kadastro
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
22 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi15.04.2026
Birleşen davada taraf olmanın diğer parsellere ilişkin temyiz hakkı vermemesi
Kadastro davasında Hazine, yalnız kendi davasına konu ettiği parsel dışında asıl dosyadaki taşınmazlara ilişkin hükmü de temyiz etti. 8. Hukuk Dairesi, bu taşınmazlar hakkında Hazine tarafından dava veya müdahale bulunmadığını ve Hazine aleyhine hüküm kurulmadığını belirterek temyiz dilekçesini reddetti.
Yargıtay 8. HD, E. 2024/5892, K. 2026/2564, T. 15.04.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi17.04.2025
Kadastro öncesi zilyetlik devrinde muris muvazaası iddiası
Davacılar, murisin 1980'de taşınmazı davalıya devrinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş; ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi davayı reddetmiştir. Yargıtay, taşınmazın kadastro tespitinden önce zilyetlik devriyle davalıya geçtiği ve tapulu taşınmaz temlikinin söz konusu olmadığı yönündeki değerlendirmeyi yerinde bulmuş; iki davacı yönünden temyizi değer sınırından reddedip diğer davacı yönünden kararı onamıştır.
Yargıtay 1. HD, E. 2024/1120, K. 2025/2055, T. 17.04.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi02.10.2023
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali davasında hak düşürücü süre
Davacılar, ortak mirasbırakandan kaldığını ileri sürdükleri taşınmazın miras payları oranında adlarına tescilini istemiş; ilk derece mahkemesi kadastrodan önceki nedene dayalı davanın on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirterek reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı korumuştur. Yargıtay, kadastro tespiti kesinleştikten sonra on yıllık süre içinde dava açılmadığını belirterek temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.
Yargıtay 1. HD, E. 2022/4682, K. 2023/5011, T. 02.10.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi12.02.2021
Vekile usulsüz tebligat ve usule aykırı keşif ara kararına sonuç bağlanması
Davacı, kadastroda davalı adına tespit edilen taşınmazların tespitinin iptali ile miras payları oranında mirasçılar adına tescilini istemiş; mahkeme, keşif giderinin kesin süre içinde yatırılmaması üzerine davayı kabul etmiş ve hüküm dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir. Daire, gerekçeli kararın dahili davalı vekiline muhatabın adreste bulunmadığı araştırılıp şerh verilmeden çalışanına tebliğ edildiğini, 7201 sayılı Kanun'un 17. maddesine aykırı bu tebligatın usulsüz olduğunu ve temyizin süresinde sayılacağını kabul etmiştir. Esasa ilişkin olarak, 3402 sayılı Kanun'un 36. maddesine uygun kurulmayan, önceden yatırılan keşif ücretini mahsup etmeyen ve masrafı hangi tarafın ödeyeceğini açıklamayan ara karara sonuç bağlanamayacağını, taksim olgusunu ispat yükünün davalıda olduğunu belirtmiştir. Davalı tarafa yöntemine uygun yeniden süre verilip keşif yapılması gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 16. HD, E. 2017/5299, K. 2021/1107, T. 12.02.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi01.10.2020
Orman sınırı dışında kalan taşınmazda zilyetlikle kazanım
Hazine adına tespit edilen zeytinlik vasfındaki taşınmazın iptali ve tescili istemi kabul edilmiş; Dairenin önceki bozma ilamına karşı karar düzeltme istenmiştir. Yargıtay, kesinleşmiş orman sınırlandırmalarının taşınmazı orman dışında bıraktığını ve keşif, tanık anlatımları ile ziraat raporunun zilyetlikle kazanım koşullarını desteklediğini belirtti. Önceki bozma ilamını kaldırarak, pasif husumet ehliyeti bulunmayan belediye yönünden ret kararı verilmesi için hükmü bu nedenle bozdu.
