bozmanın sirayeti
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
3 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · 11. Ceza Dairesi12.02.2024
Aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanıyla kredi dolandırıcılığı ve sahtecilik
Sahte nüfus cüzdanıyla bankadan kredi çekilmesi olayında sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri katılan banka vekili ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, resmî belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen bankanın katılan sıfatı bulunmadığından bu suça yönelik temyiz isteğini reddetmiş, nitelikli dolandırıcılık hükümlerini tekerrür ve hak yoksunluklarının infaz aşamasında gözetilebileceğini belirterek onamıştır. Sahtecilik suçunda ise belgenin nesnel aldatıcılık yeteneğinin bulunması gerektiğini, suça konu nüfus cüzdanının aslı ele geçirilemediğinden bu yeteneğin tespit edilemeyeceğini ve suçun unsurlarının oluşmadığını kabul ederek mahkûmiyet hükmünü bozmuş, bozmayı temyiz etmeyen sanığa da sirayet ettirmiştir.
Yargıtay 11. CD, E. 2021/31460, K. 2024/1424, T. 12.02.2024Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu31.01.2017
Lehe bozmanın sirayetinden yararlanan sanığın temyiz hakkı
İlk hükmü temyiz etmeyen sanık, diğer sanıkların başvurusu üzerine verilen lehe bozmanın sirayetiyle yeniden mahkûm edilmiş ve bu ikinci hükmü temyiz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, sirayetin temyiz etmeyen sanığı lehe bozmanın sonucundan yararlandırdığını ancak onun yönünden ilk hükmü temyizen incelemeye açmadığını belirterek, ikinci hükme karşı temyiz hakkı bulunmadığına karar vermiştir. Başsavcılık itirazı reddedilmiştir. Karşı oyda, yeni hükme karşı temyiz yolunun açık olması gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2016/982, K. 2017/29, T. 31.01.2017Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu18.09.2007
Lehe yasa bozmasının kesinleşmiş hükümlülere sirayeti ve hükümde kâtip imzası eksikliği
Özel Daire, piyasaya sahte Amerikan doları sürmek suçundan kurulan hükmü bir sanık yönünden yeni yasalar çerçevesinde değerlendirme için bozmuş; yerel mahkeme bozmadan sonra evrak üzerinde inceleme yaparak bu sanıkla birlikte hükümleri kesinleşmiş iki sanığı da aynı şekilde cezalandırmıştır. Özel Daire, bu sanık hakkındaki hükmü düzelterek onamış, diğer iki sanık hakkındaki sonraki hükmü yok hükmünde sayarak temyiz istemlerini reddetmiş; Başsavcılık, hükmün birinci sayfasında kâtip imzası bulunmadığı ve diğer iki sanık hakkındaki hükmün kesinleşmediği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, bozmadan sonra duruşma yapılmadan evrak üzerinde hüküm kurulmasını 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesine, hem duruşma tutanağı hem gerekçeli karar niteliğindeki hükmün ilk sayfasında tutanak kâtibinin imzasının bulunmamasını 5271 sayılı Kanun'un 219 ve 232. maddelerine aykırı bulmuş ve bu sanık yönünden itirazı kabul ederek hükmü bozmuştur. Genel Kurul, lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmanın hükümleri kesinleşmiş sanıklara 1412 sayılı Kanun'un 325. maddesi uyarınca sirayet edemeyeceğini, bu durumun 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki uyarlama yargılamasıyla özel olarak düzenlendiğini ve sonraki hükmün uyarlama hükmü sayılamayacağını kabul ederek iki hükümlü yönünden itirazı reddetmiştir. Karşı oy: bir üye lehe bozmanın temyiz etmeyen şeriklere de teşmil edilmesi gerektiğini, altı üye ise sonraki hükmün uyarlama hükmü olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek bu yöndeki itirazın kabulü yönünde oy kullanmıştır.
Yargıtay CGK, E. 2007/125, K. 2007/186, T. 18.09.2007Ceza ve Ceza Muhakemesi