kefalet
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
3 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 19. Hukuk Dairesi29.01.2020
Bilinen son adrese tebligat bozmasından sonra kefilin itirazın iptali davası
Kredi borcuna kefil olan davacı, alacaklı bankaya yaptığı ödeme nedeniyle asıl borçlu davalı şirket aleyhine başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi önceki bozma ilamında, genel kredi sözleşmesindeki davalı adresinin Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bilinen son adres kabul edilerek dava dilekçesinin buraya tebliğ edilmesi gerektiğini, usulsüz tebligatla esasa girilmesinin HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu belirtmiştir. Bozmaya uyan mahkeme, davacının kefil olarak borca mahsuben 164.000,00 TL ödediğini ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 496. maddesine göre alacaklının haklarına halef olduğunu kabul ederek davayı kabul etmiştir. Daire, ayrıca gerekçe göstermeden delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek hükmü onamıştır.
Yargıtay 19. HD, E. 2018/3400, K. 2020/142, T. 29.01.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi17.06.2010
İpotekli taşınmaz için önce rehnin paraya çevrilmesi yolu
Kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olan borçlu, aynı borç için taşınmazını ipotek olarak vermiştir. Daire, taşınmazı ipotek eden kefil hakkında da İcra ve İflas Kanunu (İİK) 45’in uygulanacağını ve alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiğini belirtmiştir. Dosya kapsamındaki gerekçeler karşısında karar düzeltme koşulları oluşmadığından başvuru reddedilmiş ve para cezasına hükmedilmiştir.
Yargıtay 12. HD, E. 2010/3174, K. 2010/15516, T. 17.06.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.02.2010
Kefalet limitini aşan ödemenin iadesinde zamanaşımı
Kredi kartı sözleşmesinde kefil olan davacı, kefalet limitini aşan borcu ödedikten sonra fazla kısmın iadesini istemiş; yerel mahkeme talebi kabul etmiş, daire sebepsiz zenginleşmedeki bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle bozmuştur. Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığın sözleşmeden doğduğunu ve on yıllık sözleşmesel zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirterek kabul sonucunu doğru bulmuş, direnme kararını değişik gerekçeyle onamıştır. Karşı görüş, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olduğunu savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2010/93, K. 2010/88, T. 17.02.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul