hakkın kötüye kullanılması
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
8 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu05.11.2025
Tüketici kredisinde takas-mahsup talimatıyla emekli maaşına banka blokesi
Malulen emekli olan davacı, kullandığı tüketici kredileri nedeniyle davalı bankanın emekli maaşına koyduğu blokenin kaldırılmasını ve kesilen tutarların iadesini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi blokenin kaldırılmasına, alacak talebinin reddine karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Dairece temyiz itirazları reddedilmiş olan davacının direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz başvurusunu reddetmiştir. Davalının temyizi yönünden, kredi sözleşmeleri ve ek taahhütnamelerle verilen virman-takas-mahsup muvafakatinin haksız şart sayılamayacağını, somut olayda cebri icra işlemi değil borcun ifa biçimine ilişkin bir yetki bulunduğunu, blokenin kaldırılmasının istenmesinin TMK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve bu yönde 21.03.2025 tarihli, 2022/2 Esas, 2025/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bulunduğunu belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: emekli maaşının haczedilemezliği ve bundan feragatin geçersizliğine ilişkin hükümlerin emredici olduğu, takas-mahsup yetkisi veren sözleşme hükümlerinin 2004 sayılı Kanun'un 83/a ve 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesine aykırı olduğu görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2023/593, K. 2025/686, T. 05.11.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu31.01.2024
Emekli maaş hesabından kredi taksiti kesilmesine verilen muvafakatin geçerliliği
Davacı, kredi kullandığı davalı bankanın emekli maaş hesabına bloke koyarak kesinti yaptığını ileri sürerek blokenin kaldırılmasını ve kesintilerin durdurulmasını istemiş, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi haczi yasak haklara ilişkin önceden yapılan anlaşmaların geçersiz olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının üç kredide de ilk taksitten itibaren maaş hesabından virman yoluyla ödemeyi tercih ettiğini, hesapta tasarrufuna engel bir bloke bulunmadığını, bu nedenle muvafakat hükümlerinin haksız şart sayılamayacağını belirtmiştir. İİK ve 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki haczedilemezlik kurallarının cebri icraya ilişkin olduğunu, somut olayda cebri icra değil borcun ifa biçimine ilişkin bir yetki bulunduğunu, düzenli kesintilere itiraz etmeyen davacının sonradan kesintilerin iptalini ve iadesini istemesinin TMK'nın 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması olduğunu kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki devir ve temlik yasağı emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğundan bankanın aldığı muvafakat geçersizdir.
Yargıtay HGK, E. 2023/52, K. 2024/29, T. 31.01.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu09.11.2022
Dava açıldıktan sonra onarıma izin veren tüketicinin seçimlik hakkını tüketmesi
Davacı tüketici, satın aldığı aracın sinyal kolundaki arıza nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimini, ıslahla da olmazsa sözleşmeden dönülerek bedelin iadesini istemiş; ilk derece mahkemesi aracın gizli ayıplı olduğu gerekçesiyle değişime karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik haklarda tüketicinin serbestliğinin asıl olduğunu, ancak somut olayın özelliklerine göre bu tercihin TMK'nın 2/2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılabileceğini belirtmiştir. Davacının davayı açtıktan yirmi iki gün sonra yetkili servise başvurarak arızayı onartmasıyla, servis formundaki ihtirazi kayda rağmen seçimlik hakkını tükettiğini kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy: Dava hakları saklı tutularak yapılan onarım seçimlik hakkın değiştirildiği anlamına gelmez, direnme kararı onanmalıydı.
