orman kadastrosu
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
7 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.06.2011
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazlarda hak düşürücü süre
Hukuk Genel Kurulu (HGK), Hazine’nin orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına dayanarak açtığı tapu iptali davasında, uygulanacak 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla değiştiğini dikkate aldı. Önceki bozmanın taşınmazın niteliğine dayalı esas değerlendirmesi hükümden çıkarıldı; yeni yasal metin uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı yeniden incelenmek üzere direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2011/231, K. 2011/425, T. 15.06.2011Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.01.2009
Orman kadastrosu sınırındaki taşınmazda yolsuz tapunun iptali ve hak düşürücü süre
Orman Yönetimi, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürdüğü taşınmazın tapusunun iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul etmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Yargıtay, öncesi kamu malı orman olan taşınmaz için arazi kadastrosunda kişiler adına oluşturulan tapunun taşınmazın orman niteliğini değiştirmeyeceğini, bu tapuları edinenlerin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesindeki iyi niyetle iktisap koşullarından yararlanamayacağını ve yolsuz tescil niteliğindeki bu tapuların 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğini kabul etmiştir. Hüküm oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/15375, K. 2009/519, T. 20.01.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.12.2006
Kesinleşmiş orman kadastrosu içinde makiye ayırmanın yok hükmünde olması ve zilyetlik
Davacılar, 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmazın 1957 yılında makiye ayrıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini ve beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesini istemiş; yerel mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm esas yönünden davacılarca, avukatlık ücreti ve beyanlar hanesine davacılar yararına şerh konulması yönünden Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde yasaya aykırı kurulan ve yasal dayanağı bulunmayan komisyonlarca yapılan makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğunu, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesi uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiğini ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 ve 18. maddeleri karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağını belirterek tescil isteminin reddini isabetli bulmuştur. Daire, 2924 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre kullananın beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için taşınmazın orman köyü sınırları içinde olması gerektiğini, beldenin mahallesindeki taşınmazda şerhin değiştirilmesinin yasaya aykırı olduğunu ve davalı Hazine yararına nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu yanlışlıklar yeniden yargılama gerektirmediğinden şerhe ilişkin paragraf hükümden çıkarılmış, avukatlık ücreti düzeltilmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2006/14641, K. 2006/17945, T. 20.12.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.03.2006
Tespit dışı bırakılan yerde sonraki orman sınırlandırmasının ikinci kadastro sayılması
Davacı, zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tescilini istemiş; yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Özel Daire, karar düzeltme aşamasında, taşınmazın 1957'de kesinleşen gezici arazi kadastro mahkemesi kararıyla orman olarak tespit dışı bırakıldığını, bu kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturduğunu ve sonraki orman sınırlandırmasının bu sonucu ortadan kaldırmayacağını belirterek hükmü davanın reddi için bozmuş; yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kadastro sırasında bir yerin tespit dışı bırakılmasının da kadastro işlemi olduğunu, 31.07.1957 tarihi itibarıyla tesis kadastrosunun yapıldığını, 08.07.1970 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırmasının ise ikinci kadastro niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Genel Kurula göre bu orman sınırlandırması 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca yok hükmündedir ve bütün sonuçlarıyla geçersizdir; direnme kararı oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2006/106, K. 2006/68, T. 15.03.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.06.2005
Orman olarak kesinleşen kadastro kaydının iptali ve dava süresi
Arazi kadastrosunda orman olarak kesinleşip Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümünün vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak iptali ve tescili istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu tespitin orman kadastrosunu da kesinleştirdiğini; kesinleşmiş orman kaydının iptalini yalnız tapu sahiplerinin 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki süre içinde isteyebileceğini, vergi kaydı ve zilyetliğin yeterli olmadığını kabul etmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün temyizi taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmiş, Hazine lehine direnme kararı bozulmuştur; karşı oy, arazi kadastrosuna ilişkin on yıllık sürede açılan davanın görülebileceğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2005/327, K. 2005/377, T. 08.06.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.11.2000
Funda ve makilik arazinin orman sayılması
Orman sınırları içindeki taşınmazın funda ve makiyle kaplı bölümünde eğimin yaklaşık yüzde 15 olması, alanın toprak muhafaza karakteri taşıdığını gösterir. Bu nedenle yer, 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (j) bendi uyarınca orman sayılır; davayı kabul eden direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2000/1663, K. 2000/1694, T. 15.11.2000Özel Hukuk ve Medeni Usul