Yargıtay 16. HD, E. 2020/1409, K. 2020/3928, T. 01.10.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.02.2020
Kadastro davasında usulsüz tebligat nedeniyle dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi
Kadastro mahkemesince verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, davalılardan ikisine ait gerekçeli karar tebligatlarının ayrı adreste oturan eşe yapıldığını, diğer davalılara ise bilinen en son adres denenmeden doğrudan MERNİS adreslerine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapıldığını, bunun 10/2. madde karşısında tebligatı usulsüz kıldığını kabul etmiştir. Gerekçeli karar ve temyiz dilekçesinin usulüne uygun tebliği, temyiz süresinin beklenmesi ve dosyanın 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 433/3. maddesine göre düzenlenmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 20. HD, E. 2017/8243, K. 2020/1083, T. 27.02.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu04.11.2015
Mera parselinin özel mülkiyete tescilinde geçici madde koşulları
Hazine, geçmişte mera niteliğindeki taşınmazın belediye adına tescilinin iptalini istemiş; mahkeme, mera vasfı ve 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, belediye tescilinin devamına imkân veren bu koşulların taşınmazın geçmiş kullanımına, imar planına ve mera niteliğinin sürüp sürmediğine göre araştırılması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2014/1313, K. 2015/2411, T. 04.11.2015Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi08.06.2015
Kıyı kenar çizgisindeki taşınmazın tapusunun iptali davasında iptal kararının etkisi
Hazine, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümünün tapusunun iptali ve kıyı olarak terkini için dava açmış; mahkeme kadastrodan sonra on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, ret kararına dayanak olan 5841 sayılı Kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve derdest davada yeni hukuki durumun uygulanması gerektiğini belirterek hükmü bozmuş; yeniden yargılamada kıyı kenar çizgisinin ve yargılama giderlerine ilişkin düzenlemenin değerlendirilmesini istemiştir.
Yargıtay 8. HD, E. 2015/1380, K. 2015/12673, T. 08.06.2015Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu05.12.2012
Yenileme kadastrosuna itiraz ile mülkiyet iddiasında görev ve inceleme
Orman İdaresinin davasının yenileme kadastrosuna itiraz mı, mülkiyet iddiası mı, yoksa her ikisi mi olduğu dilekçeden açıkça anlaşılamamıştır. Hukuk Genel Kurulu, öncelikle istemin açıklattırılmasını; yenileme işlemi yönünden teknik uygunluğun Kadastro Mahkemesince, mülkiyet isteminin ise görevli genel mahkemede değerlendirilmesini ve iki istem birlikteyse ayrı ayrı ele alınmasını gerekli görmüştür. Bu ayrım ve gerekli araştırma yapılmadan verilen direnme kararı bozulmuştur. Azınlık görüşü, talebin mülkiyete ilişkin olduğu ve Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiği yönündedir.
Yargıtay HGK, E. 2012/875, K. 2012/1017, T. 05.12.2012Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.02.2010
Kadastro davasında yanlış davalı gösterilmesinin temsil hatası sayılması
Kadastro tutanağındaki malik adının düzeltilmesini isteyen davacı davalı olarak Kadastro Müdürlüğünü göstermiş; yerel mahkeme talebin esasını inceleyip kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu istemde doğru hasmın Hazine olduğunu, davacının asıl dava etmek istediğinin Hazine olduğunun dilekçeden anlaşıldığını ve Kadastro Müdürlüğünün gösterilmesinin temsilcide yanılma sayılması gerektiğini kabul etmiştir. Davacıya doğru hasma yönelme olanağı tanınıp esasın incelenmesi gerekirken direnilmesi nedeniyle karar bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2010/70, K. 2010/86, T. 17.02.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu18.11.2009
Kadastro hatasından doğan zararda Devletin TMK 1007 sorumluluğu ve adli yargı yolu
Davacı kooperatif, kadastro tespitiyle şahıslar adına tescil edilen ve tapu siciline güvenerek satın aldığı taşınmazların tapularının Hazine'nin açtığı dava sonunda iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zarar için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiştir. Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin işin esasını inceleyerek verdiği hükmü, zararın Hazine'nin kadastro tespitine itiraz etmemesinden doğduğu ve ihmali nitelikteki idari eylemden kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda görüleceği gerekçesiyle bozmuş; yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, tapu işlemlerinin kadastro tespitinden başlayarak birbirini takip ettiğini ve kadastro işlemleriyle bir bütün oluşturduğunu, bu kayıtlardaki hatalardan Devletin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007. maddesi anlamında kusursuz sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Genel Kurul, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer konudaki ihlal kararlarına ve kendi 2003/1-646 E., 2003/692 K. sayılı kararına da değinerek davanın adli yargıda görülmesi gerektiği sonucuna varmış ve direnme kararını yerinde bulmuştur. Hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2009/383, K. 2009/517, T. 18.11.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.01.2009
