dava şartı
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
32 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Ceza Genel Kurulu12.02.2025
Direnme: CMK 141/1-a tazminat isteminde hükmün kesinleşmesi beklenmez
Davacı, 15.02.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 21.02.2017 tarihinde tutuklandığını ve 230 gün tutuklu kaldıktan sonra 03.10.2017 tarihinde tahliye edildiğini belirterek tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, asıl davada henüz hüküm verilmediği ve derdest davalarda koruma tedbirlerine dayalı başvuru yapılamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bu karara direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, CMK'nın 141. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayanan istemin asıl davanın sonucunu etkilemediğini ve o davanın sonucuna bağlı olmadığını, bu nedenle hükmün kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olmadığını; gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahkûmiyet hâlinde mahsup edilebilmesinin de bu sonucu değiştirmediğini kabul etmiştir. Talebin anılan bent kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçeyle ret kararı verilmesi isabetsiz bulunarak direnme hükmü bozulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2024/286, K. 2025/72, T. 12.02.2025Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu20.11.2024
Emekli maaşı haczine yönelik önceki şikâyet kararının kesin hüküm oluşturması
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte verdiği taahhüde rağmen hacizlerin kaldırılmadığını ileri sürerek emekli maaşı haczinin kaldırılmasını istemiş; İlk Derece Mahkemesi şikâyeti kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi önceki icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle şikâyeti reddetmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, icra mahkemesi kararlarının aynı takip dosyasında aynı taraflar arasında ve aynı konuda kesinleşmiş olmak koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için kesin hüküm teşkil edeceğini, her iki şikâyetin konusunun aynı 08.01.2020 tarihli haciz işlemi olduğunu ve her ikisinde de 22.01.2014 tarihli muvafakatin geçersizliğinin ileri sürüldüğünü kabul etmiştir. Tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan şikâyetin HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddine dair direnme kararını yerinde bularak oy çokluğuyla onamıştır.
Yargıtay HGK, E. 2024/283, K. 2024/564, T. 20.11.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi24.06.2024
Arabuluculuk tutanağının iptali talebi ve usulüne uygunluk denetimi
Davacı, işten çıkarılması sonrası imzalatılan arabuluculuk tutanağının irade fesadı ve aşırı yararlanma nedeniyle iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki deliller ve ilgili mevzuat uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek onamıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2024/6726, K. 2024/9933, T. 24.06.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.12.2023
Arabuluculuk son tutanağında muaccel olmayan ilave tediye alacağının hesaba katılması
Davacı işçi, sürekli işçi kadrosuna geçişte imzalanan iş sözleşmesine göre fark ücret ve fark ilave tediye alacaklarını istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi davanın kısmen kabulüne ilişkin kararında, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, iş uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurunun dava şartı olduğunu ve muaccel olmayan alacak için henüz uyuşmazlık ve korunmaya değer menfaat bulunmadığını belirtmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihi olan 25.11.2020'de henüz muaccel olmayan, Cumhurbaşkanı kararıyla 14.12.2020'de ödenecek ilave tediye alacağının kıst yevmiye esasına göre hesaplanarak hüküm altına alınmasını hatalı bulmuştur. Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2023/988, K. 2023/1244, T. 13.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.12.2023
Arabuluculuk son tutanak tarihinde muaccel olmayan ilave tediye alacağının hesaplanması
Davacı işçi, sürekli işçi kadrosuna geçişte imzalanan iş sözleşmesine göre fark ücret, ilave tediye, ikramiye ve genel tatil ücreti fark alacaklarının tahsilini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, 25.11.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı itibarıyla muaccel olmayan 14.12.2020 dönemine ait ilave tediye alacağının hesaba katılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle verdiği bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, muaccel olmayan alacak hakkında henüz uyuşmazlık oluştuğunun ve korunmaya değer menfaat bulunduğunun söylenemeyeceğini, bu alacağın kıst yevmiye esasına göre hesaplanarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu kabul etmiştir. Direnme kararı Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2023/992, K. 2023/1248, T. 13.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.12.2023
Arabuluculuk son tutanak tarihinde muaccel olmayan ilave tediye alacağı
Davacı işçi, sürekli işçi kadrosuna geçişte imzalanan iş sözleşmesindeki asgari ücretin % 17 fazlası ödeme hükmüne dayanarak fark ücret ve fark ilave tediye alacaklarını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, alacakların arabuluculuk son tutanak tarihine kadar kıst yevmiye esasına göre hesaplandığı gerekçesiyle Özel Daire bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 25.11.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı itibarıyla ödeme tarihi Cumhurbaşkanı kararıyla 14.12.2020 olarak belirlenen ilave tediye alacağının muaccel olmadığını, bu alacağın kıst yevmiye esasına göre hesaplanarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu kabul etmiştir. Direnme kararı Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2023/993, K. 2023/1249, T. 13.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.12.2023
Arabuluculuk son tutanak tarihinde muaccel olmayan ilave tediye alacağı
Sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı, iş sözleşmesindeki asgari ücretin % 17 fazlası düzenlemesi uygulanmadan ödeme yapıldığını ileri sürerek fark ücret, ilave tediye ve diğer fark alacaklarını istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğunu, muaccel olmayan alacak hakkında henüz uyuşmazlıktan ve korunmaya değer menfaatten söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Cumhurbaşkanı kararıyla ödeme tarihi 14.12.2020 olarak belirlenen ilave tediye alacağının, arabuluculuk son tutanak tarihi olan 25.11.2020 itibarıyla muaccel olmadığı hâlde kıst yevmiye esasına göre hesaplanarak hüküm altına alınmasını hatalı bulmuştur. Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2023/994, K. 2023/1250, T. 13.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu13.12.2023
Arabuluculuk son tutanak tarihinde muaccel olmayan ilave tediye alacağı
Sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı, iş sözleşmesine aykırı olarak ücretinin düşürüldüğünü ileri sürerek fark ücret, ilave tediye ve diğer işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, 14.12.2020 dönemine ait ilave tediye alacağının hesaba katılması nedeniyle verilen Özel Daire bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, arabuluculuk son tutanağının 25.11.2020 tarihinde düzenlendiğini, bu döneme ait ilave tediyenin Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen ödeme tarihinin 14.12.2020 olduğunu, son tutanak tarihinde muaccel olmayan bu alacağın kıst yevmiye esasına göre hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2023/995, K. 2023/1251, T. 13.12.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi03.05.2023
Arabuluculuk toplantısına davetin Tebligat Kanunu'na tabi olmaması ve dava şartı
Davacı banka, genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olan davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi arabuluculuk sürecindeki tebligatların davalıya ulaşmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve Yönetmeliğin 24. maddesine göre taraflara ulaşıp toplantıya davet etmenin ve bunu belgelendirmenin arabulucunun sorumluluğunda olduğunu, toplantıya davetin 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığını kabul etmiştir. Arabulucu, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ve telefon bilgilerini kullanarak davet işlemlerini yaptığını ve neden ulaşamadığını 08.11.2019 tarihli son tutanakta belirttiğinden dava şartının yerine getirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 11. HD, E. 2021/8659, K. 2023/2668, T. 03.05.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi14.03.2023
Arabuluculuk son tutanağı ile dava tarihi arasındaki dönem için dava şartı yokluğu
Davacı işçi, mevsimlik çalışmaları ve fiilen çalıştığı pozisyon gözetilmeden derece ve kademesinin eksik belirlendiğini ileri sürerek derece ve kademesinin tespiti ile fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve yıpranma primi alacaklarını istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay, davalının diğer temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; ancak arabuluculuk faaliyetinin 07.08.2018 tarihli son tutanaktan önce muaccel olan alacaklar için yapıldığını, hükme esas raporda hesaplamanın dava tarihine göre yapıldığını ve son tutanak ile dava tarihi arasındaki dönem için 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönem yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2023/2788, K. 2023/3884, T. 14.03.2023Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi12.12.2022
Taşınmazın iadesi istenen tüketici davasında zorunlu arabuluculuk istisnası
Davacılar, satın aldıkları taşınmazın ayıplı olduğu iddiasıyla ödedikleri bedelin ve onarım giderlerinin tahsilini ve taşınmazın davalıya iadesini istemiş; İlk Derece Mahkemesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi olduğunu, ancak taşınmazın iadesi talebinin taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği ortaya çıkaran ve taşınmazın aynından doğan bir uyuşmazlık olduğunu, bu nedenle 6502 sayılı Kanun'un 73/A-1-(d) bendi gereğince arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun bulunmadığını kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar yararına bozulmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2022/7326, K. 2022/9352, T. 12.12.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi21.04.2022
Arabuluculuk son tutanağından sonraki dönem alacakları ve ikramiyede temerrüt
Kadroya geçirilen davacı işçi, iş sözleşmesindeki oran dikkate alınmadan ücretinin düşürüldüğünü ileri sürerek ücret, ikramiye ve ilave tediye fark alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca 02.12.2020 tarihli son tutanak ile 16.04.2021 dava tarihi arasındaki dönem için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönem yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Toplu iş sözleşmesindeki enflasyon farkının 31.12.2020 tarihindeki ücrete değil 01.01.2021 tarihindeki ücrete uygulanmasını ve belirli bir vade bulunmadığından son tutanak tarihi temerrüt tarihi olacakken ikramiye farkına farklı temerrüt tarihlerinden faiz yürütülmesini de hatalı bulmuştur. İlk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları bozularak ortadan kaldırılmıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/3559, K. 2022/5020, T. 21.04.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi18.04.2022
696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçinin ücret farkı alacağı
696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı, iş sözleşmesinde ücretinin asgari ücretin belli oranda fazlası olarak belirlendiğini ileri sürerek ücret farkı ve buna bağlı işçilik alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, sözleşmede her dönem geçerli asgari ücretin belli oranında ücret ödeneceğinin öngörülmediğini, belirlenen tutarın kadroya geçiş ücreti olduğunu ve üzerine toplu iş sözleşmesi zamlarının uygulandığını, bu nedenle bireysel iş sözleşmesinden kaynaklanan fark alacak bulunmadığını kabul etmiştir. Alacakların yalnız 01.11.2020'den itibaren uygulanan toplu iş sözleşmesi kapsamında, yapılan fark ödemeleri mahsup edilerek incelenmesi gerektiğini; seri dosyaların bir kısmında hesaplamanın arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönemi de içerdiğini ve bu dönem için dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/3796, K. 2022/4609, T. 18.04.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi10.03.2022
Arabuluculuk son tutanağından sonraki dönem alacakları ve ikramiye faizi
Kadroya geçirilen davacı işçi, ücretinin düşürüldüğünü ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca 10.03.2020 tarihli son tutanak ile dava tarihi arasındaki dönem için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönem yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yüksek Hakem Kurulu kararıyla bağıtlanan toplu iş sözleşmesi davacının 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre yararlandığı bir sözleşme olmadığından ikramiye alacağına en yüksek işletme kredisi faizi uygulanmasını da isabetsiz bulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/2460, K. 2022/3325, T. 10.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi07.03.2022
Kadroya geçen işçinin fark alacaklarında arabuluculuk dava şartı ve faiz başlangıcı
696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı, ücretinin düşürüldüğünü ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, arabuluculuk son tutanak tarihi ile 11.01.2021 dava tarihi arasındaki dönem için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönem yönünden davanın usulden reddi gerektiğini kabul etmiştir. İş sözleşmesinde ödeme günü belirlenmediği, ikramiye ve ilave tediye için de kesin vade bulunmadığı ve önceden temerrüt ispat edilemediğinden faizin 15.09.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağından itibaren başlatılması, ikramiye farkına en yüksek işletme kredisi faizi yerine en yüksek banka mevduat faizi uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/2602, K. 2022/2888, T. 07.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi28.02.2022
Arabuluculuk son tutanağından sonraki dönem alacakları için dava şartı ve ikramiye faizi
Sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücreti düşürülen davacı, ücret, ikramiye ve ilave tediye farkı alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, bilirkişi hesabının dava tarihine kadar yapıldığını, arabuluculuk son tutanak tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için 7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesindeki dava şartı yerine getirilmediğinden bu dönem yönünden davanın usulden reddi gerektiğini kabul etmiştir. Toplu iş sözleşmesinde ikramiye için belirli bir vade bulunmadığından kendiliğinden temerrüt oluşmadığını, faizin son tutanak tarihinden başlatılması ve en yüksek işletme kredisi faizi uygulanmaması gerektiğini de belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 9. HD, E. 2022/1934, K. 2022/2551, T. 28.02.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Ceza Dairesi25.10.2021
Koruma tedbiri tazminatında asıl hükmün kesinleşmesi koşulu
Davacı, hakkındaki gözaltı kararının gerekçesiz uzatıldığını ve aramanın ölçüsüz yapıldığını ileri sürerek 5.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkeme, CMK'nın 142/1. maddesi uyarınca tazminat istenebilmesi için karar veya hükümlerin kesinleşmesi gerektiği ve dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve o davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden hükmün kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olmadığını, ancak talebin CMK'nın 141/1-i bendi kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığını belirtmiştir. Gerekçeli karar başlığındaki dava türü ve dava tarihi hataları da sayılarak hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 12. CD, E. 2019/4521, K. 2021/7208, T. 25.10.2021Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.06.2021
Hakem heyeti sınırında değerle açılan belirsiz alacak davasında dava şartı yokluğu
Davacı tüketici, konut kredisi nedeniyle bankanın kestiği dosya masrafı, ekspertiz ücreti ve komisyonun iadesi için 100 TL üzerinden belirsiz alacak davası açmış; Mahkeme, dava değerinin tüketici hakem heyetinin zorunlu başvuru sınırında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve kapatılan 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalının katılma yoluyla temyizini süre aşımı nedeniyle reddetmiş; 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesindeki zorunlu başvurunun emredici olduğunu ve belirsiz alacak davasında gösterilen asgari miktar görev sınırı içindeyse önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerektiğini kabul etmiştir. Tüketici hakem heyeti mahkeme niteliğinde olmadığından davanın görevsizlik değil dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bu yanılgı dışında direnme kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğunu belirterek kararı değişik gerekçeyle onamıştır. Karşı oy: görevin dilekçedeki asgari değere göre değil, tahkikatla belirlenecek uyuşmazlık değerine göre belirlenmesi gerektiği görüşüyle bozma yönünde oy kullanılmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2017/2234, K. 2021/830, T. 24.06.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi14.09.2020
Kıdem tazminatının belirsiz alacak davasına konu edilmesi ve hukuki yarar
Davacı; kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarını belirsiz alacak davası olarak talep etmiş, iş mahkemesinin kararını davalılar vekili temyiz etmiştir. Daire, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine dayanarak davanın açıldığı tarihte miktarı belirlenebilir olan alacak için belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu durumda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini ve hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olmadığını kabul etmiş; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının kural olarak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini belirtmiştir. Somut olayda kıdem tazminatının belirlenebilir olduğunu, ancak Dairenin önceki kararlarında hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmediği için bu uygulamaya güvenilerek açılan davada bu hususu bozma nedeni yapmadığını ve ilkelerin ilk kararın yayımından sonra açılan davalarda uygulanacağını açıklamıştır. Temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır.
Yargıtay 9. HD, E. 2016/26476, K. 2020/7547, T. 14.09.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu30.06.2020
Tüketici hakem heyetine zorunlu başvuru sınırındaki uyuşmazlıkta dava şartı
Davacı, konut kredisi kullanırken davalı bankaca yapılan kesintilerin iadesini istemiş; Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakan Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiş, 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesindeki hakem heyetine başvuru zorunluluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini belirten Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına, davacının ilçede ikamet ettiği ve miktar itibarıyla ilçe hakem heyetine başvuramayacağı gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 68. madde hükmünün emredici olduğunu ve tüketiciye tercih hakkı tanımadığını, uyuşmazlığın miktar itibarıyla tüketici hakem heyetinin görev sınırı içinde kaldığını, tüketicinin ikametgâhının ilçe olmasının il hakem heyetine başvurma zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2018/18, K. 2020/486, T. 30.06.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi04.06.2020
Ehliyetsizlik ve muvazaa iddialarına dayalı miras payı tescil davası
Davacı, mirasbırakanın taşınmaz payının ehliyetsizlik ve muvazaa nedenleriyle devredildiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemiş; mahkeme dava şartı yokluğundan ret kararı vermiştir. Yargıtay, mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik nedeniyle miras payı oranında açılan davanın dinlenemeyeceğini; ancak muvazaa iddiasının genel muvazaa mı muris muvazaası mı olduğunun açık olmadığını belirtti. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi uyarınca davacıdan bu iddiayı açıklatıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmü bozdu.
Yargıtay 1. HD, E. 2017/56, K. 2020/2252, T. 04.06.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu02.05.2019
Dava şartı yokluğundan ret kararının gerekçesinde esasa ilişkin değerlendirme yapılması
Davacı, köy tüzel kişiliğine borç verdiği 9.400 Euro için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; yerel mahkeme takip talebinin İİK'nın 58. maddesindeki zorunlu unsurları taşımadığı gerekçesiyle davayı ön şart yokluğundan reddetmiş, gerekçesinde borcun miktarının da açık olmadığını belirtmiş ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, usulî ret sebepleri varsa davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, hem usulden hem esastan ret sebeplerine dayanılarak davanın reddedilemeyeceğini belirtmiştir. Gerekçedeki ifadenin delilleri değerlendiren ve işin esasına temas eden kabuller içerdiğini, yeni uyuşmazlıklar doğurabileceğinden hukuka uygun bir gerekçeden söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2017/697, K. 2019/514, T. 02.05.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu11.04.2019
Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi
Davacı, tadilat ve tesisat işleri bedeli için başlattığı takibe davalının itirazının iptalini istemiş; Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesini tebliğ etmeden, uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Özel Daire, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilemeyeceği gerekçesiyle kararı bozmuş, Mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK'nın 115/1. ve 138. maddeleri ile usul ekonomisi ilkesi uyarınca dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilebileceğini kabul ederek direnmeyi yerinde bulmuştur. Görevsizlik kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya 15. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay HGK, E. 2017/2141, K. 2019/442, T. 11.04.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi14.03.2019
Abonelik iptali ve menfi tespit davasında hakem heyetine başvuru şartı aranmaması
Davacı, terör olayları nedeniyle 1990 yılında köyünden göç ettiğini ileri sürerek elektrik aboneliğinin iptalini ve bu abonelikten kaynaklanan 2.665,49 TL borçtan sorumlu olmadığının tespitini istemiş; Tüketici Mahkemesi 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesi gereğince önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerektiği gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir. Yargıtay, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklarda asıl olanın tüketici mahkemesinin görevli olması olduğunu, hakem heyetine zorunlu başvurunun değer bakımından bir sınırlama içerdiğini ve istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğini belirtmiştir. Davacı borç tespitinin yanında abonelik sözleşmesinin iptalini de istediğinden esasa girilmesi gerekirken davanın dava şartı yokluğundan reddi doğru bulunmayarak hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 3. HD, E. 2019/1132, K. 2019/2074, T. 14.03.2019Özel Hukuk ve Medeni Usul
Devamı (8 karar)
- Yargıtay 8. HD, E. 2019/613, K. 2019/2420, T. 07.03.2019 — KHK ile kapatılan kurumun kiracı değil alt kiracı olması hâlinde dava şartı yokluğu
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/4441, K. 2018/11488, T. 14.11.2018 — Vekaletname ve mülkiyet durumundaki eksiklikler tamamlanmadan davanın reddi
- Yargıtay 6. HD, E. 2014/1220, K. 2014/1659, T. 17.02.2014 — Gider avansı ile delil avansı ayrılmadan davanın usulden reddi
- Yargıtay 19. HD, E. 2013/17366, K. 2014/1329, T. 16.01.2014 — Alacak belirliyken açılan belirsiz alacak davasında tam davaya geçiş için kesin süre
- Yargıtay 19. HD, E. 2013/17491, K. 2014/1332, T. 16.01.2014 — Belirli alacakta kısmi dava açılması hâlinde süre verilmeden davanın reddi
- Yargıtay HGK, E. 2012/1170, K. 2012/1172, T. 12.12.2012 — Gider avansı eksikliğinin açık ara kararla tamamlatılması
- Yargıtay HGK, E. 2012/1202, K. 2012/1218, T. 12.12.2012 — Gider avansı ile delil avansının ayrılması ve kesin süre
- Yargıtay HGK, E. 2005/100, K. 2005/119, T. 02.03.2005 — Tasarrufun iptali davasında geçici aciz belgesi