davaların birleştirilmesi
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
6 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi14.03.2023
Birleştirme kararının hükümden önce tek başına temyiz edilememesi
Kira bedelinin tespiti davasında mahkeme, davanın birleştirilmesine karar vermiş ve taraflar bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay, birleştirme kararına ancak hükümle birlikte başvurulabileceğini belirterek tarafların temyiz dilekçelerini reddetmiştir.
Yargıtay 3. HD, E. 2023/690, K. 2023/592, T. 14.03.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu09.10.2018
Kişisel suçlar ile hâkimlerin görev suçları ayrı yargılanmalıdır
Sanık hakkında kişisel nitelikteki ağır suçlar yönünden yerel ağır ceza mahkemesinde, hâkimlerin görev suçları yönünden ise Yargıtay’da ilk derece yargılaması yürütülmüştür. Ceza Genel Kurulu, görevli mahkeme kararları ve ayrılan suçlar karşısında, kişisel suçlar davasını yeniden görev uyuşmazlığı yaratacak biçimde Yargıtay’daki görev suçları dosyasıyla birleştirmenin zorunlu olmadığını belirtti. Dava kapsamı ve sanık sayısı birlikte görüldüğünde yargılamayı ayırmak makul sürede yargılanma hakkını koruyacağından, yerel mahkemenin birleştirme kararı kaldırıldı. Karşı oy, ortada çözülmesi gereken bir görev ya da birleştirme uyuşmazlığı bulunmadığını savundu.
Yargıtay CGK, E. 2018/389, K. 2018/420, T. 09.10.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu16.05.2017
Kaçak sigara satışında zincirleme suç, hukuki kesinti ve davaların birleştirilmesi
Yerel mahkeme, kaçak sigara satışı nedeniyle sanığı 4733 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkûm etmiş; Özel Daire (7. Ceza Dairesi) hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın aynı yerde 24.04.2012 tarihli benzer eylemi nedeniyle aynı mahkemede ayrı dava bulunduğunu belirterek davaların birleştirilip zincirleme suç hükümlerinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluştuğunu, iddianameden önce aynı suç işleme kararıyla işlenen suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağını ve bu ihtimal varsa dava dosyalarının birleştirilerek değerlendirilmesinin isabetli olacağını kabul etmiştir. İkinci eylemin ilk eyleme ilişkin kamu davası açılmadan işlendiğini ve iki dava arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğunu belirterek itirazı kabul etmiş, Özel Daire kararını kaldırmış ve yerel mahkeme hükmünü, eylemlerin ayrı suçlar mı zincirleme suç mu oluşturduğunun tartışılması ile taksit aralığı, katılma hakkı bulunmayan gümrük idaresi lehine vekâlet ücreti ve TCK 53 uygulaması yönlerinden bozmuştur. Karşı oy: dört üye itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindedir.
Yargıtay CGK, E. 2015/398, K. 2017/272, T. 16.05.2017Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu05.06.2007
Kaçakçılık ve uyuşturucu suçlarının görev ve bağlantı yönünden ayrılması
Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti ile hint keneviri yetiştirme suçları birlikte yargılanmıştı. Ceza Genel Kurulu, özel mahkemelerin görevini düzenleyen mevzuatın atıf hükümlerinden hareketle bu suçların aynı davada birlikte görülmesine yasal olanak bulunmadığını belirterek direnme hükmünü bozdu.
Yargıtay CGK, E. 2007/57, K. 2007/130, T. 05.06.2007Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu22.05.2007
Uyuşturucu ticareti ve kenevir yetiştirme davalarının birleştirilmesi
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti ile uyuşturucu elde etmek amacıyla izinsiz kenevir yetiştirme suçlarından birlikte hüküm kurulmuş, Ceza Genel Kurulunun önündeki uyuşmazlık davaların birleştirilip birleştirilemeyeceği olmuştur. Kurul, 2313 sayılı Kanun’un 27. maddesindeki atıf ile kaçakçılık mevzuatındaki özel yargılama ve birleştirmeme kurallarının sürdüğünü; 2007’de yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanun sonrasında da bu iki suçun birlikte görülemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme hükmü bozulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2007/85, K. 2007/109, T. 22.05.2007Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi14.07.2006
Kadastro tespitine karşı tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği
Kadastroda taşınmaz uzun süreli zilyetlik nedeniyle davalı adına tespit edilmiş; davacılar eski tapu kayıtlarına dayanarak tescilin iptalini istemiştir. Daire, mirasçılık belgelerinin, tapu kayıtlarının kapsamının ve zilyetliğin niteliğinin yeterince araştırılmadığını; önceki bir dosyadaki kapsam belirlemesinin davalıyı bağlamadığını ve zilyetliğin tapu kaydını hükümsüz kıldığının kanıtlanmadığını belirtmiştir. Aynı kayıtlara dayanan bağlantılı kadastro davalarının birlikte görülmesi ve kayıtların 3402 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre uygulanması gerekir; hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 16. HD, E. 2005/13657, K. 2006/5526, T. 14.07.2006Özel Hukuk ve Medeni Usul