hak düşürücü süre
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
26 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi20.11.2024
TÜRKPATENT YİDK kararının iptali davası
Davacılar, "masa ayağı" konulu tasarım tescil başvurusunun TÜRKPATENT YİDK tarafından hükümsüz kılınmasına itiraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın hak düşürücü süre geçirildiği gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, tebligatın usulüne uygun yapıldığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sonuç olarak, temyiz istemi reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Yargıtay 11. HD, E. 2023/6868, K. 2024/8119, T. 20.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi06.02.2024
Ön ödemeli konut satışında bağlı kredi ve bankaya karşı hak düşürücü süre
Tüketici, ön ödemeli konut satış sözleşmesiyle satın aldığı konutun süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmeden döndüğünü ileri sürerek satıcı şirket ve konut kredisini kullandıran banka aleyhine ödenen bedelin iadesi, sözleşmelerin iptali ve tapu iptali ile tescil istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bankanın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, davalılar arasındaki garantörlük sözleşmesi, kredinin satıcı şirket hesabına aktarılması ve inşaatın tamamlanma seviyesi dikkate alındığında kredinin bağlı kredi olduğunu kabul etmiştir. Satıcı şirketin teslim tarihini Ekim 2017'ye ertelediğini bildirmesinin bankaya yapılmamış olmasının 6502 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki amaç karşısında tüketici aleyhine sonuç doğurmayacağını, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığını belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtay 3. HD, E. 2023/1912, K. 2024/487, T. 06.02.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi06.12.2023
Yabancı hukukta hak düşürücü süre ve işçilik alacakları giderleri
Davacı, Türkmenistan'daki işinde çalıştığı döneme ilişkin fesih ve çalışma alacaklarını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Türkmenistan hukukundaki üç aylık başvuru süresinin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay bu ret kararını yerinde bulmuş, ancak içtihat değişikliğinden önceki uygulamaya güvenerek dava açan davacıya vekâlet ücreti ve yargılama gideri yüklenmesini hakkaniyete aykırı görerek bu kalemleri çıkarıp kararı düzelterek onamıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2023/14447, K. 2023/19092, T. 06.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi02.10.2023
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali davasında hak düşürücü süre
Davacılar, ortak mirasbırakandan kaldığını ileri sürdükleri taşınmazın miras payları oranında adlarına tescilini istemiş; ilk derece mahkemesi kadastrodan önceki nedene dayalı davanın on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirterek reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı korumuştur. Yargıtay, kadastro tespiti kesinleştikten sonra on yıllık süre içinde dava açılmadığını belirterek temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.
Yargıtay 1. HD, E. 2022/4682, K. 2023/5011, T. 02.10.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi14.04.2022
Görevsizlik kararı kesinleşmeden gönderme istenmişken davanın açılmamış sayılması
Davacılar, çocuklarının karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemiş; mahkeme, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen bozma kararına uyarak görevsizlik kararı vermiş, ardından iki haftalık süre içinde gönderme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle 18/03/2021 tarihli ek kararla davaların açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Daire, HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararı kesinleşmeden önce görevsiz mahkemeye yapılan başvurunun da geçerli olduğunu, davacı tarafın kesinleşmeden önce 04/03/2020 ve 26/08/2020 tarihli dilekçelerle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istediğini saptamıştır. Bu dilekçeler gözden kaçırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak ek karar davacı yararına bozulmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2022/1106, K. 2022/3628, T. 14.04.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi25.01.2022
Hizmet tespitinde blok çalışmanın hak düşürücü süresi
İşçi, 1990'dan 1998'e kadar kesintisiz çalıştığını, ancak sigorta girişinin 1997'de bildirildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay çoğunluğu, işe giriş bildirgesi ile kısmi prim bildirimlerinin kesintili çalışmaya karine oluşturduğunu; bildirilmeyen 1997 öncesi dönem bakımından beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini kabul etti ve hizmet tespiti kararını bozdu. İki üye, sonradan yapılan bildirimin kesintisiz blok çalışma içindeki dönemi Kuruma duyurduğunu, bu nedenle sürenin blok çalışmanın bittiği tarihten hesaplanması ve kararın onanması gerektiğini savunarak karşı oy kullandı.
Yargıtay 10. HD, E. 2021/10293, K. 2022/1056, T. 25.01.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu16.07.2020
Hizmet tespiti davasında hak düşürücü süre ile prime esas kazancın ispatı
Hukuk Genel Kurulu, 1994–2002 dönemindeki hizmet tespiti talebinde, başka işverenden bildirilen çalışma nedeniyle kesilen ve işveren belgeleriyle Kuruma bildirilmeyen önceki dönemin hak düşürücü süreye uğradığını kabul etti. Prime esas kazanç yönünden ise hizmet tespiti davasının kamusal niteliği gereği yazılı delille ispat sınırlamasının uygulanamayacağını; kesinleşmiş işçilik alacağı kararıyla belirlenen son ücretin güçlü delil olduğunu, ancak bu ücretin tüm çalışma dönemine doğrudan taşınamayacağını belirtti. Bu gerekçelerle direnme kararı iki uyuşmazlık yönünden de bozuldu. Ücretin yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunan karşı oy, ikinci uyuşmazlık bakımından ayrıca yer aldı.
Yargıtay HGK, E. 2016/2141, K. 2020/585, T. 16.07.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu30.06.2020
SGK ödeme emrinin iptali davasının süresinde açılması ve harç yatırma tarihi
Davacı, şirket ortağı sıfatıyla kendisine 02.03.2004 tarihinde tebliğ edilen Sosyal Güvenlik Kurumu ödeme emrinin iptalini istemiş; İş Mahkemesi davayı kabul etmiş, davanın 10.03.2004 tarihinde açıldığı ve yedi günlük hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin irdelenmediği gerekçesiyle verilen 10. Hukuk Dairesi bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesindeki yedi günlük sürenin hak düşürücü olduğunu, harca tabi davalarda davanın harcın yatırıldığı tarihte açılmış sayılacağını ve başka mahkemeye gönderilmek üzere verilen dilekçede ilk verildiği mahkemede harcın yatırıldığı tarihin esas alınacağını belirtmiştir. Dilekçe 08.03.2004 tarihinde İstanbul 4. İş Mahkemesine verilip harcı aynı gün yatırıldığından davanın süresinde açıldığını kabul ederek direnmeyi yerinde bulmuş, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı 10. Hukuk Dairesine göndermiştir.
Yargıtay HGK, E. 2018/1022, K. 2020/496, T. 30.06.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi04.12.2013
Menfi tespit hükmünün belirsizliği ve istirdat süresinin geçirilmesi
Kira borcuna ilişkin menfi tespit ve birleşen istirdat davaları kısmen kabul edilmiştir. Yargıtay, asıl davada borçlu olunmayan ve geri alınacak tutarların açıkça gösterilmemesini, birleşen davada ise bir yıllık hak düşürücü süre geçirildiği hâlde ret kararı verilmemesini yanlış bularak hükmü bozmuştur.
Yargıtay 6. HD, E. 2013/6250, K. 2013/16243, T. 04.12.2013Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu14.11.2012
Hizmet tespiti davasında hak düşürücü süre ve kesintisiz çalışma
Davacı, murisinin 1998–2001 dönemindeki bildirilmeyen çalışmalarının ve sigorta başlangıcının tespitini istemiş; mahkeme davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesindeki sürenin uygulanmasında çalışma bildiriminin ve ileri sürülen kesintisiz çalışmanın önem taşıdığını, süre değerlendirmesinden önce devamlılık iddiasının araştırılması gerektiğini kabul etmiştir. Eksik incelemeyle verilen direnme kararı bu nedenle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2012/735, K. 2012/795, T. 14.11.2012Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu15.06.2011
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazlarda hak düşürücü süre
Hukuk Genel Kurulu (HGK), Hazine’nin orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına dayanarak açtığı tapu iptali davasında, uygulanacak 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla değiştiğini dikkate aldı. Önceki bozmanın taşınmazın niteliğine dayalı esas değerlendirmesi hükümden çıkarıldı; yeni yasal metin uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı yeniden incelenmek üzere direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2011/231, K. 2011/425, T. 15.06.2011Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu30.12.2009
Hizmet tespiti davasında fiilî çalışmanın ve sürenin araştırılması
Hukuk Genel Kurulu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve sigortalılığın ancak fiilî çalışmayla oluşacağını vurguladı. Davacının şoförlük iddiası bakımından kayıtlar, sürücü belgesi, araçlar, çalışma arkadaşları ve hal/kooperatif kayıtları araştırılmalı; bildirim dışı çalışma nedenleri ile beş yıllık hak düşürücü süre de çalışma kesintili olup olmadığına göre değerlendirilmelidir. Bu incelemeler yapılmadan verilen direnme kararı bozuldu; yerel mahkeme Anayasa’ya aykırılık iddiasını başka bir dosya için yapılmış başvuruya dayanarak uygulama dışı bırakamaz.
Yargıtay HGK, E. 2009/581, K. 2009/619, T. 30.12.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi20.01.2009
Orman kadastrosu sınırındaki taşınmazda yolsuz tapunun iptali ve hak düşürücü süre
Orman Yönetimi, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürdüğü taşınmazın tapusunun iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul etmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Yargıtay, öncesi kamu malı orman olan taşınmaz için arazi kadastrosunda kişiler adına oluşturulan tapunun taşınmazın orman niteliğini değiştirmeyeceğini, bu tapuları edinenlerin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesindeki iyi niyetle iktisap koşullarından yararlanamayacağını ve yolsuz tescil niteliğindeki bu tapuların 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğini kabul etmiştir. Hüküm oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/15375, K. 2009/519, T. 20.01.2009Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi09.10.2008
Kesinleşen orman kadastrosu sınırı içindeki taşınmazda tapu iptali ve yolsuz tescil
Davacı idare, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiş; yerel mahkeme, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 80 m2 bölüm dışındaki kısımların 1942 orman kadastrosu dışında bırakıldığını, 1976 çalışmasında orman sınırı dışında kaldığını ya da 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu kısımlar yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. (C) bölümü için ise davanın yargılamanın yenilenmesine değil tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, bu bölümün 1976'da 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman olarak sınırlandırılıp hak düşürücü sürelerin geçmesiyle kesinleşen orman sahasında kaldığını, kesinleşen orman sınırı içindeki yer hakkında kadastro yoluyla oluşan tapunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Sonuçta (C) bölümü dışındaki kısımlar yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, (C) bölümüne ilişkin hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/8409, K. 2008/12530, T. 09.10.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi27.06.2008
Kesinleşmiş orman sınırında kalan 2/B alanında ikinci kadastro ile oluşan tapunun iptali
Hazine, kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürdüğü ve 1984 yılındaki genel arazi kadastrosunda gerçek kişi adına tespit edilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Yargıtay, taşınmazın 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalıp Hazine adına orman niteliğiyle tescil edildiğini, 1984 yılındaki arazi kadastrosunun 766 sayılı Kanun'un 46. ve 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince ikinci kadastro olarak hükümsüz sayılacağını, aslı orman olan taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının malikine mülkiyet kazandırmayacağını kabul etmiştir. Taraflar arasında daha önce görülen davanın dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağını, orman niteliğindeki yerleri edinenlerin tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağını ve Hazinenin 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan dava açabileceğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/4257, K. 2008/9287, T. 27.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu18.06.2008
Kısmen bildirilen hizmetlerde hizmet tespiti hak düşürücü süresi
Miras bırakanın 1955’teki bildirilmeyen çalışmasının tespiti istenmiş ve işveren kayıtlarında aynı dönem için yaşlılık primi kesintileri bulunduğu belirlenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sigortalı hizmete ilişkin belgelerden herhangi birinin kuruma verilmesi veya kurumca tespit yapılması hâlinde hizmet tespiti davasında beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını kabul ederek direnme kararını onamıştır.
Yargıtay HGK, E. 2008/429, K. 2008/437, T. 18.06.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi03.04.2008
2/B ile orman dışına çıkarılan taşınmazda belediye tapusunun iptali ve Hazine adına tescil
Davacı belediye, taşınmazın beyanlar hanesine konulan orman şerhinin silinmesini; Hazine ise kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın belediye adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme belediyenin davasını reddetmiş, Hazinenin davasını kabul etmiştir. Yargıtay, davası bulunmayan ve aleyhine açılan dava reddedilen Orman Yönetiminin kararı temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesini reddetmiştir. Belediyenin temyizi yönünden ise uzman orman bilirkişi raporuyla saptanan olgular karşısında kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeki taşınmaz için arazi kadastrosu ya da Orman Yönetimi ile Hazinenin taraf olmadığı mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtlarının hukuki değeri bulunmadığı, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı kanunların uygulanacağına dair yasa hükmü bulunmadığı ve Hazinenin bu davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek belediyenin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek yerel mahkeme hükmünü onamıştır.
Yargıtay 20. HD, E. 2008/1564, K. 2008/5261, T. 03.04.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi11.03.2008
Harman yerinin Hazine adına tesciline karşı dava ve on yıllık hak düşürücü süre
Davacı köy tüzel kişiliği, kadastro tespitinde orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın köyün harman yeri olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile özel siciline yazılmasını istemiştir. Yerel mahkeme, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca sınırlandırılarak özel siciline yazılması gereken mera, yaylak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağından 12. maddedeki on yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığını kabul etmiştir. Taraf delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 14. HD, E. 2008/1911, K. 2008/3034, T. 11.03.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.02.2008
İdari yargıdaki görevsizlikten sonra adli yargıda dava açma süresi
6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emrinin iptali için açılan dava önce idari yargıda görülmüş ve yargı yolu nedeniyle görevsizlikle sonuçlanmıştı. Hukuk Genel Kurulu, hak arama özgürlüğü için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) görevsiz mahkemeye başvuruya ilişkin on günlük süresini yargı kolları arasındaki görevsizlik kararına da kıyasen uyguladı; koşulları varsa adli yargıda on gün içinde açılan davanın ilk başvuru tarihi itibarıyla süresinde sayılacağını belirtti. Bu nedenle direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2008/139, K. 2008/204, T. 27.02.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu27.02.2008
Kısmen bildirilen kesintisiz hizmette hak düşürücü süre
Sigortalının çalışmasının bir bölümü kuruma bildirilmiş, devam eden kısmı ise bildirilmemiş ve hizmet tespiti istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, işverenin hizmetin bir bölümünü bildirip kayıt altına aldırdığı ve diğer belgelerin bildirilmeyen dönemde aralıksız çalışmayı gösterdiği hâllerde hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını kabul etmiş; direnme kararını uygun bulup dosyayı kalan temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye göndermiştir.
Yargıtay HGK, E. 2008/163, K. 2008/207, T. 27.02.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu30.01.2008
Sahte başvuruya dayalı nüfus kaydının düzeltilmesi
Davacı adına, imzası kendisine ait olmadığı belirlenen belgeye dayanılarak evlilik dışı çocuk nüfusa kaydedilmiş; mahkeme davayı soybağının reddi davası sayarak süre yönünden reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, iddianın baştan yanlış oluşturulan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğunu ve hak düşürücü süreye tabi olmadığını belirterek tüm mirasçıların katılımı, ilgili deliller ve DNA incelemesiyle sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2008/36, K. 2008/47, T. 30.01.2008Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu03.10.2007
SGK prim ödeme emrine itirazda yedi günlük süre
İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumunun prim borcu için düzenlediği ödeme emrinin iptalini istemiş; uyuşmazlıkta prim borcuna ve idari para cezalarına ilişkin farklı süreçler birlikte değerlendirilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesindeki yedi günlük sürenin hak düşürücü olduğunu ve itiraz nedenlerinin borç bulunmaması, ödeme veya zamanaşımıyla sınırlı kaldığını; süre içinde açılıp açılma belirlenmeden bilirkişi raporuyla esasa girilemeyeceğini belirterek direnme kararını bozmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2007/623, K. 2007/717, T. 03.10.2007Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu19.09.2007
Yanlış kişi adına bildirilmiş hizmet kayıtlarında hak düşürücü süre
Davacı, çalışmasının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmiş olmasına rağmen başka bir kişinin kimliği altında görünmesi nedeniyle kaydın kendisine ait olduğunun tespitini istemişti. Hukuk Genel Kurulu, bildirimsiz çalışmanın tespiti için öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin, Kuruma bildirildiği hâlde kimlik bilgileri yanlış kaydedilen çalışmaların aidiyetini belirleme davalarına uygulanamayacağını kabul etti. Bu nedenle direnme kararı bozuldu.
Yargıtay HGK, E. 2007/600, K. 2007/604, T. 19.09.2007Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu21.09.2005
Önalım hakkı süresinde noter bildirimiyle başlar
Yasal önalım hakkı için öngörülen üç aylık hak düşürücü süre, satışın alıcı veya satıcı tarafından noter aracılığıyla hak sahibine bildirilmesiyle başlar; başka yoldan öğrenme süreyi başlatmaz. Hak sahibinin alıcılara gönderdiği ihtarname, kanunun aradığı bildirim olmadığından iki yıllık süre içinde açılan dava süresindedir. Direnme yerinde bulunmuş, esasa ilişkin temyiz incelemesi için dosya 6. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2005/358, K. 2005/470, T. 21.09.2005Özel Hukuk ve Medeni Usul