itirazın iptali
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
41 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.04.2026
İtirazın iptali davasında direnme kararına karşı temyizde miktar yönünden kesinlik sınırı
Davacı, rücuen tahsil amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırarak davayı reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, temyiz edilebilirliğin kararın verildiği tarihteki kesinlik sınırına göre belirleneceğini, buradaki kararın direnme kararını da kapsadığını ve sınırın belirlenmesinde faiz, icra tazminatı ve yargılama gideri gibi kalemlerin değil yalnız asıl alacağın dikkate alınacağını kabul etmiştir. Takip ve davaya konu 184.667,01 TL, direnme kararı tarihinde geçerli 378.290,00 TL temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2025/555, K. 2026/252, T. 15.04.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi29.01.2026
Genel kredi sözleşmesinden doğan alacakta itirazın iptali kararının onanması
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağı için asıl borçlu şirket ve kefil aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi, hesap kat ihtarının kefile 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca 04.10.2017 tarihinde tebliğ edildiğini ve kefilin 06.10.2017 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek kefil yönünden nakdi alacak hükmünü kaldırıp yeniden hüküm kurmuştur. Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararında hukuk kurallarına aykırılık ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1 ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.
Yargıtay 11. HD, E. 2025/3575, K. 2026/600, T. 29.01.2026Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi06.11.2025
İşe başlatmama tarihindeki ücretin ispatı
Davacı, işe iade kararından sonra işe başlatılmadığı için işçilik alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı bölge adliye mahkemesince korunmuştur. Yargıtay, işe başlatmama tarihindeki ücretin geçersiz fesih tarihindeki ücretten daha yüksek olduğunu ispat yükünün işçide bulunduğunu ve asgari ücret oranına göre artış varsayımının yeterli olmadığını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2025/7139, K. 2025/8622, T. 06.11.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi22.10.2025
İşe iade davası reddedilen işyeri hekiminin kıdem ve ihbar tazminatı için itirazın iptali
İşyeri hekimi olarak çalışan davacı, işçilik alacakları için başlattığı icra takiplerine davalının itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiştir. İlk derece mahkemesi, işe iade kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesince feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle bozulup davanın reddedildiğini belirterek boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatına ilişkin takip yönünden talebi reddetmiş, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin takip yönünden kısmen kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, ayrıntılı gerekçe açıklamadan bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, davalının husumet ve hesaplamaya ilişkin temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek kararı onamıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2025/6638, K. 2025/8202, T. 22.10.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi27.11.2024
İtirazın iptali davasında husumet ve organik bağ iddiası
Davacı, işe iade kararı sonrası davalılar arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek alacaklarının tahsili için icra takibi başlatmış ve itirazın iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davalılar vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, icra takibinde borçlu olarak gösterilen ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ'nin işe iade davasında davalı olarak yer almadığını ve hakkında hüküm kurulmadığını, bu nedenle sıfat yokluğu bulunduğunu belirterek kararın bozulmasına hükmetmiştir.