Orman kadastrosu sınırındaki taşınmazda yolsuz tapunun iptali ve hak düşürücü süre
Orman Yönetimi, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürdüğü taşınmazın tapusunun iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul etmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Yargıtay, öncesi kamu malı orman olan taşınmaz için arazi kadastrosunda kişiler adına oluşturulan tapunun taşınmazın orman niteliğini değiştirmeyeceğini, bu tapuları edinenlerin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesindeki iyi niyetle iktisap koşullarından yararlanamayacağını ve yolsuz tescil niteliğindeki bu tapuların 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğini kabul etmiştir. Hüküm oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/15375, K. 2009/519, T. 20.01.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi19.01.2009
Kadastroda eski rızai paylaşım iddiasıyla tapu tespiti
Davacı, miras bırakanın taşınmazlarının yaklaşık yetmiş yıl önce mirasçılar arasında yapılan rızai paylaşımda kendisine bırakıldığını ileri sürerek kadastro tespitine itiraz etmiş, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, dosya kapsamı ve hükmün dayandığı delillerde hukuka aykırılık görmeyerek temyiz itirazlarını reddetmiş ve hükmü onamıştır.
Yargıtay 16. HD, E. 2008/10205, K. 2009/205, T. 19.01.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.06.2008
Kesinleşmiş orman sınırında kalan 2/B alanında ikinci kadastro ile oluşan tapunun iptali
Hazine, kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürdüğü ve 1984 yılındaki genel arazi kadastrosunda gerçek kişi adına tespit edilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Yargıtay, taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalıp Hazine adına orman niteliğiyle tescil edildiğini, 1984 yılındaki arazi kadastrosunun 766 sayılı Kanun'un 46. ve 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince ikinci kadastro olarak hükümsüz sayılacağını, aslı orman olan taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının malikine mülkiyet kazandırmayacağını kabul etmiştir. Taraflar arasında daha önce görülen davanın dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağını, orman niteliğindeki yerleri edinenlerin tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağını ve Hazinenin 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan dava açabileceğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/4257, K. 2008/9287, T. 27.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi03.04.2008
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazda belediye tapusunun iptali ve Hazine adına tescil
Davacı belediye, taşınmazın beyanlar hanesine konulan orman şerhinin silinmesini; Hazine ise kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın belediye adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme belediyenin davasını reddetmiş, Hazinenin davasını kabul etmiştir. Yargıtay, davası bulunmayan ve aleyhine açılan dava reddedilen Orman Yönetiminin kararı temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesini reddetmiştir. Belediyenin temyizi yönünden ise uzman orman bilirkişi raporuyla saptanan olgular karşısında kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeki taşınmaz için arazi kadastrosu ya da Orman Yönetimi ile Hazinenin taraf olmadığı mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtlarının hukuki değeri bulunmadığı, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı kanunların uygulanacağına dair yasa hükmü bulunmadığı ve Hazinenin bu davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek belediyenin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek yerel mahkeme hükmünü onamıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/1564, K. 2008/5261, T. 03.04.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi11.03.2008
Harman yerinin Hazine adına tesciline karşı dava ve on yıllık hak düşürücü süre
Davacı köy tüzel kişiliği, kadastro tespitinde orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın köyün harman yeri olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile özel siciline yazılmasını istemiştir. Yerel mahkeme, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca sınırlandırılarak özel siciline yazılması gereken mera, yaylak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağından 12. maddedeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığını kabul etmiştir. Taraf delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 14. HD, E. 2008/1911, K. 2008/3034, T. 11.03.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu28.11.2007
Orman dışına çıkarılan taşınmazda kadastro mahkemesinin görevi
Davacı, orman sınırı dışına çıkarılmış taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adına tescilini istemişti; ancak taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmemiş, yalnızca orman parseli olarak tapuya aktarılmıştı. Hukuk Genel Kurulu, kadastro mahkemesinin görevinin taşınmaz için tespit tutanağı düzenlenmesiyle başlayacağını belirterek uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerektiği sonucuna vardı ve direnme kararını görev yönünden bozdu.
