kesin hüküm
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
13 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 2. Ceza Dairesi09.12.2025
HAGB ve istinafı kesin adli para cezası kararlarında kanun yolu; hırsızlıkta onama
Sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir. Daire, konut dokunulmazlığının ihlali suçundaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının temyizi olanaklı olmayıp itiraza tabi olduğunu ve itirazın merciince incelendiğini belirterek dosyanın iadesine karar vermiştir. Mala zarar verme suçundan verilen kesin nitelikteki 2.500,00 TL adli para cezasına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararının itiraz yoluna tabi olduğunu, kanun yolunun belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağını kabul ederek dosyayı itiraz merciince incelenmek üzere iade etmiştir. Hırsızlık suçundan kurulan hükümde isabetsizlik görmeyerek temyiz istemini esastan reddetmiş ve hükmü onamıştır.
Yargıtay 2. CD, E. 2023/6507, K. 2025/22466, T. 09.12.2025Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.11.2024
Emekli maaşı haczine yönelik önceki şikâyet kararının kesin hüküm oluşturması
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte verdiği taahhüde rağmen hacizlerin kaldırılmadığını ileri sürerek emekli maaşı haczinin kaldırılmasını istemiş; İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi önceki icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle şikâyeti reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, icra mahkemesi kararlarının aynı takip dosyasında aynı taraflar arasında ve aynı konuda kesinleşmiş olmak koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için kesin hüküm teşkil edeceğini, her iki şikâyetin konusunun aynı 08.01.2020 tarihli haciz işlemi olduğunu ve her ikisinde de 22.01.2014 tarihli muvafakatin geçersizliğinin ileri sürüldüğünü kabul etmiştir. Tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan şikâyetin HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddine dair direnme kararını yerinde bularak oy çokluğuyla onamıştır.
Yargıtay HGK, E. 2024/283, K. 2024/564, T. 20.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu02.07.2020
Kesin nitelikteki eski adli para cezasının tekerrüre esas alınması
Sanığın hırsızlık mahkûmiyetinde, daha önce kesin nitelikteki 1.200 Türk lirası adli para cezası tekerrüre esas alınmıştır. Ceza Genel Kurulu, eski hüküm tarihinde yürürlükteki Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) uyarınca temyiz edilemeyen para cezasına ilişkin kararın tekerrüre esas olamayacağını ve sonradan yapılan düzenlemelerin de bu sonucu değiştirmediğini kabul etti. Başsavcılık itirazını konut dokunulmazlığını ihlal hükmü yönünden reddetti; hırsızlık yönünden kabul ederek Özel Dairenin kanun yararına bozma talebini reddeden kararını kaldırdı ve hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyayı daireye gönderdi. Karşı oy, Özel Dairenin ret kararının yerinde olduğunu savundu.
Yargıtay CGK, E. 2019/123, K. 2020/334, T. 02.07.2020Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi26.11.2019
Haklı nedenle feshi kesinleşmiş işe iade kararıyla sabit işçinin kıdem ve ihbar istemi
Banka şube müdürü olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesi gereğince feshinin haklı nedene dayanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı istemiş; Mahkeme davayı kabul etmiştir. Daire, davacının kredi tahsisinde kusurlu olduğu, bir kısım krediyi teminat alınmadan kullandırdığı ve şubede argo ve küfürlü konuşmalar yaptığı yönündeki tespitler üzerine sözleşmenin feshedildiğini, açılan işe iade davasının güven duygusunun zedelendiği gerekçesiyle reddedildiğini ve bu kararın temyizden feragatle kesinleştiğini belirtmiştir. Kesinleşen karar gereğince feshin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken kabulünü hatalı bularak kararı bozmuştur.
Yargıtay 22. HD, E. 2016/22908, K. 2019/21581, T. 26.11.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi19.01.2016
Kesinleşen kira yerine ödenenden endeksle hesap hatası
Davacı, 1984 tarihinden beri kiracı olan davalının 01.05.1998 sözlü yenilemeli sözleşmesinde 2010/636 sayılı dosyayla 01.05.2010 dönemine brüt 2.250 TL kesinleştiğini, 2012/158 sayılı dosyayla 01.05.2011 dönemine 2.457 TL tespit edildiğini belirterek Üretici Fiyat Endeksi ile 01.05.2013 tarihinden itibaren brüt 3,408.33 TL (net 2.726,66 TL) tespitini istedi. Mahkeme bilirkişi raporuyla davayı kısmen kabul ederek 01.05.2013 gününden itibaren brüt 2.750 TL tespitine karar verdi. Daire, sair itirazları yerinde görmediğini, raporda 2012 kirasının ödenen 2.200 TL alınıp Üretici Fiyat Endeksi uygulanmasının hatalı olduğunu, 13.03.2014 tarihinde kesinleşen brüt 2.457 TL üzerine önce Tüketici Fiyat Endeksi ile 2012, sonra Üretici Fiyat Endeksi ile 2013 kirasının bulunması gerektiğini kabul etti. Hükmün bozulmasına karar verildi.
Yargıtay 6. HD, E. 2015/7227, K. 2016/104, T. 19.01.2016Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 10. Ceza Dairesi17.02.2014
Kesinleşen ceza verilmesine yer olmadığı kararına rağmen firar kabulü
Hükümlü, deprem sırasında ailesine ulaşmak için cezaevinden ayrılmış ve bu eylem nedeniyle hakkında kesinleşmiş ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Daire, bu karar karşısında aynı olayı firar sayarak hükümlüyü kapalı ceza infaz kurumuna iade etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.
Yargıtay 10. CD, E. 2014/904, K. 2014/1059, T. 17.02.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu01.02.2012
HAGB kararının hukuk hâkimini bağlayıp bağlamadığı
Davacı, ödenmiş bononun yeniden takibe konulduğu iddiasıyla borçsuzluğun tespitini istemiş; ceza mahkemesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanmıştır. Hukuk Genel Kurulu, HAGB’nin kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmadığını ve maddi olgunun belirlenmesi bakımından hukuk hâkimini bağlamadığını kabul ederek direnme kararını yerinde bulmuştur. Esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2011/639, K. 2012/30, T. 01.02.2012Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi23.01.2012
Kesinleşen hükümde net ibaresinin tavzihle çıkarılması
Kira tespiti hükmü kesinleştikten sonra mahkeme hüküm fıkrasındaki net ibaresini tavzihle çıkarmıştır. Daire, bunun hükmü değiştirdiğini ve tavzih sınırını aştığını belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2011/18738, K. 2012/1453, T. 23.01.2012Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu13.04.2010
Aynı fiil nedeniyle açılan ikinci davanın reddi
Sanık aynı yaralama fiili nedeniyle iki ayrı kamu davasında yargılanmış ve ikinci dosyada mahkûm edilmiştir. Ceza Genel Kurulu, ilk davadaki mahkûmiyet kesinleştikten sonra aynı fiil ve sanık hakkında açılan ikinci davanın mükerrer olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerekirken mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Kurul, Başsavcılık itirazını kabul etmiş, önceki onama kararını kaldırmış ve ikinci hükmü bozmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2010/9, K. 2010/83, T. 13.04.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu09.03.2010
Düşük değerli para cezasına ek müsadere kararının temyizi
Sanık hakkında iki yaralama eylemi nedeniyle kesin olarak para cezası verilmiş ve kullanılan bıçağın müsaderesine karar verilmiştir; daire, çocuk indirimi uygulanması için kanun yararına bozma istemini kabul etmiştir. Ceza Genel Kurulu, para cezalarının temyiz sınırının altında kaldığını ve bıçağın değerinin de müsadere kararını temyize elverişli hâle getirmediğini belirterek hükmün kesin olduğu ve kanun yararına bozma yolunun kullanılabileceği sonucuna varmıştır. Başsavcılık itirazı reddedilmiş, dairenin kararı yerinde bulunmuştur. Karşı oy, müsadere kararının eşyanın değerinden bağımsız olarak temyize tabi olduğunu savunmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2009/237, K. 2010/51, T. 09.03.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.06.2008
Kesinleşmiş orman sınırında kalan 2/B alanında ikinci kadastro ile oluşan tapunun iptali
Hazine, kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürdüğü ve 1984 yılındaki genel arazi kadastrosunda gerçek kişi adına tespit edilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Yargıtay, taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalıp Hazine adına orman niteliğiyle tescil edildiğini, 1984 yılındaki arazi kadastrosunun 766 sayılı Kanun'un 46. ve 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince ikinci kadastro olarak hükümsüz sayılacağını, aslı orman olan taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının malikine mülkiyet kazandırmayacağını kabul etmiştir. Taraflar arasında daha önce görülen davanın dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağını, orman niteliğindeki yerleri edinenlerin tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağını ve Hazinenin 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan dava açabileceğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/4257, K. 2008/9287, T. 27.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.03.2006
Tespit dışı bırakılan yerde sonraki orman sınırlandırmasının ikinci kadastro sayılması
Davacı, zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tescilini istemiş; yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Özel Daire, karar düzeltme aşamasında, taşınmazın 1957'de kesinleşen gezici arazi kadastro mahkemesi kararıyla orman olarak tespit dışı bırakıldığını, bu kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturduğunu ve sonraki orman sınırlandırmasının bu sonucu ortadan kaldırmayacağını belirterek hükmü davanın reddi için bozmuş; yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kadastro sırasında bir yerin tespit dışı bırakılmasının da kadastro işlemi olduğunu, 31.07.1957 tarihi itibarıyla tesis kadastrosunun yapıldığını, 08.07.1970 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırmasının ise ikinci kadastro niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Genel Kurula göre bu orman sınırlandırması 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca yok hükmündedir ve bütün sonuçlarıyla geçersizdir; direnme kararı oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2006/106, K. 2006/68, T. 15.03.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.02.2005
Kesin hükümden sonra Anayasa Mahkemesi iptal kararının etkisi
Yurt dışı hizmet borçlanması ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin istem, aynı taraflar ve maddi vakıalarla daha önce açılan davaların kesinleşmiş ret kararlarına rağmen yeniden ileri sürülmüştür. Hukuk Genel Kurulu, yeni davada yalnızca Anayasa Mahkemesinin dayanak kanun hükmünü sonradan iptal etmesinin dava sebebini değiştirmediğini ve kesin hükmü ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. Kesin hüküm olumsuz dava şartı olduğundan direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2005/66, K. 2005/93, T. 23.02.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul