Başsavcılık itirazı
Bu etiket Legaluga'nın sınıflandırmasıdır, kararın kendi ifadesi değildir. Kararı kullanmadan önce resmî adresinden doğrulayın.
28 karar, yeniden eskiye
- Yargıtay · Ceza Genel Kurulu22.04.2026
Zorunlu müdafi olmadan yargılama yapılmasında istinafın bozma yetkisi
Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi atanmadan ve duruşmada hazır bulundurulmadan hüküm kurulmasını kesin hukuka aykırılık sayarak bölge adliye mahkemesinin bu nedenle bozma kararı verebileceğini kabul etmiştir. Başsavcılık itirazı kabul edilip Özel Dairenin bozması kaldırılmış; miktar itibarıyla kesin olan konut dokunulmazlığı hükmüne yönelik temyiz reddedilirken hırsızlık hükmünün incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmiştir. Karşı oy kullanan üç üye, Özel Dairenin bozmasını isabetli bularak itirazın reddini savunmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2025/674, K. 2026/251, T. 22.04.2026Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu25.03.2026
Yalnız hukuka aykırılık ifadesi içeren ceza temyiz dilekçesinin yetersizliği
Ceza Genel Kurulu, beraat kararının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu söylemekle yetinen dilekçenin geçerli temyiz nedeni içermediğini kabul etmiştir. Kanun yolu, süre ve şekil ihtarı yeterli olduğundan ek gerekçe sunulması için ayrıca davetiye tebliğini gerekli görmemiştir. Başsavcılık itirazını kabul ederek önceki onamayı kaldırmış ve temyiz istemini sebep yokluğundan reddetmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2025/414, K. 2026/191, T. 25.03.2026Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu26.06.2024
Başsavcılık itirazında otuz günlük sürenin aşılması
Katılan banka vekilinin, sahte kredi kartı üretme mahkûmiyetinin kaldırılarak sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve diğer hükümlerin düzeltilmesi kararını temyiz istemi reddedilmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu ret kararına itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, itirazın sanık aleyhine sonuç doğuracağını ve kararın Başsavcılığa ulaşmasından başlayan otuz günlük sürenin geçmesinden sonra yapıldığını belirterek itirazı reddetmiş, temyiz edilebilirlik konusundaki asıl uyuşmazlığı incelememiştir.
Yargıtay CGK, E. 2021/272, K. 2024/204, T. 26.06.2024Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu17.01.2024
Kaçakçılıkta etkin pişmanlık bildiriminin eksikliği
Kaçak eşya ticareti mahkûmiyetinde Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığa etkin pişmanlık ödemesi hâlinde cezasında uygulanacak indirim oranının bildirilmediği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, indirim oranının ihtarda belirtilmemesini hukuka aykırı bulmuş; ancak sanığın ödeme gücü olmadığını açıklaması ve daha düşük kamu zararını da ödeme iradesi göstermemesi karşısında bu eksikliğin hükmü etkilemediğini kabul ederek itirazı reddetmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2023/302, K. 2024/7, T. 17.01.2024Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu14.10.2021
Zorunlu müdafide nitelikli hâl ve içtihat değişikliğinin geriye yürümemesi
Yerel mahkeme, gece vakti iş yerinden nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan ve müdafi istemeyen sanıklar hakkında müdafi görevlendirmeden mahkûmiyet hükmü kurmuş, Özel Dairenin Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği gerekçesiyle verdiği bozma kararına direnmiş ve direnme hükmü Özel Dairece onanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olduğu ve müdafi atanmadan hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlandığı düşüncesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi için beş yıllık alt sınırın belirlenmesinde cezada artırım öngören nitelikli hâllerin de esas alınması gerektiğini, gece vakti işlenen nitelikli hırsızlıkta Türk Ceza Kanunu (TCK) 143 uyarınca yarı oranda artırım zorunlu olduğundan sanıklara müdafi atanması gerektiğini kabul ederek yalnız temel cezayı esas alan önceki yorumunu değiştirmiştir. Genel Kurul oy birliğiyle, içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceğini ve hükümlerin kesinleştiği tarihte temel cezanın esas alındığı içtihada uygun karara karşı olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni oluşturmayacağını belirterek itirazı değişik gerekçeyle reddetmiştir. Karşı oy: Üç üye, sanıklara müdafi tayin edilmesinin zorunlu olmadığı ve itirazın bu nedenle reddi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2021/35, K. 2021/473, T. 14.10.2021Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 10. Ceza Dairesi29.09.2020
Uyuşturucu ticaretinde bozma kararına Başsavcılık itirazının yerinde görülmemesi
Uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince telefon görüşmeleri dışında her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı ve sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, uyuşturucu maddelerin iletişimin tespitiyle elde edilen bilgilerle ele geçirildiğini ileri sürerek hükmün onanması istemiyle itiraz etmiştir. Daire, itiraza konu kararın itiraz nedenleri tartışılarak verildiğini ve kararda yanlışlık bulunmadığını belirterek itirazı yerinde görmemiş, CMK'nın 308. maddesi uyarınca dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Karşı oy: itirazın kabulü gerektiği görüşündedir.
Yargıtay 10. CD, E. 2020/4962, K. 2020/4531, T. 29.09.2020Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · 14. Ceza Dairesi04.02.2020
Kanun yararına bozma talebinin reddine karşı Başsavcılık itirazının reddi
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddine ilişkin sulh ceza hâkimliği kararı hakkındaki kanun yararına bozma talebi Dairece reddedilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara CMK 308. madde uyarınca itiraz etmiştir. Daire, önceki ilamının usul ve kanuna uygun olduğunu ve itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğini belirtmekle yetinmiş, ayrıca gerekçe açıklamadan itirazı reddetmiş ve itirazın Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir. Karşı oy: kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddine ilişkin kesin hâkim kararlarının kanun yararına bozma yoluyla denetlenebileceği ve talebin içeriğine girilmesi gerektiği görüşündedir.
Yargıtay 14. CD, E. 2019/7135, K. 2020/799, T. 04.02.2020Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.11.2018
Suça sürüklenen çocukta sosyal inceleme yaptırılmama gerekçesinin gösterilmesi
Nitelikli yağma suçundan 5 yıl hapis cezasına mahkûm edilen ve suç tarihinde 17 yaşında olan sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmamış, alınmama nedeni de gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, başka bozma nedeni bulunmayan hükümde sosyal inceleme raporu alınmamasının münhasıran bozmayı gerektirmediği görüşüyle itiraz etmiş, Özel Daire itirazı yerinde görmemiştir. Ceza Genel Kurulu, 15-18 yaş grubundaki sanık hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca sosyal inceleme yaptırılmasının zorunlu olmadığını, ancak aynı maddenin 3. fıkrası gereği yaptırılmama gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğunu kabul etmiştir. Kurul, bu gerekçenin gösterilmemesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 289/1-g maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık oluşturduğunu ve başka bozma nedeni bulunmasa da tek başına bozma nedeni olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir. Karşı oy: bir üye yaptırılmama gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olmadığı, üç üye bunun tek başına bozma nedeni yapılamayacağı görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2016/986, K. 2018/554, T. 20.11.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu15.11.2018
İstinabe ile sorgulanan hükümlü sanığın hüküm oturumuna getirilmemesi ve savunma hakkı
Hırsızlık suçundan yargılanan ve yargı çevresi dışındaki bir ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü bulunan sanığın sorgusu istinabe yoluyla yapılmış, yerel mahkeme hükmü sanığın yokluğunda açıklayarak mahkûmiyetine karar vermiştir. Özel Daire, sanığın kısa kararın okunduğu oturuma getirilmemesini ve istinabe ile alınan savunmasında duruşmalardan bağışık tutulmak isteyip istemediğinin sorulmamasını bozma nedeni saymıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın esas mahkemesinde savunma yapmak istediğine dair bir beyanı bulunmadığını ileri sürerek hükmün onanması istemiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, sorgudan önce sanığa ifadesini esas mahkemesinde vermek isteyip istemediğinin sorulmamasının ve duruşmalardan bağışık tutulma isteği bulunmayan sanığın hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda mahkûmiyetine karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Bu gerekçeyle Başsavcılık itirazı her iki uyuşmazlık yönünden oy birliğiyle reddedilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2018/339, K. 2018/536, T. 15.11.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu03.04.2018
Hükümlü sanığın son oturuma getirilmeden mahkûm edilmesi ve savunma hakkı
Yerel mahkeme, tutuklu sanıkların ceza infaz kurumuna teslimi sırasında kaçmalarına imkân sağladıkları iddia edilen üç sanığı kaçmaya imkân sağlama suçundan mahkûm etmiş, Özel Daire hükümleri düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıkların olay yerinde bulunup bulunmadıklarının ve diğer sanıklarla irtibatlarının araştırılmadığını, eksik araştırmayla hüküm kurulduğunu ileri sürerek itiraz etmiş; Özel Daire itirazı yerinde görmemiştir. Ceza Genel Kurulu öncelikle, başka suçtan hükümlü olarak aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda bulunan ve sorgusunda duruşmadan bağışık tutulma isteği bulunmayan bir sanığın, esas hakkındaki görüşün bildirildiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirilmeden mahkûm edilmesini incelemiştir. Kurul, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine göre bağışık tutulmanın sanığın ya da yetkili kıldığı müdafiin istemine bağlı olduğunu, duruşmada hazır bulunmanın adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olduğunu ve bu haktan feragatin ancak açıkça söylenmesiyle mümkün olduğunu belirterek bu durumu savunma hakkının sınırlandırılması saymıştır. Suçun iştirak hâlinde işlendiği iddiasıyla dava açıldığından itiraz değişik gerekçeyle kabul edilmiş, düzeltilerek onama kararı kaldırılmış ve üç sanık hakkındaki hükümler diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2014/851, K. 2018/144, T. 03.04.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu23.01.2018
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması gerekçesi ve adli para cezası ihtarı
Yerel mahkeme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanığı adli para cezasıyla cezalandırmış ve sanığın önceki bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde kasten yeniden suç işlediği gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 231. maddesini uygulamamıştır. Özel Daire, önceki kararın CMK 231/6-a uyarınca yasal engel olmadığını ve gerekçenin yasal ve yeterli olmadığını belirterek hükmü bozmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin değerlendirmesinin CMK 231/6-b kapsamında olduğu düşüncesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yasal engel oluşturmamakla birlikte sanığın suç işleme eğilimini belirlemede değerlendirilebileceğini ve yerel mahkeme gerekçesinin denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğunu kabul etmiştir. Kurul ayrıca 6545 sayılı Kanunla 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinde yapılan değişikliğin ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarının uygulanma imkânını ortadan kaldırmadığını, gün para cezası çevrilirken TCK 52/2'nin gösterilmemesinin ise kanuna aykırı olduğunu belirterek itirazı kabul etmiş, bozma kararını kaldırmış ve hükmü bu maddenin eklenebileceği açıklamasıyla onamıştır. Karşı oy: İki üye, 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesindeki değişiklikten sonra ihtarın infazı kısıtlayacağı ve hüküm fıkrasından çıkarılması gerektiği görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2015/962, K. 2018/16, T. 23.01.2018Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu16.05.2017
Kaçak sigara satışında zincirleme suç, hukuki kesinti ve davaların birleştirilmesi
Yerel mahkeme, kaçak sigara satışı nedeniyle sanığı 4733 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkûm etmiş; Özel Daire (7. Ceza Dairesi) hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın aynı yerde 24.04.2012 tarihli benzer eylemi nedeniyle aynı mahkemede ayrı dava bulunduğunu belirterek davaların birleştirilip zincirleme suç hükümlerinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluştuğunu, iddianameden önce aynı suç işleme kararıyla işlenen suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağını ve bu ihtimal varsa dava dosyalarının birleştirilerek değerlendirilmesinin isabetli olacağını kabul etmiştir. İkinci eylemin ilk eyleme ilişkin kamu davası açılmadan işlendiğini ve iki dava arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğunu belirterek itirazı kabul etmiş, Özel Daire kararını kaldırmış ve yerel mahkeme hükmünü, eylemlerin ayrı suçlar mı zincirleme suç mu oluşturduğunun tartışılması ile taksit aralığı, katılma hakkı bulunmayan gümrük idaresi lehine vekâlet ücreti ve TCK 53 uygulaması yönlerinden bozmuştur. Karşı oy: dört üye itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindedir.
Yargıtay CGK, E. 2015/398, K. 2017/272, T. 16.05.2017Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu22.04.2014
Farklı kişiler hakkında sahte suç tutanağı düzenlenmesinde zincirleme suç ve mağdur
Orman muhafaza memuru olan sanıklar, beş katılan hakkında farklı tarihlerde sahte suç tutanağı düzenlemiş; yerel mahkeme sanıkları 765 sayılı TCK'nın 339/1 ve 59. maddeleri uyarınca 5'er kez hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, eylemlerin zincirleme biçimde memurun resmî belgede sahteciliği suçunu oluşturduğunu, 765 ve 5237 sayılı kanunlar karşılaştırılarak lehe kanunun belirlenmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, adına sahte belge düzenlenen kişi sayısınca suç oluştuğu görüşüyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni ve mağdurunun kamu olduğunu, katılanların mağdur değil suçtan zarar gören olduğunu, tutanakların bir suç işleme kararı kapsamında düzenlendiğini kabul ederek her iki kanun yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve itirazın reddine karar vermiştir. Karşı oy: beş üye itirazın kabulü gerektiği görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2013/397, K. 2014/202, T. 22.04.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu08.04.2014
Bandrolsüz CD ve DVD satışında zincirleme suç ve iddianameyle oluşan hukuki kesinti
Yerel mahkeme, iki gün arayla aynı yerdeki seyyar tezgâhta bandrolsüz CD ve DVD satan sanığı 5846 sayılı Kanun'un 81/4. maddesi uyarınca iki kez cezalandırmış, Yargıtay 7. Ceza Dairesi hükmü onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği görüşüyle itiraz etmiş, Özel Daire itirazı yerinde görmemiştir. Ceza Genel Kurulu, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında mağdurun toplumu oluşturan bireyler olduğunu, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle oluştuğunu ve sanığın hukuki kesinti oluşmadan bir suç işleme kararıyla aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğini kabul ederek zincirleme suç hükümlerinin (TCK 43/1) uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, Özel Daire onama kararı kaldırılmış ve yerel mahkeme hükmü bozulmuştur. Karşı oy: bir üye, mağdur sayısının onlarca olduğunu ve tutanak tutulmakla suç işleme iradesinin kesintiye uğradığını belirterek sanığın eylemlerinin ayrı suçlar oluşturduğunu ve itirazın reddi gerektiğini yazmış, diğer dört üye de benzer düşüncelerle itirazın reddi gerektiği yönünde oy kullanmıştır.
Yargıtay CGK, E. 2013/591, K. 2014/171, T. 08.04.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu11.03.2014
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kanun yararına bozulması
Dört yıl hapis cezasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; özel daire, kanun yararına bozma kararı verirken bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurmayacağını belirtmiştir. Ceza Genel Kurulu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davanın esasını çözen bir hüküm olmadığını, bu nedenle kanun yararına bozma sonrasında aleyhe sonuç yasağının uygulanamayacağını kabul ederek Başsavcılık itirazını kabul etmiştir. Özel daire kararını kaldırmış ve kararın kanun yararına bozulmasına, devam işlemlerinin mahallinde yapılmasına karar vermiştir.
