ihtiyati haciz şeklinde ve 20.000 TL olarak yazılması gerektiğini, mahkemenin icra müdürlüğü işlemlerinin bu şekilde düzeltilmesine karar vermesi gerektiğini kabul etmiştir. Karar bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2021/3977, K. 2021/5315, T. 25.05.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.04.2021
Adi ortaklığın kendi borcu için ortaklığın üçüncü kişideki hak ediş alacağının haczi
Adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri, ortaklığın belediyeden olan hak ediş alacağına konulan haczin kaldırılmasını istemiş; İcra Hukuk Mahkemesi takibin adi ortaklığın borcu nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle şikâyeti reddetmiş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK'nın 638 inci maddesinin ikinci fıkrasının yalnız ortakların ortaklık dışındaki şahsi borçlarına ilişkin olduğunu, ortaklık adına düzenlenen sözleşme ve bonolardan doğan takip konusu borcun adi ortaklığın borcu olduğunu ve ortakların üçüncü fıkra uyarınca müteselsilen sorumlu olması nedeniyle ortaklığa ait alacağa haciz konulabileceğini kabul etmiştir. Direnme kararı oy çokluğuyla onanmıştır. Karşı oy: adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından el birliğiyle sahip olunan hak edişe İİK'nın 89 uncu maddesine göre haciz konulamayacağı, direnme kararının bozulması gerektiği görüşü bildirilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2017/2453, K. 2021/522, T. 27.04.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.12.2020
Tasarrufun iptalinde kaldırılan ihtiyati haczin yeniden konulmasının niteliği
Tasarrufun iptali davasına dahil edilmeyen ve taşınmaz hissesini dava sırasında üçüncü kişiden satın alan şikâyetçi, hissesi üzerine 16.07.2013 tarihinde konulan haczin kaldırılmasını istemiş; İcra Hukuk Mahkemesi şikâyeti reddetmiş, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, İİK'nın 281. maddesinin 2. fıkrasına göre verilen ihtiyati haczin ancak o tasarrufla ilgili iptal kararı verildiğinde kesin hacze dönüştüğünü, icra dairesince kaldırılan haczin yeniden konulması talebinin haczin ihyası değil yeni bir haciz talebi olduğunu ve haciz tarihinde borçluya değil üçüncü kişiye ait hissenin borçlunun borcu için haczedilemeyeceğini kabul etmiştir. Davaya dahil edilmeyen şikâyetçi hakkında verilen iptal kararının onun yönünden sonuç doğurmadığını belirterek direnme kararını bozmuştur. Karşı oy: ihtiyati haczin başından beri geçerli olduğu ve 16.07.2013 tarihli şerhin yeni haciz olmadığı görüşüyle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/273, K. 2020/1009, T. 08.12.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi09.07.2020
Takibin kesinleşmesinden sonra alınan mirasın hükmen reddi ilamına dayalı şikâyet
Mirasçı sıfatıyla hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılan borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra mirasın hükmen reddine ilişkin ilamı ibraz ederek hacizlerin kaldırılmasını istemiş, icra müdürlüğünün ret kararını şikâyet etmiştir. İlk derece mahkemesi şikâyeti kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise talebi borca itiraz olarak niteleyip süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Daire, mirasın reddi iddiasının borca itiraz sayılacağına ilişkin Hukuk Genel Kurulu ilkesinin, mirasın reddine ilişkin kararın takibin kesinleşmesinden önce alındığı hâllerde uygulandığını, somut olayda ilamın takibin kesinleşmesinden sonra alındığını belirterek şikâyetin kabulü gerektiğini kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2019/11002, K. 2020/6831, T. 09.07.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi04.03.2020
Yetkili icra dairesi bildirilmeyen yetki itirazının usulüne uygun sayılmaması
Bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlular, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını ileri sürerek iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi yetki itirazını kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi alacaklının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, HMK'nın 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan tarafın yetkili icra dairesini, birden fazla yetkili daire varsa seçtiğini bildirmesi gerektiğini, borçluların seçilen icra dairesini bildirmediğini ve bu nedenle usulüne uygun bir yetki itirazından söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Şikâyetin reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2019/9881, K. 2020/2214, T. 04.03.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu26.11.2019
Borçlunun iflasıyla ihtiyati haczin fekki şikâyetinde temyizde hukuki yararın kalmaması
Borçlu şirket, takipten önce açtığı menfi tespit davasında takip konusu çekin icra takibine konu edilmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararına dayanarak ihtiyati hacizlerin kaldırılması talebinin icra müdürlüğünce reddine karşı şikâyette bulunmuş; icra mahkemesi şikâyeti kabul etmiş, ihtiyati haczin takip işlemi olmadığını belirten 12. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak borçlu şirketin kesinleşen kararla iflasına karar verildiğini saptamış, İİK'nın 186. maddesi uyarınca ihtiyaten haczedilen malların iflas masasına girdiğini ve 193. maddenin kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek şikâyetin konusunun kalmadığını kabul etmiştir. Alacaklının direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz istemi oy çokluğuyla reddedilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2017/738, K. 2019/1220, T. 26.11.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi11.11.2019
Kira bedeli sayılan yönetim giderleri için adi kira takibi yapılabilmesi
Kira sözleşmesine dayalı adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin takipte borçlu, ödeme emrinde yer alan yönetim gideri ve ortak alan mahsuplaşması kalemleri için bu yolla takip yapılamayacağını ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi takibin iptaline, Bölge Adliye Mahkemesi şikâyetin kısmen kabulüyle ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Yargıtay, borçlunun temyiz itirazlarını reddetmiş; kira sözleşmesinde yönetim giderlerinin kira bedeli niteliğinde kabul edildiğini, bu kalemler için İİK'nın 269. maddesine uygun ödeme emri gönderilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Alacağın temerrüde esas olup olmayacağının ve tahliye sonucu doğurup doğurmayacağının itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde değerlendirileceğini belirterek alacaklının temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2018/12316, K. 2019/16223, T. 11.11.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu07.02.2019
Sigortasız çalışma şikâyeti sonrası feshin kötü niyetli olup olmadığının araştırılması
Bahçe ve villada bekçi olarak sigortasız çalıştırıldığını, işvereni Kuruma şikâyet etmesi üzerine kötü niyetle işten çıkarıldığını ileri süren davacı, kötü niyet tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını istemiş; İş Mahkemesi kötü niyet tazminatını kabul etmiş, somut delil bulunmadığı gerekçesiyle bu yönden bozan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, iş güvencesi dışındaki işçinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı isteyebileceğini, işvereni şikâyet ettiği için işten çıkarılmanın kötü niyetli fesih sayılacağını, ancak fesih ile kötü niyet arasında uygun nedensellik bulunması gerektiğini ve TMK'nın 3. maddesi gereğince kötü niyeti işçinin ispat etmesi gerektiğini kabul etmiştir. Şikâyet üzerine düzenlenen sigorta müfettişi raporu ve ekleri ile tebliğ tarihleri getirtilmeden eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2015/2548, K. 2019/92, T. 07.02.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 19. Ceza Dairesi30.03.2017
Karşılıksız çek suçunda şikâyet merciinin belirlenmesi
Karşılıksız çek düzenleme soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazı kabul eden Sulh Ceza Hâkimliği kararı, başvurunun icra mahkemesine yapılması gerektiği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu olmuştur. Daire, 6728 sayılı Kanunla değiştirilen 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre karşılıksız çek suçuna ilişkin şikâyetlerin icra mahkemesine yapılacağını kabul ederek itirazın kabulü kararını kanun yararına bozmuştur.
Yargıtay 19. CD, E. 2017/1189, K. 2017/2913, T. 30.03.2017Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu11.05.2011
Belediye borcunun icra baskısıyla ödenmesinin şikâyeti konusuz bırakmaması
Hukuk Genel Kurulu (HGK), belediyenin haczedilmezlik şikâyetinden sonra borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesinin, açıkça şikâyetten vazgeçilmedikçe başvuruyu konusuz bırakmayacağını kabul etti. Şikâyet, başvuru tarihindeki koşullara ve belediye mallarının haczedilmezliğine ilişkin yasal düzenlemeye göre incelenmeliydi; direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2011/177, K. 2011/300, T. 11.05.2011Özel Hukuk ve Medeni Usul