Yargıtay 9. HD, E. 2024/11412, K. 2024/15313, T. 27.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.11.2024
Ödeme emrine asıl alacağın maddi hatayla eksik yazılması ve itirazın iptali davası
Davacı, takip talebinde 600.000,00 TL olan asıl alacağın yetkili icra müdürlüğünce ödeme emrine 600,00 TL olarak yazıldığı takipte itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi usulüne uygun ödeme emrine karşı itiraz bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrini takip talebine uygun düzenleme görevinin İİK 60 uyarınca icra müdürlüğünde olduğunu, hatanın icra memurundan kaynaklanan açık maddi hata sayılacağını, davalının tutar farkını hiç ileri sürmeyerek HMK 29'daki dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını kabul etmiştir. Tahkikat aşamasına gelmiş davanın usulden reddinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, işin esasının incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: iki üye bozmaya katılmakla birlikte, birinde davacıya süre verilerek ödeme emrinin şikâyet yoluyla düzelttirilmesi, diğerinde yalnız 600,00 TL üzerinden geçerli takip yönünden esasa girilmesi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2023/1139, K. 2024/581, T. 27.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.10.2024
İcra inkâr tazminatına ilişkin direnme kararında temyiz kesinlik sınırı
Davacı, fuel oil tankı imalatına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak için başlattığı takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı istemini reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ön sorun olarak, kesinlik sınırının belirlenmesinde yalnız asıl alacağın esas alınacağını ve karar tarihindeki sınırın direnme kararını da kapsadığını belirterek, 106.173,66 TL asıl alacağın direnme kararının verildiği 25.05.2023 tarihindeki 238.730,00 TL temyiz sınırının altında kaldığını kabul etmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir. Karşı görüş: parasal sınır artışının bozma üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanamayacağı, ön sorun bulunmadığı ve esasın incelenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Yargıtay HGK, E. 2023/964, K. 2024/532, T. 23.10.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.11.2023
İtirazın iptali davasında takip tarihinde muaccel olmayan ödünç borcu
Davacı, davalıya verdiği paranın bakiyesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesinin ret kararı istinafta kaldırılarak dava kısmen kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki ilişkinin ödünç sözleşmesi olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından TTK'nın cari hesap hükümlerinin uygulanamayacağını ve itirazın iptali davasında alacağın takip tarihinde muaccel olmasının aranacağını belirtmiştir. Belgelerdeki "1-1,5 yıl sonra", "imkânlar dâhilinde taksitlerle" gibi belirsiz ifadelerle kesin bir vade öngörülmediğini, takipten önce ihtar da bulunmadığını, bu nedenle borcun takip tarihinde muaccel olmadığını ve ret kararının hukuka uygun olduğunu kabul ederek direnme kararını bozmuştur. Karşı oy: iki üye, 29.04.2017 tarihli belgeye göre borcun 29.10.2018'de muaccel olduğu görüşüyle direnmenin uygun bulunması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2022/1269, K. 2023/1106, T. 15.11.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi03.05.2023
Arabuluculuk toplantısına davetin Tebligat Kanunu'na tabi olmaması ve dava şartı
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olan davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi arabuluculuk sürecindeki tebligatların davalıya ulaşmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve Yönetmeliğin 24. maddesine göre taraflara ulaşıp toplantıya davet etmenin ve bunu belgelendirmenin arabulucunun sorumluluğunda olduğunu, toplantıya davetin 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığını kabul etmiştir. Arabulucu, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ve telefon bilgilerini kullanarak davet işlemlerini yaptığını ve neden ulaşamadığını 08.11.2019 tarihli son tutanakta belirttiğinden dava şartının yerine getirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 11. HD, E. 2021/8659, K. 2023/2668, T. 03.05.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu29.03.2023
Faturaya dayalı alacağın bilirkişiyle hesaplanmasının likitliği ve icra inkâr tazminatı
Davacı, sözleşme kapsamında sattığı ürünlerin faturalarından kalan 151.011,50 TL alacak için başlattığı takibe davalının itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; bölge adliye mahkemesi itirazı 150.849,70 TL yönünden iptal etmiş, alacağın bilirkişi incelemesiyle saptandığı ve likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebini reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, alacağın faturalara dayalı ve hesaplanabilir olduğunu, davalının borç tutarını bildiğini ve itiraz dilekçesinde tutarı belli borcun bir kısmına itiraz ettiğini, alacağın ticari kayıt ve belgelere göre hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılmasının likit olma niteliğini değiştirmeyeceğini kabul etmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının koşulları oluştuğundan direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle oy çokluğuyla bozulmuştur. Karşı oy: alacağın cari hesaptan kaynaklandığı, hesap mutabakatı bulunmadığı ve bilirkişi raporuyla belirlendiğinden likit olmadığı, direnme kararının onanması gerektiği görüşü bildirilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2022/1019, K. 2023/267, T. 29.03.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi18.10.2022
İşveren imzası bulunmayan ibra sözleşmesine dayalı işçilik alacağında itirazın iptali
Davacı işçi, iş sözleşmesinin feshinden sonra düzenlenen ibra sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın bakiyesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; ilk derece mahkemesi ibra sözleşmesinde davalının imzası bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, taraflar arasında 21.10.2013-25.07.2014 tarihleri arasında iş ilişkisi bulunduğunu, ibra sözleşmesi işveren imzası bulunmadığı için geçersiz sayılsa dahi davacının takip dayanağı belgeyle iş ilişkisinden kaynaklanan ücret ve tazminat alacaklarını istediğini ve bu alacakların ücret ile ihbar tazminatı olduğunun sabit bulunduğunu kabul etmiştir. Bu alacakların hesaplandığı 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporu değerlendirilmeden davanın reddi hatalı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/9580, K. 2022/12697, T. 18.10.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.09.2022
Yeni delil ve gerekçeye dayanan kararın direnme değil yeni hüküm sayılması
Davacı, iki ayrı parsel üzerindeki sitede ortak gider alacağı için başlattığı icra takibine davalının itirazının iptalini istemiş; sulh hukuk mahkemesinin ret kararı, uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde çözülmesi gerektiği gerekçesiyle Özel Dairece bozulmuştur. Mahkeme, bozmadan sonra dosyaya aldığı idare mahkemesi kararlarına dayanarak tescil işlemlerinin terkini gerektiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, bozmadan sonra ortaya çıkan yeni delil ve yeni gerekçeye dayanan bu kararın usul hukuku anlamında direnme kararı değil yeni hüküm olduğunu, temyiz incelemesinin Özel Daireye ait bulunduğunu kabul etmiştir. Dosya, temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2020/84, K. 2022/1153, T. 27.09.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu03.03.2022
İmzası inkâr edilen kira sözleşmesinde kira ilişkisinin ispatı ve delil başlangıcı
Davacı, taşınmazında oturan davalının 2013 yılına ait üç aylık 1.800 TL kira borcunu ödemediğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkâr tazminatını ve tahliyeyi istemiş; davalı kira sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi, davalının duruşmada taşınmazda hâlen oturduğunu beyan etmesini HMK'nın 202. maddesi anlamında delil başlangıcı sayıp tanık beyanlarıyla kira ilişkisini kabul ederek Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığının saptandığını, kira bedellerinin bir kısmının davalının kocasınca ödendiğini, davalının beyanının kira ilişkisine dair ikrar niteliğinde olmadığını ve delil başlangıcı sayılamayacağını, bu nedenle tanık dinlenemeyeceğini ve davacının iddiasını HMK'nın 200. maddesi kapsamında yazılı olarak kanıtlayamadığını kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: davalının beyanının kira ilişkisinin ikrarı niteliğinde olduğu ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü bildirilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2019/2, K. 2022/242, T. 03.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu03.03.2022
İcra inkâr tazminatına ilişkin direnme kararının temyizinde kesinlik sınırı
Davacı Kurum, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı hâlde ölüm aylığı aldığını ileri sürdüğü davalı hakkında başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi itirazın iptaline karar vermiş, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebini reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, temyiz sınırının direnme kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre belirleneceğini ve kesinlik sınırında yalnız alacağın aslının dikkate alınacağını kabul etmiştir. Uyuşmazlık konusu icra inkâr tazminatının hesabında esas alınan 52.354,02 TL asıl alacak, 10.12.2019 tarihinde geçerli temyiz sınırının altında kaldığından davacı Kurum vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2020/468, K. 2022/254, T. 03.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.01.2022
Maddi hataya dayalı bozma kararı ve direnme kararının ortadan kaldırılması
Davacı işçi, işe iade kararı sonrası işe başlatmama tazminatı ve diğer alacakları için başlattığı takibe itirazın iptalini istemiş; İş Mahkemesi işe başlama talebinin samimi olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Dairenin davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının araştırılması gerektiğine ilişkin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, fark ücret ve sosyal yardım alacaklarının tefrik edildiğini ve eldeki davada çözülmesi gereken meselenin işe başlama başvurusunun samimi olup olmadığı olduğunu belirterek muvazaa incelemesini öngören bozma kararının somut olaya uygun olmadığını ve açıkça maddi hataya dayandığını kabul etmiştir. Özel Daire bozma kararı ile direnme kararı ortadan kaldırılmış ve temyiz itirazlarının yöntemince incelenmesi için dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2019/662, K. 2022/64, T. 27.01.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu16.09.2021
Kredi alacağına dayalı itirazın iptalinde bankacılık uzmanı bilirkişi gerekliliği
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak için yaptığı takibe borçlu ve kefillerin itirazlarının iptalini istemiş; asliye hukuk mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bilirkişi raporlarının uzman olmayan kişilerce düzenlendiği ve banka kayıtlarının incelenmediği gerekçesiyle verilen Özel Daire bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK 266 uyarınca çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulacağını, hukukçu bilirkişilerin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını kabul etmiştir. Mahkemenin, HMK 273 uyarınca görev alanını açıkça belirleyerek bankacılık konusunda uzman bilirkişiye banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırması gerektiğini belirtmiştir. Direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/1311, K. 2021/1016, T. 16.09.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi21.06.2021
Ecrimisil alacağına itirazın iptalinde süresinde ileri sürülen zamanaşımı itirazı
Davacılar, tapu iptali ve tescil davasının açıldığı tarihten takip tarihine kadar olan ecrimisil alacağı için başlattıkları icra takibine davalının itirazının iptalini istemiş; mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, davalının cevap dilekçesinde süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğunu, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılmasının ecrimisil talebine engel olmadığını belirtmiştir. Takip tarihi olan 05.07.2012'den geriye doğru 5 yıllık ecrimisile hükmedilmesi gerekirken zamanaşımına uğrayan kısım da dâhil edilerek hüküm kurulmasını doğru bulmayarak kararı bozmuştur.
Yargıtay 8. HD, E. 2020/2026, K. 2021/5304, T. 21.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi06.04.2021
İşe iade sonrası alacaklarda icra inkâr tazminatı ve taleple bağlılık
İşe iade kararından sonra işe başlatılmayan davacı işçi, işe iade sonrası alacaklar için başlattığı takiplere yapılan itirazın iptalini, icra inkâr tazminatını ve fark kıdem, ihbar, ikramiye ve prim alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay, reddedilen 23.835,20 TL'lik kısım temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığından davacının temyiz istemini reddetmiştir. Davalının temyizi üzerine, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırı olarak dava dilekçesindeki dönem aşılarak prim alacağının kabul edilmesini hatalı bulmuş ve ilk derece ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını bozarak ortadan kaldırmıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2021/761, K. 2021/7663, T. 06.04.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi01.02.2021
İşçiyi insan kaynaklarına yönlendiren işe davet ve işe başlama başvurusunun samimiyeti
Davacı işçi, lehine sonuçlanan işe iade davası sonrası başvurusuna rağmen işe başlatılmadığını ileri sürerek alacaklarına ilişkin icra takibine itirazın iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi, işverenin davacıyı yalnız insan kaynakları departmanıyla iletişime geçmeye çağırıp işyeri ve ücreti belirtmediğinden davetin samimi olmadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay, anonim şirket olan davalının işe dönmek isteyen davacıyı insan kaynakları birimine yönlendirmesinin tek başına samimiyetsizlik göstermediğini, aksine bu birime başvurmadan ve iş şartlarını öğrenmeden karşı ihtarname gönderen işçinin başvurusunun samimi olmadığını kabul etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak ortadan kaldırılmıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2019/8265, K. 2021/2936, T. 01.02.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.11.2020
Eser bedeli için itirazın iptalinde kesin hesap ve icra inkâr tazminatı için likitlik
Yüklenici davacı, iş bedeli alacağına ilişkin ilamsız takiplere davalı iş sahibinin itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; Asliye Ticaret Mahkemesi asıl davada karar verilmesine yer olmadığına ve icra inkâr tazminatına, birleşen davada kısmen kabule hükmetmiş, keşifle kesin hesap çıkarılmasını ve icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını belirten 15. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, asıl davadaki alacağın taraflarca imzalanan devir protokolü ile davalının itiraz etmeden ticari defterlerine işlediği faturalara dayandığını, davalı tarafından belirlenebilir ve likit olduğunu, bu nedenle itirazın yerinde olmadığını ve 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir. Birleşen davadaki iki faturanın davalının ticari defterlerinde yer almadığını, alacağın gerekirse keşifle bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini ve likit olmadığını saptamıştır. Direnme kararı asıl dava yönünden onanmış, birleşen dava yönünden bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/495, K. 2020/904, T. 17.11.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi08.07.2020
Kira alacağına dayalı takipte itirazın iptali davasında sulh hukuk mahkemesinin görevi
Taşınmazı satın alan davacı, kiracı olarak kullandığını belirttiği davalılar hakkında kira alacağı için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiş; Sulh Hukuk Mahkemesi kira ilişkisinin ispatlanamadığını, alacağın ecrimisil niteliğinde olduğunu kabul ederek görevsizlik nedeniyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay, takip talebinde ve ödeme emrinde borcun kaynağının kira alacağı olarak gösterildiğini, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasındaki beyanlarından da davanın kira alacağına yönelik takibe itirazın iptali davası olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğini ve görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu kabul etmiştir. Esasa girilerek karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmayarak hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 8. HD, E. 2020/1666, K. 2020/4677, T. 08.07.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi30.06.2020
İşe başlatma başvurusu süresinin kesinleşme şerhli kararın tebliğinden başlaması
İşe iade kararı sonrası işe başlatılmayan davacı, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı için başlattığı takibe davalının itirazının iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise işe iade başvurusunun gerekçeli kararın tebliğine göre on günlük süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle kararı kaldırıp davayı reddetmiştir. Daire, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin 5. fıkrası gereğince işverene başvuru için öngörülen sürenin kesinleşmeden itibaren değil, kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren başladığını, işçinin kesinleşen kararı kendi olanaklarıyla öğrenmesinin yeterli olmadığını kabul etmiştir. Kesinleşme şerhli kararın 30.11.2015 tarihinde tebliğinden sonra 01.12.2015 tarihinde yapılan başvuru süresinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 22. HD, E. 2017/36274, K. 2020/8139, T. 30.06.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi22.04.2020
Tüketici hakem heyetine başvurmadan dershane ücreti için itirazın iptali davası açılması
Davacı, davalının dershane ücretinin bakiye 2.300,00 TL'sini ödemediğini, başlattığı icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Mahkeme, tüketici hakem heyetine başvurulmadan icra takibi yapılamayacağı ve dava açılamayacağı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay, tüketici hakem heyetlerinin mahkeme niteliği taşımadığını, itirazın iptali davasına bakmanın heyetin görevine girmediğini ve 7063 sayılı Kanun'la değişik 6502 sayılı Kanun'un 68/1. maddesine göre tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndaki haklarının saklı olduğunu, bu nedenle davacının hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir. Hüküm, esasa girilerek karar verilmesi için davacı yararına bozulmuştur.