Yargıtay CGK, E. 2013/102, K. 2014/128, T. 11.03.2014Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu05.03.2013
Temyizde sanığın öldüğünün anlaşılması ve yapılacak işlem
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasından önce sanığın öldüğünün anlaşılması üzerine kamu davasının düşürülmesini istemiştir. Ceza Genel Kurulu, dairenin itirazı kısmen kabul edebileceğini ve ölüm kaydının kesin araştırma gerektirdiğini; temyiz merciinin doğrudan düşme kararı vermek yerine kesinleşmeyi önleyip hükmü yerel mahkemede araştırma ve karar için bozabileceğini kabul etmiş, doğrudan düşme talebine yönelik itirazı reddetmiştir. Dokuz üye, temyiz merciinin doğrudan düşme kararı verebileceği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay CGK, E. 2012/1560, K. 2013/81, T. 05.03.2013Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.03.2012
Atandığından haberdar olunmayan zorunlu müdafie tefhim edilen hükmün sanığa tebliği
Nitelikli yağma suçundan iki sanığın hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü, sanıkların katılmadığı ve baroca görevlendirilen müdafilerin hazır bulunduğu oturumda müdafilere tefhim edilmiş, müdafilerin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıkların kendilerine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmadığını ve hükmün kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek düzelterek onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması istemiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi karşısında, zorunlu müdafie yapılan tefhim ve tebliğin vekâletnameli müdafie yapılan gibi hukuksal sonuç doğurmasının ön koşulunun sanığın atamadan haberdar edilmesi olduğunu, haberdar edilmeyen sanık yönünden hükmün sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının gereği olduğunu kabul etmiştir. Genel Kurul, somut olayda hükmün sanıklara tebliğ edilmediğini, sanıklardan birinin infaz sürecinde verdiği 14.06.2010 tarihli dilekçenin temyiz niteliğinde olduğunu, diğerinin ise hükümden haberdar olup olmadığının bilinemediğini belirtmiştir. Genel Kurul itirazı kabul ederek düzelterek onama kararını iki sanık yönünden kaldırmış ve temyiz incelemesi yapılabilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine oybirliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay CGK, E. 2011/235, K. 2012/110, T. 20.03.2012Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu20.03.2012
TCK 191/2 tedavi ve denetimli serbestlik kararına karşı kanun yolunun itiraz olması
Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan yargılanan sanık hakkında yerel mahkeme 14.02.2008 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar vermiş, Yargıtay 10. Ceza Dairesi sanık müdafiinin temyizi üzerine bu kararı bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın itiraz kanun yoluna tabi olduğunu ileri sürerek Özel Daire bozma kararının kaldırılması istemiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, cezaya hükmedilmeden önce verilen bu kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 223. maddesinde hüküm olarak sayılmadığını, kanun gerekçesine göre davanın derdest olmaya devam ettiğini ve tedbirin TCK 53-60. maddelerinde sayılan güvenlik tedbirleri arasında yer almadığını belirterek, 6217 sayılı Kanunla eklenen cümle yürürlüğe girmeden önce verilen kararların da itiraz kanun yoluna tabi olduğunu kabul etmiştir. Genel Kurul itirazı kabul ederek Özel Daire kararını kaldırmış ve dosyanın itiraz merciince incelenmesi için yerel mahkemeye gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir. Karşı oy: Dört üye, tedbir kararının hüküm niteliğinde olduğunu, kanun yolunun hüküm tarihindeki kurallara göre belirleneceğini ve 14.04.2011 tarihinden önce verilen kararın temyize tabi olduğunu belirterek itirazın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay CGK, E. 2011/785, K. 2012/101, T. 20.03.2012Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu17.05.2011
Orman Kanunu değişikliği sonrası uyarlama yargılamasında verilen kararın kanun yolu
Orman Kanunu'na aykırılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, 5728 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine Sulh Ceza Mahkemesi ek kararla cezayı indirmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Hükümlünün temyizi üzerine Özel Daire, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231/12. maddesi uyarınca kararın itiraza tabi olduğu gerekçesiyle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, uyarlama kararıyla cezanın indirildiğini ve hükmün bu nedenle temyiz edilebileceğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, 1 Haziran 2005 sonrası yasa değişiklikleri nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasının 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine değil 5275 sayılı Kanun'un 98 ilâ 101. maddelerine tabi olduğunu ve bu yargılamada verilen karara karşı kanun yolunun 101/3. fıkra uyarınca itiraz olduğunu kabul ederek Özel Daire kararını sonucu itibarıyla isabetli bulmuştur. Başsavcılık itirazı oy birliğiyle reddedilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2011/66, K. 2011/96, T. 17.05.2011Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu21.12.2010
Atamadan habersiz sanık yönünden zorunlu müdafie tefhim, temyiz süresi ve zamanaşımı
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü, sanığın yokluğunda baroca atanan zorunlu müdafiin yüzüne karşı tefhim edilmiş; sanığın vekili olduğunu bildiren avukatın yargılamanın yenilenmesi ve eski hâle getirme istemli dilekçesini yerel mahkeme temyiz dilekçesi sayarak dosyayı Yargıtay'a göndermiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hükmün süresinden sonra temyiz edildiği gerekçesiyle temyiz istemini 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca reddetmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmeyen sanık yönünden tefhimin temyiz süresini başlatmadığını ve kesintili zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmeyen sanık yönünden müdafie yapılan tefhimin temyiz süresini başlatmayacağını, ayrıca hükümdeki yasa yolu bildiriminde sürenin tefhimden mi tebliğden mi başlayacağının açıkça belirtilmediğini kabul ederek öğrenme üzerine yapılan temyizi süresinde saymıştır. İtiraz kabul edilerek Özel Daire kararı kaldırılmış; 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık zamanaşımı 19.10.2006 tarihinde dolduğundan hüküm bozulmuş ve kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2010/251, K. 2010/267, T. 21.12.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu19.10.2010
Karara bağlanmayan katılma istemi çözülmeden temyizde hükmün esastan bozulması
Kamu malına zarar verme suçundan yargılanan sanıklar hakkında yerel mahkeme beraat kararı vermiş; belediye yalnız bir sanık hakkındaki dosyada katılan olarak kabul edilmiş, dosyaların birleştirilmesinden sonra diğer iki sanık yönünden yapılan sözlü katılma talebi hakkında mahkemece karar verilmemiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Özel Daire, katılma konusunda karar vermeden suçun sabit olduğu gerekçesiyle beraat hükmünü bozmuştur. Başsavcılık, katılma istemi hakkında karar verilmeden esasa ilişkin bozma yapılamayacağını ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinde karara bağlanmayan katılma isteminin 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca kanun yolu incelemesinde karara bağlanabileceğini, inceleme ve araştırma gerekmiyorsa öncelikle dairece karar verilmesi, araştırma gerekiyorsa bunun bozma nedeni yapılması gerektiğini kabul etmiş ve doğrudan esastan aleyhe bozmayı isabetsiz bulmuştur. İtiraz kabul edilerek Özel Daire bozma kararı kaldırılmış ve dosya öncelikle katılma istemi hakkında karar verilmek üzere Özel Daireye gönderilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2010/149, K. 2010/205, T. 19.10.2010Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu15.12.2009
Hırsızlıkta değer azlığı indiriminin koşulları ve olayın bütününün gözetilmesi
Yerel mahkeme, geceleyin apartman dairelerinin önünden ayakkabı çalan iki sanığı dört şikâyetçiye yönelik eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) 142 ve 143. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, Özel Daire hükmü TCK 53. madde uygulaması yönünden düzelterek onamıştır. Başsavcılık, suça konu ayakkabıların değerinin az olduğunu ileri sürerek her suç için TCK 145. maddesindeki indirimin uygulanması gerektiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, 145. maddenin uygulanmasında değerin ceza vermemeyi de haklı saydıracak düzeyde az olması gerektiğini, bunun yanında suçun işleniş şekli, olayın yeri ve zamanı ile failin kişiliğinin gözetileceğini, 765 sayılı TCK 522. maddesiyle bağlantılı yorum yapılmaması ve bu halin TCK 147. maddesindeki ağır ve acil ihtiyaç haliyle karıştırılmaması gerektiğini kabul etmiştir. Sanıkların bu işe araç tahsis ederek farklı semtlerdeki apartmanlardan satılabilecek ayakkabıları seçtikleri ve araçta toplam 76 çift çalıntı ayakkabı saptandığı, uygulama koşullarının yalnız sahibi saptanan ayakkabılara göre değil olayın bütünü gözetilerek belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle Başsavcılık itirazı reddedilmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2009/242, K. 2009/291, T. 15.12.2009Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu27.10.2009
Olumsuz görev uyuşmazlığı giderilmeden verilen karara karşı kanun yararına bozma
İdari para cezasına ilişkin idare mahkemesi ve sulh ceza mahkemesinin görevsizlik kararlarıyla doğan olumsuz görev uyuşmazlığı giderilmeden sulh ceza mahkemesi yeniden yargılama yaparak itirazı kısmen kabul etmiş, ağır ceza mahkemesi bu karara yapılan itirazı reddetmiş, Adalet Bakanlığı da ağır ceza mahkemesi kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, delil değerlendirmesinde hataya düşüldüğü iddiasıyla kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle istemi reddetmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise kararların hukuki geçerliliği bulunmadığından istemin bu nedenle reddi gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, sulh ceza mahkemesinin görevsizlik kararı yasa yolu ya da Uyuşmazlık Mahkemesi kararıyla kaldırılmadan davaya yeniden bakılamayacağını, sonradan verilen kararların hukuki değerden yoksun olduğunu ve bunlara karşı 5271 sayılı Kanunun 309. maddesindeki kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağını kabul etmiş; görevsizlik kararının 223. maddenin 10. fıkrası anlamında hüküm sayılmadığını, itiraza tabi olduğunu belirterek Başsavcılığın bu kararın henüz kesinleşmediği görüşüne katılmamıştır. Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, Özel Daire kararı kaldırılmış ve kanun yararına bozma istemi bu gerekçeyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Değişik gerekçe: Çoğunluk gerekçesine katılmayan bir Kurul Üyesi, Kabahatler Kanunu uyarınca verilen kararların 5271 sayılı Kanun anlamında hüküm veya karar niteliğinde olmadığı ve kanun yararına bozmanın bu Kanun sistemindeki kararlara özgü olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü görüşündedir.
Yargıtay CGK, E. 2009/206, K. 2009/250, T. 27.10.2009Ceza ve Ceza Muhakemesi - Yargıtay · Ceza Genel Kurulu03.02.2009
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazda yasa yolu ve merciin inceleme sınırı
Sulh ceza mahkemesi görevi savsama suçundan sanık hakkında kurduğu 5 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, sanığın itirazı üzerine dosya üzerinde inceleme yapan asliye ceza mahkemesi bu kararı kaldırarak sanığın beraatine hükmetmiştir. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi, itiraz merciinin suçun sübutuna ilişkin değerlendirme yapma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle merci kararını yasa yararına bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sübuta ve suçun unsurlarına yönelik başvurunun temyiz istemi niteliğinde olduğunu, kabule göre ise merciin esası inceleyebileceğini ancak beraat kararı veremeyeceğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yasa yolunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 231. maddesinin 12. fıkrasında istisnasız olarak itiraz diye belirtildiğini ve bu kararın 223. maddede sayılan hükümlerden olmadığını kabul etmiş; evrak üzerinde inceleme yapan merciin denetiminin 231. maddenin 6. fıkrasındaki suça ve sanığa ilişkin objektif koşullarla sınırlı olduğunu, kanıt değerlendirmesine girerek beraat kararı vermesinin 231 ve 271. maddelere aykırı olduğunu belirterek itirazı birinci uyuşmazlıkta oybirliğiyle, ikincisinde oyçokluğuyla reddetmiştir. Karşı oy: Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve üyeler, itiraz merciinin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyebilmek için dayanak hükmü tüm yönleriyle esastan incelemesi gerektiğini ve Başsavcılığın ikinci itiraz nedeninin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay CGK, E. 2009/13, K. 2009/12, T. 03.02.2009Ceza ve Ceza Muhakemesi
Devamı (4 karar)
- Yargıtay CGK, E. 2008/101, K. 2008/113, T. 13.05.2008 — Uyarlama ek kararının eski müdafie tebliği ve yeni müdafiin temyiz süresi
- Yargıtay CGK, E. 2008/18, K. 2008/78, T. 08.04.2008 — Başsavcılık iadesinden sonra aleyhe hüküm ve 4959 sayılı Kanun'da önceki beyanın reddi
- Yargıtay CGK, E. 2008/7, K. 2008/56, T. 18.03.2008 — Atamadan habersiz sanık yönünden zorunlu müdafie tefhim ve temyiz süresi
- Yargıtay CGK, E. 2007/125, K. 2007/186, T. 18.09.2007 — Lehe yasa bozmasının kesinleşmiş hükümlülere sirayeti ve hükümde kâtip imzası eksikliği