Yargıtay HGK, E. 2007/909, K. 2007/891, T. 28.11.2007Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.12.2006
Kesinleşmiş orman kadastrosu içinde makiye ayırmanın yok hükmünde olması ve zilyetlik
Davacılar, 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmazın 1957 yılında makiye ayrıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini ve beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesini istemiş; yerel mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm esas yönünden davacılarca, avukatlık ücreti ve beyanlar hanesine davacılar yararına şerh konulması yönünden Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde yasaya aykırı kurulan ve yasal dayanağı bulunmayan komisyonlarca yapılan makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğunu, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesi uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiğini ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 ve 18. maddeleri karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağını belirterek tescil isteminin reddini isabetli bulmuştur. Daire, 2924 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre kullananın beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için taşınmazın orman köyü sınırları içinde olması gerektiğini, beldenin mahallesindeki taşınmazda şerhin değiştirilmesinin yasaya aykırı olduğunu ve davalı Hazine yararına nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu yanlışlıklar yeniden yargılama gerektirmediğinden şerhe ilişkin paragraf hükümden çıkarılmış, avukatlık ücreti düzeltilmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2006/14641, K. 2006/17945, T. 20.12.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.03.2006
Tespit dışı bırakılan yerde sonraki orman sınırlandırmasının ikinci kadastro sayılması
Davacı, zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tescilini istemiş; yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Özel Daire, karar düzeltme aşamasında, taşınmazın 1957'de kesinleşen gezici arazi kadastro mahkemesi kararıyla orman olarak tespit dışı bırakıldığını, bu kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturduğunu ve sonraki orman sınırlandırmasının bu sonucu ortadan kaldırmayacağını belirterek hükmü davanın reddi için bozmuş; yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kadastro sırasında bir yerin tespit dışı bırakılmasının da kadastro işlemi olduğunu, 31.07.1957 tarihi itibarıyla tesis kadastrosunun yapıldığını, 08.07.1970 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırmasının ise ikinci kadastro niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Genel Kurula göre bu orman sınırlandırması 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca yok hükmündedir ve bütün sonuçlarıyla geçersizdir; direnme kararı oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2006/106, K. 2006/68, T. 15.03.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu08.06.2005
Orman olarak kesinleşen kadastro kaydının iptali ve dava süresi
Arazi kadastrosunda orman olarak kesinleşip Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümünün vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak iptali ve tescili istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu tespitin orman kadastrosunu da kesinleştirdiğini; kesinleşmiş orman kaydının iptalini yalnız tapu sahiplerinin 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki süre içinde isteyebileceğini, vergi kaydı ve zilyetliğin yeterli olmadığını kabul etmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün temyizi taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmiş, Hazine lehine direnme kararı bozulmuştur; karşı oy, arazi kadastrosuna ilişkin on yıllık sürede açılan davanın görülebileceğini savunmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2005/327, K. 2005/377, T. 08.06.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu02.04.2004
Vakıf şerhi davalarında on yıllık kadastro süresi
Vakıf şerhinin tapuya yazılması veya sicilden silinmesi istemli davalarda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Vakfa ait taviz bedeli, taşınmaz yükü niteliğindedir; vakıf şerhinin sonradan kayda yazılması taşınmaz malikini bu yükümlülükten kurtarmaz. Karşı oyda, vakıf mallarının kamusal niteliği nedeniyle on yıllık sürenin uygulanmaması gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay İBGK, E. 2003/1, K. 2004/1, T. 02.04.2004Özel Hukuk ve Medeni Usul