borca itiraz
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
7 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu17.09.2025
Bonoda şirket yetkilisinin imzasının şirket kaşesi üzerinde olmaması ve borca itiraz
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu şirket, bonoda kendi kaşesi üzerinde imza bulunmadığını, imzanın dava dışı şirket kaşesi üzerine atıldığını ileri sürerek takibin iptalini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesi borca itirazı kabul ederek takibin durdurulmasına karar vermiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, düzenleme tarihinde her iki şirketin de yetkilisi olan temsilcinin senedi metni kapsayacak şekilde imzaladığını, sorumluluk için imzanın şirketin unvanı ya da kaşesi üzerinde bulunmasının zorunlu olmadığını ve borçlu şirketin senedi düzenleyen olarak sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay HGK, E. 2024/791, K. 2025/539, T. 17.09.2025Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi01.10.2024
Süresinde borca itiraz iddiasıyla takibin durdurulması talebinin reddine karşı şikâyet
Borçlu, borca itirazının süresinde olduğu gerekçesiyle takibin durdurulması talebini reddeden 02.03.2022 tarihli icra müdürlüğü işleminin iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi başvuruyu usulsüz tebligat şikâyeti sayarak süreden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, İİK 16/1 uyarınca yedi günlük şikâyet süresinin işlemin öğrenildiği günden başladığını, borçlunun başvurusunun memur işlemine yönelik şikâyet olduğunu ve 09.03.2022 tarihinde yasal süre içinde yapıldığını kabul etmiştir. İşin esasının incelenmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2024/2766, K. 2024/7990, T. 01.10.2024Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu24.03.2022
İlk karardan farklı hüküm içeren direnme kararının usulden bozulması
Borçlular, kambiyo senetlerine özgü takipte bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek borca itiraz etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi itirazı kabul edip alacaklı aleyhine tazminata hükmetmiş, Özel Daire itirazın reddi gerektiği gerekçesiyle bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise direnirken bu kez borçlular lehine tazminata yer olmadığına karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, ön sorun olarak, bozma kararının tamamına direnildiği hâlde ilk kararda verilen tazminat hükmüne yer verilmemesinin kısmi direnme sayılamayacağını, direnme kararının ilk karardan farklı olamayacağını ve bu nedenle usulüne uygun bir direnme kararı bulunmadığını kabul etmiştir. Direnme kararı usulden bozulmuş, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer görülmemiştir. Karşı oy: kararın kısmi direnme niteliğinde olduğu, ön sorun bulunmadığı ve temyiz incelemesinin yapılması gerektiği görüşündedir.
Yargıtay HGK, E. 2021/861, K. 2022/385, T. 24.03.2022Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi27.09.2021
Borcun esasına girilmeden kabul edilen itirazda alacaklı aleyhine tazminat
Borçlu, bonoya dayalı kambiyo takibinde senedin teminat amacıyla verildiğini ileri sürerek takibin iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi istemi reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek takibin durdurulmasına ve İİK'nın 169/a-6 maddesi gereğince alacaklı aleyhine %20 tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, başvurunun İİK'nın 168/5. maddesine dayalı borca itiraz niteliğinde olduğunu, itiraz senet bedelinin tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle kabul edildiğinden borcun esasına girilmediğini ve bu durumda alacaklının tazminatla sorumlu tutulamayacağını kabul etmiştir. Yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden tazminata ilişkin paragraf hükümden çıkarılarak karar düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay 12. HD, E. 2021/2804, K. 2021/8006, T. 27.09.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu23.02.2021
Bononun teminat senedi olduğunun ek protokolle kanıtlanması ve takibin durdurulması
Borçlu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe dayanak bononun yüklenici sözleşmesi ve ek protokol kapsamında teminat senedi olarak verildiğini ileri sürerek borca itiraz etmiş; icra mahkemesi takibin iptaline karar vermiş ve Özel Daire bozma kararına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, senet metninden anlaşılamayan teminat iddiasının İİK 169/a kapsamında sözleşmede senedin tarih ve miktarına açık atıfla kanıtlanabileceğini, ek protokolün 5-a maddesinde vadesiz bononun 90.000 TL bedeline açıkça atıf bulunduğunu ve düzenleme tarihlerinin aynı olduğunu, bu nedenle bononun teminat amacıyla verildiğinin kanıtlandığını ve itirazın borca itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek direnmeyi yerinde bulmuştur. Ancak İİK 169/a uyarınca itirazın kabulüyle takibin iptali değil durdurulması gerektiğinden, hüküm fıkrasındaki "iptaline" ibaresi "durdurulmasına" olarak değiştirilip karar düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay HGK, E. 2017/350, K. 2021/152, T. 23.02.2021Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi09.07.2020
Takibin kesinleşmesinden sonra alınan mirasın hükmen reddi ilamına dayalı şikâyet
Mirasçı sıfatıyla hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılan borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra mirasın hükmen reddine ilişkin ilamı ibraz ederek hacizlerin kaldırılmasını istemiş, icra müdürlüğünün ret kararını şikâyet etmiştir. İlk derece mahkemesi şikâyeti kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise talebi borca itiraz olarak niteleyip süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Daire, mirasın reddi iddiasının borca itiraz sayılacağına ilişkin Hukuk Genel Kurulu ilkesinin, mirasın reddine ilişkin kararın takibin kesinleşmesinden önce alındığı hâllerde uygulandığını, somut olayda ilamın takibin kesinleşmesinden sonra alındığını belirterek şikâyetin kabulü gerektiğini kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, E. 2019/11002, K. 2020/6831, T. 09.07.2020Özel Hukuk ve Medeni Usul - Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu03.03.2010
Tarafların bozma kararına uyulmasını istemesinden sonra direnme
Borca itiraz davasında kısa kararla gerekçeli kararın farklı olması üzerine verilen bozma sonrasında her iki taraf vekili bozma kararına uyulmasını istemiş, yerel mahkeme ise direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bozma nedenleri kamu düzenine ilişkin değilse tarafların bozmayı kabul iradesinin hukuki sonuç doğuracağını ve mahkemenin artık direnemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme kararı bu nedenle bozulmuş, esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir.
Yargıtay HGK, E. 2010/81, K. 2010/118, T. 03.03.2010Özel Hukuk ve Medeni Usul