Yargıtay 13. HD, E. 2020/1155, K. 2020/3580, T. 22.04.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 19. Hukuk Dairesi29.01.2020
Bilinen son adrese tebligat bozmasından sonra kefilin itirazın iptali davası
Kredi borcuna kefil olan davacı, alacaklı bankaya yaptığı ödeme nedeniyle asıl borçlu davalı şirket aleyhine başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını istemiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi önceki bozma ilamında, genel kredi sözleşmesindeki davalı adresinin Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bilinen son adres kabul edilerek dava dilekçesinin buraya tebliğ edilmesi gerektiğini, usulsüz tebligatla esasa girilmesinin HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu belirtmiştir. Bozmaya uyan mahkeme, davacının kefil olarak borca mahsuben 164.000,00 TL ödediğini ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 496. maddesine göre alacaklının haklarına halef olduğunu kabul ederek davayı kabul etmiştir. Daire, ayrıca gerekçe göstermeden delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek hükmü onamıştır.
Yargıtay 19. HD, E. 2018/3400, K. 2020/142, T. 29.01.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul
Devamı (17 karar)
- Yargıtay HGK, E. 2017/824, K. 2019/885, T. 17.09.2019 — İtirazın iptali davasında incelemenin takibe konu faturalarla sınırlı olması
- Yargıtay 8. HD, E. 2018/4174, K. 2019/6173, T. 19.06.2019 — Paylı taşınmazda paydaştan ecrimisil istemi ve intifadan men koşulunun araştırılması
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/8750, K. 2019/5435, T. 13.06.2019 — Kiraya verenin değişmesi sonrasında katma değer vergisinin net kiradan hesaplanması
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/9391, K. 2019/4175, T. 07.05.2019 — Uçak kirasında itirazın iptali hükmünün oyçokluğuyla onanması
- Yargıtay HGK, E. 2017/697, K. 2019/514, T. 02.05.2019 — Dava şartı yokluğundan ret kararının gerekçesinde esasa ilişkin değerlendirme yapılması
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/9990, K. 2019/3427, T. 16.04.2019 — Hakem heyeti sınırındaki alacakta itirazın iptali davasına tüketici mahkemesinin bakması
- Yargıtay HGK, E. 2017/2077, K. 2019/119, T. 12.02.2019 — Kredi kartı borcunda 5464 sayılı Kanun'un özel faiz hükmü ve ek rapora uymama gerekçesi
- Yargıtay 13. HD, E. 2018/2046, K. 2019/892, T. 31.01.2019 — Devremülk satış sözleşmesinden caymada tapu devri, resmî şekil ve kesin yetki
- Yargıtay HGK, E. 2017/1201, K. 2017/716, T. 12.04.2017 — Kayyımın ecrimisil davasında yargı harçlarından muafiyeti
- Yargıtay 19. HD, E. 2016/774, K. 2016/7461, T. 26.04.2016 — İtirazın iptali davasında eksik harç ve yemin delili
- Yargıtay 6. HD, E. 2014/7892, K. 2014/11363, T. 21.10.2014 — Kira alacağının önceki icra takipleri yerine sözleşmeye göre hesaplanması
- Yargıtay 6. HD, E. 2013/15342, K. 2013/17211, T. 24.12.2013 — Tespit ilamı sonrası sözleşme artışıyla fark istenememesi
- Yargıtay 3. HD, E. 2012/11046, K. 2012/14920, T. 12.06.2012 — Kira artış şartı gözetilmeden itirazın iptali davasının reddi
- Yargıtay HGK, E. 2010/376, K. 2010/397, T. 14.07.2010 — İcra inkâr tazminatında alacağın likit olması
- Yargıtay HGK, E. 2010/286, K. 2010/330, T. 16.06.2010 — Tahsilat makbuzunun çek borcunun ödendiğini kanıtlama gücü
- Yargıtay 19. HD, E. 2009/2694, K. 2010/552, T. 26.01.2010 — İflasın ertelenmesinin itirazın iptali davasına etkisi
- Yargıtay 15. HD, E. 2007/4752, K. 2008/1114, T. 25.02.2008 — İflasın ertelenmesinde alacak davası ve takip yasağı