Yargıtay HGK, E. 2021/246, K. 2022/1480, T. 09.11.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.01.2022
Objektif neden olmadan yapılan belirli süreli sözleşmede işverenin belirsiz süre savunması
Davacı işçi, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek bakiye süre ücreti ve cezai şart istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi sözleşmenin 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre belirsiz süreli olduğu gerekçesiyle bakiye süre ücreti talebini reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına bu yönden direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olmadığını ve kesinlik sınırını aştığını belirledikten sonra, davacının yaptığı işin süreklilik taşıdığı için objektif koşulların bulunmadığını kabul etmiştir. Ancak işçiyi koruyan bu kuralın ancak işçi tarafından ileri sürülebileceğini, işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunmasının TMK'nın 2/2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve mahkemenin objektif nedeni re'sen araştıramayacağını belirterek sözleşmeyi belirli süreli saymıştır. Direnme kararı bozulmuş, bozmanın uyulan kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2021/778, K. 2022/65, T. 27.01.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.06.2021
Objektif neden olmadan yapılan belirli süreli iş sözleşmesinde bakiye süre ücreti
Bir yıl süreli sözleşmeyle çalışan davacı işçi, sözleşmenin süresinden önce feshedildiğini ileri sürerek bakiye süre ücretini istemiş; İş Mahkemesi davayı kabul etmiş ve sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif şartların bulunmadığı gerekçesiyle verilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, somut olayda 4857 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki objektif koşulların bulunmadığını, ancak işçiyi koruyan bu normun yalnız işçi tarafından ileri sürülebileceğini, işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve mahkemenin objektif nedenleri re'sen değerlendiremeyeceğini kabul etmiştir. Direnme değişik gerekçeyle uygun bulunmuş, esasa ve miktara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya 9. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2017/2903, K. 2021/837, T. 24.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.02.2020
Miktarı bankanın takdirine bırakılan ticari kredi erken kapama ücretinin denetimi
Davacı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredileri erken kapatırken bankanın tahsil ettiği 20.080,20 TL erken kapama ücretinin fahiş olduğunu ileri sürerek şimdilik 9.000,00 TL'nin iadesini istemiş; mahkeme sözleşmenin 15.6. maddesinin bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Dairenin bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bankanın erken kapama talebini kabul yükümlülüğü bulunmasa da bu hakkını kullanırken ve ücreti belirlerken 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına uymak zorunda olduğunu, sözleşmede öngörülebilir bir oran belirlenmediğini belirtmiştir. Diğer bankaların aynı özellikteki kredilerde uyguladığı erken kapama ücreti oranları ve tarafların menfaatleri gözetilerek alınan ücretin bankacılık uygulamalarına ve bu maddeye uygunluğunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/410, K. 2020/189, T. 20.02.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.12.2019
Ticari kredinin erken kapatılmasında erken kapama ücretinin dürüstlük kuralıyla sınırı
Davacı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredileri erken kapatırken davalı bankanın tahsil ettiği 1.558.378,24 Euro erken kapama ücretinin fahiş olduğunu ileri sürerek istirdadını istemiş; yerel mahkeme %2 oranını hakkaniyete uygun bularak davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşmenin 34.9. maddesinin belirli bir oran öngörmeyip erken kapama tarihindeki faiz oranlarına dayanan bir hesap yöntemi içerdiğini, bu nedenle davacı açısından öngörülemez ve belirsiz olduğunu, bankanın bu hesapla davacının kredilerinden elde etmeyi düşündüğü tüm faizi elde ettiğini saptamıştır. Bankanın erken kapama ücretini serbestçe belirleyebileceğini, ancak bunun sınırının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğunu belirterek diğer bankaların aynı özellikteki kredilerde uyguladığı oranlar ve tarafların menfaatleri gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki ve ilave gerekçelerle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2019/567, K. 2019/1346, T. 12.12.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu12.03.2019
Fiilen birlikte yaşarken ölüm aylığı almak için boşanma hakkın kötüye kullanılmasıdır
Davalı kadın, eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı sürdürdüğü hâlde hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı ve sağlık yardımı almış; Kurum sağlık giderlerini icra yoluyla istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, sağlık hizmeti giderlerinin bir kısmı için 5510 sayılı Kanun’un Geçici 45. maddesindeki tahsil etmeme kuralı bulunsa da, aylık hakkını elde etmek amacıyla yapılan boşanma sonrası eski eşle yaşamaya devam etmenin Türk Medeni Kanunu (TMK) 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu kabul etti. Bu nedenle Geçici 45. madde korumasından yararlanılamaz ve sağlık giderleri iade edilmelidir; direnme kararı bozuldu. Karşı görüş, kişinin genel sağlık sigortalısı olarak kapsama girdiği ve sağlık giderlerinin tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle direnmenin onanmasını savundu.
Yargıtay HGK, E. 2015/2743, K. 2019/275, T. 12.03.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul